19 Haziran 2019 Çarşamba

GÖYNÜCEK İLÇESİNİN KERTME-ÇAYAN-ŞARKLU-ÇULPARA-KARASAR-VARAY-DELİ HASAN-ŞEYHLER-TERZİ KÖY-ILISU--CENDER-EFKERİ (İKİZYAKA)-KARAYAKUP-TENCİRLİ-ŞEYHOĞLU- GÖKÇELİ - KOYUNCU-YASSI KIŞLA-GAFARLI KÖYLERİNİ KURANLAR NEREDEN GELDİ ?


GÖYNÜCEK İLÇESİNİN
 KERTME-ÇAYAN-ŞARKLU-ÇULPARA-KARASAR-ILISU-VARAY-DELİ HASAN-ŞEYHLER-TERZİ KÖY-ÇORAN-KARAYAKUP-EFKERİ (İKİZYAKA)-TENCİRLİ-ŞEYHOĞLU- GÖKÇELİ - YASSI KIŞLA-GAFARLI -CENDER-KOYUNCU KÖYLERİNİ KURANLAR NEREDEN GELDİ ?

Bugünkü makalemizde,  Göynücek ilçesinin bazı köylerini kuranların nereden geldiklerini yazacağız. Bunu yaparken yöntemimiz şöyle olacaktır: Önce o köylerin hangi aşiretlerden oluştuğunu bulacağız. Sonra da, o aşiretlerin daha önce nerede olduklarını ve bugünkü yerlerine nasıl geldiklerini belge ve kayıtlara dayanarak anlatacağız. Osmanlı döneminde  kayıtlarını bulduğumuz köyler şunlar:

KERTME KÖYÜ: Osmanlı’nın ilk nüfus sayımı yaptırdığı 1830 kayıtlarında, Kertme köyü Çorum sancağı Emlak  (Bugünkü Mecitözü sınirlarini kapsayan bölge) nahiyesine bağlı görünmektedir. Kertme köyü iki aşiretten meydana gelmektedir. Dedesli ve Anamaslı-Alamaslı aşiretleri. Alamaslı aşiretinden 36 erkek, Dedesli aşiretinden 80 erkek bulunmaktadır. 1837 nüfus sayımında Alamaslılar yer almazken, Dedesli aşiretine bağlı nüfusun da 80’den 60’a düştüğü görülmektedir. Bu da başka köylere göç ettiklerini göstermektedir. (Kaynak: Hacı Haldun Şahin, Osmanlı döneminde Çorum’da aşiretler,  Çorum Belediyesi yayınları)

Kertme köyüne iskan edilen Dedesli aşireti hakkında araştırmaları ile tanınan Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi öğretim üyelerinden Abdullah Gündoğdu, “ Çorum’da Bir Türk Aşireti DEDESLİ “ adlı makalesinde  şöyle demektedir:

“ Dedesli aşireti,  kaynaklarda Maraş Türkmenlerinden olan Gündeşli oymağına bağlı bir cemaat olarak tanımlanmaktadır. Gündeşli aşiretini, Türkmenlerin 24 oğuz boyundan Eymir ile ilişkili görmekteyiz.”

 Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. İbrahim Solak’ın Osmanlı arşivlerine dayanarak yazdığı “ XV1. Yüz yılda Maraş ve Çevresinde Dulkadirli Türkmenleri” isimli eseri de sayın Abdullah Gündoğdu’nun yaptığı tespitleri teyit etmektedir. Sayın Solak’ın Tahrir defterlerine dayanarak verdiği bilgiye göre, Dedesli aşireti 1526 yılındaki kayıtlarda, “Gündeşli ve Değişirli” taifesi içinde on hane olarak yer almaktadır. Aynı tarihte,  Dedesli’nin ikinci bir obası ise, “Tacirli-Tecirli” taifesi içinde on hane olarak görünmektedir. Bu ikinci oba 1526’dan sonraki sayımlarda bulunmamaktadır. Bu da Dedesli aşiretinin 16. Yüzyılın ortalarına doğru orta Anadolu’ya göç ettiklerini göstermektedir. Çorum sancağındaki kayıtlar da bunu doğrulamaktadır.

Osmanlı arşiv uzmanı Cevdet Türkay, “ Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler “ isimli kitabında Dedesli aşireti hakkında şu bilgileri vermektedir.

“ Konar-Göçer Türkman Yörükanı taifesinden olan Dedesli Cemaati, Aksaray, Maraş, Sivas, Kengiri (Çankırı), Rakka, Halep, Malatya, Ayıntap (Gaziantep), İskilip kazası (Çorum sancağı), Kangal kazası (Sivas sancağı), Çukurova, Keskin kazası (Kengiri sancağı), Çorum ve Kırşehir sancaklarında iskan edilmişlerdir. Dedesli Cemaati, Gündeşli aşiretindendir.” (sayfa, 268)

ÇAYAN KÖYÜ: Çayan köyü, 1830 nüfus sayımında aynı Kertme gibi Çorum sancağı, Emlak (Mecitözü) nahiyesine bağlı bir köy olarak görünmektedir. 1830’daki sayımda Çayan aşiretine bağlı 44, Pehlivanlı aşiretinin bir obası olan Hatal cemaatinden ise, 19 erkek nüfus yer almaktadır.1842 yılındaki sayımda bu rakamlara  İnallu yörüklerinden 61 erkek nüfus daha ilave olmuş görünmektedir.  

Çayan köyünü oluşturan bu üç aşireti araştırdığımızda, Çayan cemaati Diyarbakır Bozulus Türkmenleri içinde bulunmaktadır.  İnallu ve  Hatal cemaati ise, Halep Türkmenleri içinde yer almaktadır.

Önce Çayan aşiretine bakalım: Çayan aşireti 1540 tarihli Diyarbakır eyaleti tahrir defterlerinde  108 nefer (erkek), 100 hane, 8 de bekar erkek nüfustan oluşmaktadır.  Şarki Amid'de (Doğu Diyarbakır) Çayan köyünde ve Uzundere bölgesinde yaşamaktaydılar. 1570 yılındaki tahrir defterlerinde ise, 214 nefer, 138 hane ve 66 bekar erkek nüfus bulunmaktadır. (Dr. Tufan Gündüz, Bozulus Aşiretleri, sayfa 92)

18. ve 19. Yüzyılda Osmanlı devleti,  konar göçerleri yerleşik düzene geçirmek için aşiret ve cemaatleri değişik sancak ve eyaletlere iskan politikası izlemiştir. Çayan aşireti de bu tarihten sonra iskan edilmiş olmalıdır. Çayan aşireti hakkında araştırmalar yapan araştırmacı-yazar Ali Sayar, “ Çayan  Türkmenleri ve Konya Ereğli’ye iskanları”  isimli bildirisinde Kırgız Milli Devlet Üniversitesi kaynaklı  bilgilere dayanarak, Çayan cemaatinin Oğuz Türkmenlerinin Salur boyuna mensup olduğunu ifade etmektedir. Yazar,  Mecitözü nahiyesindeki Çayanların da Zile yörüklerinden olduğunu belirtmektedir. Cevdet Türkay ise, Çayan aşireti hakkında şu bilgileri vermektedir:

" Türkman taifesinden olan Çayan aşireti İnsuyu kazası (Konya), Larende kazası (Karaman) sancaklarına iskan edilmişlerdir. " (Osmanlı imparatorluğu'nda Oymak, aşiret ve cemaatler, Sayfa, 71)

 Prof. Dr. Tufan Gündüz "Bozulus Türkmenleri" adlı eserinin 61. sayfasında  Çayan aşireti hakkında şu bilgileri vermektedir:



Çayan köyündeki ikinci aşiret olan İnallu cemaatini ise, Halep ve Diyarbakır Türkmenleri arasında görmekteyiz. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel müdürlüğü’nün yayınladığı  “ 397 Nolu Haleb Livası Mufassal Tahrir Defteri”ne göre, İnallu taifesi çok büyük bir topluluk olup, kendisine bağlı çok sayıda cemaat bulunmaktadır. 1536 yılındaki bu kayıtlarda, İnallu taifesine bağlı olan obalar şunlar: Alayundlu, İsa Hacılı, Çay Basmazlu, Kırımlı, Boranlu, Karayakublu, Sevindik, Emir Ali, Hamzabey, Sad Lebenlü, Bozca Dumanlu, Karacalu, Bayraklu, Aykudlu, Karalu, Dokuz, Taylar, Gök Pirli, Konurlu, Bey Ömerlü ve Basma Kazuklu. 

Prof. Dr. Faruk Sümer, “Oğuzlar-Türkmenler “ adı eserinde İnallu aşiretini, Oğuzların Beydilli boyuna mensup olarak göstermektedir.

Cevdet Türkay’ın Osmanlı arşivlerine dayanarak yazdığı “ Osmanlı İmparatorluğu’nda “Oymak, Aşiret ve Cemaatler” eserinde İnallu’ların iskan edildiği bölgeler hakkında şöyle denilmektedir:

“ Türkman yörükanı taifesindendir. Kengiri (Çankırı), Adana, Ankara, Çorum, Meraş, Sivas, Bozok (Yozgat), Niğde, Tarsus, Diyarbekir, Sis (Kozan), Kastamoni, Rakka, İçel, Hama, Humus, Şabanözü kazası (Kengiri sancağı), Merzifon kazası (Amasya sancağı), Anamur kazası (İçel sancağı). Sayfa, 371.

Diyarbakır’daki İnallu’ların 1570 yılındaki kayıtlarında ise, iki cemaatleri,  718 nefer (erkek), 500 hane ve 218 bekarı bulunduğu ifade edilmektedir. İnallau taifesi Osmanlı kayıtlarında Oğuzların Beydilli boyuna mensup gösterilmektedir. (F. Sümer, Oğuzlar-Türkmenler adlı eseri)  

Hatal aşiretinin kayıtlarına ise Halep Türkmenleri defterlerinde rastlamaktayız. Marmara üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü öğretim üyelerinden Ahmet Emin Dağ’ın “Halep Türkmenleri” adlı doktora tezinde Hatal cemaatinin Oğuzların Bayat boyundan olduğu belirtilmektedir. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün hazırladığı 397 nolu Halep Mufassal defterinde yer alan bilgilere göre, Hatal cemaatinin de içinde bulunduğu Pehlivanlı aşireti ve bağlı obalarda, 1550 yılındaki defterlerde, 520 nefer (erkek) ve 77 bin koyunu bulunduğu belirtilmektedir. 1550 yılından sonraki Halep kayıtlarında Pehlivanlı aşireti yer almamaktadır. Bu da aşiretin tamamının başka yerlere göç ettiğini göstermektedir.  

Mecitözü ilçesinin1831 nüfus sayımında ise, Çayan köyünün milli aşiretine mensup Yazıcıoğlu obası tarafından kışlak olarak kullanıldığı belirtilmektedir. (Dr. Sabit Genç, Osmanlı'dan Günümüze GÖYNÜCEK) Bu yerin, bugün Asar köyünün bulunduğu bölgeye yakın bir yer olduğunu tahmin etmekteyiz.  Bu sayımdaki bilgilere göre Yazıcıoğlu obasına mensup 16 hanede 49 erkek nüfus yaşamaktadır.

KARAYAKUP KÖYÜ: Karayakup köyünün bağlı olduğu  “ Karayakablu” cemaati de Halep Türkmenlerindendir. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 397 Nolu Haleb Mufassal defterindeki kayıtlarda Karayakaplu obası, İnallu taifesinin bir obası olarak belirtilmektedir. İnallu aşiretini Çayan köyü bölümünde anlatmıştık.  Beydilli boyuna mensuptur. Karayakublu obasının 1536 yılındaki kayıtlarında 30 neferi ve 3.132 koyuna sahip olduğu ve Kadirli (Kars-i Meraş) kazasında ikamet ettikleri ifade edilmektedir. Bu tarihten sonraki kayıtlarda Karayakublu obasına rastlanmamaktadır. Bu da başka yerlere göç ettiğini göstermektedir.

 Yeni ulaştığımız bilgiye göre, Kara Yakup köyü, 1570 yılına ait Amasya Mufassal defterinde Gökçeli köyüne bağlı bir mezra olarak yer almaktadır. Dr. Sabit Genç'in "Osmanlı'dan Günümüze GÖYNÜCEK" isimli kitapta yer alan bilgilere göre, 1831 nüfus sayımında, Karayakup köyünde 62 erkek nüfus yaşamaktadır. 

Cevdet Türkay’ın  kitabında ise, Karayakublu cemaati hakkında şu bilgiler verilmektedir:
“ Yörükan taifesindendir. Adana, Sis (kozan), Meraş, Bozok (Yozgat), Saruhan, Karahisarı Şarki (Şebinkarahisar), Ankara, Ergani kazası (Diyarbekir), Gördes kazası (Saruhan), Mecitözü kazası (Amasya sancağı), Hezargard kazası (Niğbolu sancağı), Balçık kazası (Silistre sancağı), Menemen kazasına (Saruhan sancağı) iskan edilmişlerdir.” (Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, sayfa, 418)

KARASAR KÖYÜ: Karasar cemaatinin uzun adı Karahisarlıdır. Malatya'ya bağlı Karahisarlı nahiyesinde bulundukları için bu ismi almışlardır. Malatya 16. yüzyılda Halep vilayetine bağlı bir kaza olduğundan, kayıtlarda Halep Türkmenleri olarak yer almışlardır. Karasar cemaati, Harbendeli (Hüdabendlü) taifesine bağlıdır. Harbendelü taifesi,  Halep Türkmenlerinin en kalabalık aşiretinden biridir. Harbendelü taifesi, Osmanlı kayıtlarında Oğuzların Beydilli boyuna mensup olarak gösterilmektedir. 

 Karasar cemaati, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 397 Nolu Halep Mufassal defterindeki 1536 tarihli kayıtlarında 29 nefer ve 191 koyuna sahip olduğu belirtilmektedir. Bu tarihten sonraki kayıtlarda yer almamaktadır. Bu da Karasarlı obasının göç  ettiğini göstermektedir. Cevdet Türkay’ın eserinde karasar obası hakkında şu bilgiler verilmektedir:

“ Zile kazası (Sivas) sancağına iskan edilmişlerdir. Yörükan taifesindendir.” ( C. Türkay, age, sayfa, 415)
Dr. Sabit Genç'in GÖYNÜCEK  adlı kitabında 1831 yılındaki nüfus sayımında Karaşar köyünde 31 erkek yaşamaktadır. 

ŞARKLU KÖYÜ: Şarklu cemaati Halep Türkmenlerindendir. Halep’teki  Bayad taifesi içinde yer almaktadır. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün 397 nolu mufassal defterindeki kayıtlara göre, 1526 yılında 112 nefer, 1536 da 149 nefer 25 bin koyun, 1584 yılında 237 nefer (erkek) 35 bin beş yüz koyuna sahip olduğu yer almaktadır. Şarklu cemaatiin bağlı olduğu taife göz önüne alındığında Oğuzların Bayad boyuna mensup olduğu anlaşılmaktadır. C. Türkay’ın eserinde Şarklu aşireti hakkında şu bilgiler verilmektedir:

“ Şarklu’nun diğer adı Kara şarıklı’dır. Türkman taifesindendir. Kayseri, Bozok (Yozgat), Sivas sancaklarında iskan edilmişlerdir.” (C. Türkay age, sayfa, 592)

Şarklu obası, 1530 tarihli Dulkadir (Zülkadriye) Eyaleti defterlerinde de Ali Kethuda mezrasında Çiçekli kabilesine mensup olarak Bozok sancağında görünmektedir.

Şarklu Obası 1583-1632 tarihinde Sivas sancağına bağlı Yeni il Türkmenleri arasında görülmektedir. İlhan Şahin'in "Yeni-il Kazsı-Yeni İl Türkmenleri" adlı eserinde şu bilgilere yer verilmektedir:


Dr. Sabit Genç'in "GÖYNÜCEK" adlı kitabında ise, Mecitözü ilçesinin 1838 yılındaki nüfus sayımında Şarklu köyünün Milli aşiretine bağlı Yazıcıoğlu obası tarafından kışlak olarak kullandığı belirtilmektedir. Defterdeki bilgilere göre 25 hanede 74 erkek nüfus yaşamaktadır.

TENCİRLİ KÖYÜ: Tencirli ismi “Tecirli”  “Tacirli” isminin halk içindeki söyleniş şeklidir. Türkçe’de  “e “ ve “ c “  harfleri yanyana geldiğinde  arasına genellkle “n” harfi eklenir. Tecirli aşiret ismi Tencirli olarak ifade edilmiştir. Tecirli aşireti Dulkadirli Türkmenlerindendir.

Dr. Sabit Genç'in " Göynücek" adlı kitabında Mecitözü ilçesinin 1838 yılındaki nüfus kayıtlarında Tencirli köyü Milli aşiretine bağlı Tencirli obası tarafından kışlak olarak kullanılmaktadır. Defterde yer aalan bilgilere göre, 20 hanede 70 erkek nüfus bulunmaktadır.

Selçuk üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. İbrahim Solak’ın Osmanlı Tahrir defterlerine dayanarak yazdığı “ 16. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde Dulkadirli Türkmenleri “ adlı eserde, Tecirli aşireti, Dulkadirli beyliğini meydana getiren yirmi sekiz kabileden bir olarak görünmektedir. Ancak Tecirli aşiretinin diğer kabileler içine dağılmış obaları da bulunmaktadır. Örneğin, Gündeşli taifesi içinde 53 hane, Küreciyan kabilesi içinde 64 hane,  Anamaslu içinde 13 hane, Beşanlu aşireti içinde 54 hane, Küşne taifesi içinde 115 hane, kendi boy aşireti içinde de 180 hanesi bulunmaktadır. Cevdet Türkay’ın eserinde Tecirli aşireti hakkında şu bilgiler verilmektedir:

“ Konar-Göçer Türkman yörükanı taifesindendir. Elbistan, Ayıntap, Bozok, Diyarbakır, Meraş, Adana, Kilis, Sivas, Kocaeli, Rakka, Erzurum, Halep, Kars, Tarsus, Çıldır, Konya, Kıbrıs ceziresi, Keskin, Haymana, Urfa sancaklarına iskan edilmişlerdir. Tecirli cemaati Bozulus aşiretine bağlıdır.” (C. Türkay, age, sayfa 601-602)

Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden M. Fatih Sansar, Çukurova’daki Türkmen aşiretleri üzerine yaptığı araştırmalarda, Tecirli aşiretinin Oğuzların Beydilli boyundan olduğunu ifade etmiştir.

ŞIHOĞLU KÖYÜ: Aşiretin ismi kayıtlarda “Şeyhoğlu” olarak geçmektedir. Şeyhlu kabilesine Halep Türkmenlarinin Tahrir (kayıt-sayım defteri) defterlerinde rastlamaktayız. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 397 Nolu Halep Mufassal defterlerine göre, “Şeyhler” “Şeyhoğlu” cemaati Beydilli boyu içinde görünmektedir. 1550 yılındaki kayıtlarda Şeyhler cemaati 11 neferden oluşmakta ve 1378 koyunu bulunmaktadır. Bu tarihten sonraki kayıtlarda Şeyhler-Şeyhlu cemaatinin kayıtlarına Halep’te rastlanılmamaktadır. Bu da göç ettiklerini göstermektedir.

Cevdet Türkay’ın “ Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler “ adlı eserinde Şeyhler-Şeyhoğlu cemaati hakkında şöyle denilmektedir:

“ Türkman yörükanı göçebe taifesindendir. Kütahya, Adana, Tarsus, Kilis, Sis, Rakka, Kırşehir, Aksaray, Kayseri, Konya, Halep, Diyarbekir, Meraş, İçel, Kocaeli, Kütahya, Haymana, Ünye, Kastamonu, Kıbrıs ceziresi, Antakya, Saruhan sancaklarında iskan edilmişlerdir. “ (Sayfa, 597-598-599)
Şeyhlü Tatar cemaati için ise,  " Zamantı kazası (Maraş sancağı), Bozok sancağına iskan edilmişlerdir. Yörükan taifesinden " denilmektedir. (Sayfa, 598)

Şıhoğlu köyü, 1576-1577 tarihli Çorum sancağına ait Mufassal defterinde Karahisar-ı Demirli nahiyesine bağlı "Şeyhlü"  mezrası olarak görünmektedir. Mezrayı otlak olarak kullanan yörükler için tespit edilen vergi miktarı ise, yüz akçe olarak tespit edilmiştir.

Dr. Sabit Genç'in  "GÖYNÜCEK"  adlı kitabında Mecitözü ilçesinin 1844 yılındaki nüfus sayımında Şıhoğlu köyünün Cilalıoğlu mezrası, Milli aşiretine bağlı Hasan Odabaşı obası tarafından kışlak olarak kullanıldığı belirtilmektedir. Detferdeki bilgilere göre, 41 hanede 125 erkek nüfus yaşamaktadır.

GÖKÇELİ KÖYÜ: Gökçeli aşiretine Halep Türkmenlerinin kayıtlarında rastlamaktayız. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 397 Nolu Mufassal Tahrir defterinde, Gökçeli obası 1518 tarihindeki kayıtlarda, Afşar boyuna mensup Köpekli Afşar taifesi içinde ve Bayad taifesi içinde iki ayrı cemaat olarak yer almaktadır. Köpekli Afşar taifesi içindeki obada 1518 tarihli kayıtlarda 40 nefer, 1536 tarihli kayıtlarda 35 nefer, 2 bin 778 koyun sahibi olarak yer almaktadır. Bayat taifesi içindeki oba ise, 7 nefer, 2 bin 809 koyun sahibi olarak görünmektedir. 1536 tarihinden sonra Gökçeli aşiretinin kayıtlarına rastlanılmamaktadır. Bu da onların başka yerlere göç ettiğini göstermektedir.

17. Yüzyıldaki Osmanlı kayıtlarında Ulu yörüklerin içnde görülen Gökçeli aşiretinin orta Anadolu’ya bu tarihlerde geldiği anlaşılmaktadır. Prof. Dr. Faruk Sümer  “Oğuzlar-Türkmenler” isimli eserinde Gökçeli cemaatinin Oğuzların Bayındır boyuna mensup olduğunu belirtmiştir. Osmanlı arşiv uzmanı Cevdet Türkay Gökçeli cemaati hakkında şunları yazmaktadır :

“Türkman Yörükanı taifesindendir. Adana, Bozok, Mersin, Zile, Tarsus, Keçiborlu, Sandıklı, Kütahya, Bursa, Karaman ve Aydın sancaklarına iskan edilmişlerdir. “ (C. Türkay, age, sayfa,322)

Dr. Sabit Genç'in "GÖYNÜCEK" adlı kitabında 1838 yılındaki nüfus sayımında Gökçeli köyünde 28 erkek nüfus yaşamaktadır. 

EFKERİ (İKİZYAKA) KÖYÜ: Yeni adı İkizyaka olan Efkeri köyünün kayıtlarına 1530 tarihli Rum Eyalei defterinde ve 1530-1570 yıllarındaki Amasya Livası Mufassal defterinde rastlamaktayız. her iki detferde Efkeri köyü Amasya sancağına bağlı olan Geldiklanabad (Zara-Doğantepe) nahiyesinin bir köyü olarak görünmektedir. Mufassal defterindeki kayıtlara göre, Efkeri köyünde 48 Nefer (Erkek) yaşamaktadır. Bunların 18'i evli, 30'u bekar'dır. Ödeyecekleri vergi ise, iki bin akçe olarak yer almaktadır.  Efkeri'nin de yine Ulu yörükler tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Sözlü anlatımlara göre, Efkeri köyünü kuranlar ile Çul Pare köyünü kuranların akraba oldukları belirtilmektedir. 

Dr. Sabit Genç'in Göynücek adlı kitabında,1839 yılındaki nüfus defterlerinde Milli aşiretine bağlı Yazıcıoğlu obası Efkeri köyünü kışlak olarak kullanmaktadır. Defterde yer alan bilgilere göre, 17 hanede 56 erkek nüfus yaşamaktadır. 

YASSI KIŞLA KÖYÜ: Yassı Kışla köyüne 1530 tarhli 387 numaralı "Vilayeti Karaman ve Rum defteri " kayıtlarında rastlamaktayız. Yassı Kışla köyünün diğer ismi "Halifeler köyü" olarak geçmektedir. Halifeli cemaati, kayıtlarda Dulkadirli aşiretlerinden Anamaslu "taifesi"nin bir obası olarak görünmektedir. Anamaslu kabilesinin diğer ismi kayıtlarda "Karacalu" olarak yer almaktadır.  Cevdet Türkay'ın eserinde Anamaslı aşireti hakkında şu bilgiler verilmektedir:

" Konar-göçer Türkman yörükanı taifesindendir. Maraş, Konya sancakları, Yeni il kazası (Sivas), Aksaray, Tarsus sancakları, Rakka, Çukurova (Adana), Aydın sancağı, Demirci kazası (Saruhan sancağı), Zülkadriye kazası (Meraş sancağı), Zile kazası (Sivas sancağı), Kütahya, Sivas sancaklarına iskan edilmişşerdir. "  Sayfa, 175, Osmanlı İmparatorluğu'nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İşaret yayınları 2012
Aynı eserde, Halifeli cemaati için "Bozok, Maraş, Karahisar-ı Şarki (Şebin karahisar), Edirne, Gümülcine kazalarına iskan edilmiştir. Yörükan taifesindendir." denilmektedir. (Sayfa, 342)
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yayınladığı "Defter-i Sivas Mufassal-ı Liva-i Sivas -1574-1575 " adlı eserde Yassı Kışla köyü Mecitözü kazasına bağlı bir köy olarak yer almaktadır. Buradaki kayıtlara göre, Yassı Kışla köyünde vergiye tabi on altı kişi bulunmakta, bunlardan 12'si evli, dördü ise, bekar görünmektedir.

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında 1831 Nüfus sayımında ise,  Yassıkışla köyünde 45 erkek nüfus bulunmaktadır.

KOYUNCU KÖYÜ: Koyuncu köyünün ilk kayıtlarına Dr. Musa Sezer'in arşivlere dayanarak yazdığı  "Zile ilçesindeki Kabileler-1695" adlı eserde rastlamaktayız. Koyuncu köyü Ulu Yörüklerin Orta Pare grubuna bağlı olan Gökçeli kabilesinin bir köyü olarak görünmektedir. Burada yer alan bilgilere göre, köyde sekiz erkek nüfus bulunmakta ve doksan koyuna sahip olduğu belirtilmektedir. 
Koyuncu köyü Dr. Ebubekir Güngör'ün yazdığı "Kızılkünbed (Aydıncık) Nüfus defterleri, 1838-1841" eserde Zile kazasının Kızılkünbet nahiyesine bağlı bir köyü olarak yer almaktadır. İlgili kayıtlarda, köyde 24 hane bulunduğu ve 74 nüfusa sahip olduğu belirtilmektedir. 

Dr. Sabit Genç'in "GÖYNÜCEK" isimli kitabında Koyuncu köyü 1839 yılındaki nüfus sayımında  Milli aşiretine bağlı Hasan Odabaşı obası tarafından kışlak olarak kullanılmaktadır. Defterdeki bilgilere göre, 9 hanede 27 erkek nüfus bulunmaktadır.

GAFARLI: Osmanlı kayıtlarında Gaffarlu aşireti olarak yer almaktadır. Dr. Tufan Gündüz'ün " Bozulus Türkmenleri " adlı eserinde Kürd Mihmadlu aşiretinin bir cemaati olarak geçmektedir. Kürd Mihmadlu aşireti ise, Prof. Dr. Faruk Sümer'in yazdığı "OĞUZLAR-TÜRKMENLER"  adlı kitabında Oğuzların KARKIN boyuna mensup olarak belirtilmektedir. Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. İbrahim Solak'ın kaleme aldığı  "16. Yüzyılda Maraş ve Çevresinde Dulkadirli Türkmenleri " adlı eserinde Kürd Mihmadlu aşireti  Beşanlu-Bişanlü (diğer adı dokuzlar ) kabilesi-taifesi içinde yer almaktadır. Aşiretin bir kısmı Maraş ve Malatya bölgesinde kalırken, diğer bir kısmı da orta Anadolu'ya yerleşmiştir. 
Osmanlı Arşiv uzmanı Cevdet Türkay, " Osmanlı İmparatorluğu'unda Oymak, Aşiret ve Cemaatler" isimli eserinde Gaffarlu cemaatini  "Türkman taifesi  " olarak tanımlamıştır.

Dr. Sabit Genç'in " GÖYNÜCEK"  isimli kitabında Gafarlı köyü 1844 yılındaki nüfus sayımında milli aşiretine bağlı Yazıcıoğlu obasının kışlak yeri olarak geçmektedir. Defterdeki bilgilere göre, 19 hanede 53 erkek nüfus yaşamaktadır.

ÇORAN :(DAMLAÇİMEN) Çoran köyü, Ulu Yörüklerin Ortapare kabilesine mensupların kurduğu bir köydür. Osmanlıdaki kayıtlarda ismi Çoran olarak geçmektedir. 17. yüz yılda (1695) Zile kazası defterinde  Kızılkünbed (Aydıncık) nahiyesine bağlı bir köy olarak görünmektedir. 1574-75 Sivas Livası Mufassal defterinde de yine Kızılkünbed nahiyesine bağlı bir mezra olarak yer almaktadır. 

Dr. Sabit Genç'in "Osmanlı'dan Günümüze GÖYNÜCEK" isimli kitapta 1838 yılındaki nüfus sayımında 82 erkek nüfus yaşamaktadır. 

ILISU: Ilısu köyü de Ulu Yörükler tarafından kurulmuştur. 1530 tarihli Anadolu Rum Eyaleti defterinde Kızılkünbed (Aydıncık) nahiyesine bağlı görünmektedir.  1574-75 tarihli Sivas Livası Mufassal defterinde Kızılkünbed nahiyesinin bir köyü görünmektedir. Köyde toplam 160 nefer (Erkek) yaşamaktadır. Bunların 89'u bekar, 71'i evli görünmektedir. Kayıtlarda yer alan bilgilere göre, Ilısu köylüleri Nohut, mercimek, fiğ, burçak, kendir ekimi yapmaktadırlar. Ayrıca, üzüm ve bakla üretimi de bulunmaktadır. Ilısı köylüleri vergilerini Şeyh Bahşayiş zaviyesine ödemektedir.

Dr. sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında 1831 yılındaki nüfus sayımında Ilısu köyünde 64 erkek nüfus bulunmaktadır. 

ÇULPARA KÖYÜ: Çulpara köyü, 1530-1570 yıllarına ait kayıtlarda  Amasya sancağının Geldiklanabad (Zara-Doğantepe) nahiyesinin bir köyü görünmektedir. "Defeter-i Mufassal-ı Liva-i Amasya Cild'ül-Evvel 1530-1570" adlı eser'de Çul Pare köyü olarak yer almaktadır. Ödeyeceği vergi de altı yüz akçe olduğu belirtilmektedir. Çulpara köyünün de Ulu Yörükler tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Zira, bu bölgeyi kendilerine ilk olarak yurt yapanlar Ulu Yörüklerdi. 

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında Çulpara köyünde 1844 yılındaki nüfus defterlerinde Milli aşiretine bağlı Hasan Odabaşı obasının kışlak yeri olarak geçmektedir. Defterdeki bilgilere göre, 47 hanede 136 erkek nüfus bulunmaktadır.

CENDER KÖYÜ: (KIŞLABEYİ) CENDER köyü 1530 tarihli Rum eyaleti defterinde Amasya sancağına bağlı Geldiklanabad (Zara-Doğantepe) nahiyesine bağlı bir köy olarak görünmektedir. Cenderli obası, 998 numaralı " Muhasebeyi Vilayeti Diyarbekr ve Arab ve Zülkadriye defteri"nde Dülkadirli beyliğini meydana getiren kabilelerden Peçenek taifesine bağlı bir cemaat olarak yer almaktadır. Peçenek kabilesi, Oğuz Türkmenlerinin yirmi dört boyundan biridir. Bu kayıtlardan da anlaşılacağı gibi Cender köyünün kurucuları da Dulkadirli beyliğini oluşturan aşiretlerden olup, bu bölgeyi yaylak olarak kullanan obalardandı.

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında 1844 yılındaki nüfus sayımında Cender köyünde 9 hanede 40 erkek nüfus yaşamaktadır.

VARAY KÖYÜ: Varay köyü ile ilgili ilk bilgiler 1530 tarihli Karaman ve Rum eyaleti defterinde yer almaktadır. Kayıtlarda, Varay köyü, Amasya sancağının Geldiklanabad (Doğantepe) nahiyesine bağlı bir köy olarak görünmektedir. Aynı bilgiler vergi kayıtları olması nedeniyle 1530-1570 tarihleri arasındaki Amasya Mufassal defterinde de yer almaktadır. Buradaki kayıtlarda da Geldiklanabad nahiyesinin bir köyü olduğu belirtilmektedir. İlgili defterde, Varay köyünde 258 erkek nüfus yaşamaktadır. Bunların 129’u evli, 129’u bekardır. Köyün ödeyeceği toplam vergi de 18.000 akçedir.

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında 1846 nüfus sayımında Varay (Gediksaray) nahiyesinde 53 hanede 171 erkek nüfus bulunmaktadır.

ŞEYHLER KÖYÜ: Şeyhler köyüne ait ilk bilgilere 387 Numaralı Karaman ve Rum eyaleti defterinde rastlamaktayız. Bu deftere göre, Şeyhker köyü Amasya sancağının Geldiklanabad nahiyesine bağlı bir köy olarak görünmekteddir. 1530-1570 yıllarına ait Amasya sancağı Mufassal defterde de Geldiklanabad'ın bir köyü olarak yer almaktadır. Buradaki bilgilere göre, köyde 55 erkek nüfus bulunmaktadır. Bunların 28'i evli, 27'si bekardır. Köyün ödeyeceği vergi ise, 6.400. akçe olarak tespit edildiği görülmektedir.

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında 1846 yılındaki nüfus sayımında Şeyhler köyünde 25 hanede 57 erkek nüfus yaşamaktadır.


DELİ  HASAN KÖYÜ: (HASANBEY) Deli Hasan köyünün ilk bilgilerine 1530 tarihli Karaman ve Rum eyaleti defterinde ulaşmaktayız. Kayıtlarda Geldiklanabad nahiyesine bağlı bir köy olarak görünmektedir. 1530-1570 tarihleri arasındaki Amasya sancağına ait Mufassal defterde yine Geldiklanabad’ın bir köyü olarak yer almaktadır. İlgili deftere göre Deli Hasan köyünde 38 erkek nüfus yaşamaktadır. Bunların ikisi yörük, 16’sı bekar, 20’si evlidir. Köyün ödeyeceği vergi miktarı ise, 3.000 akçe olarak görünmektedir. 

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında Deli Hasan köyünde 1846 yılındaki nüfus sayımında 18 hanede 75 kişi yaşamaktadır. 

TERZİ KÖY: Terzi köyün ilk bilgilerine de Karaman ve Rum eyaleti defterinde ulaşmaktayız. Buradaki kayıtlarda Geldiklanabad’a bağlı bir köy olarak yer almaktadır. 1530-1570 tarihli Amasya sancağına ait Mufassal defterde de yine Geldiklanabad nahiyesinin bir köyü görünmektedir. Buradaki kayıtlara göre, köyde 123 erkek nüfus bulunmaktadır. Bunların 57’si evli, 66’sı bekardır. Köyün ödeyeceği vergi miktarı ise, 8.250. akçedir

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında 1844 nüfus sayımında Terziköy'de 7 hanede 19 erkek nüfus bulunmaktadır.

GÖYNÜCEK: Göynücek ile ilgili ilk kayıtlara Zile kazasına bağlı Kızılkünbet nahiyesinin 1838-1841 tarihli nüfus defterlerindfe ulaşmaktayız. Dr. Ebubekir Güngör'ün hazırladığı esere göre, Göynücek köyünde 37 hanede 105 erkek nüfus bulunmaktadır. Bu bilgilerin dışında, önceki kayıtlarda Göynücek isminde iki mezra yer almaktadır. Bunlardan ilki Bozok sancağına ait 1530 tarihli 998 nolu muhasebe defteridir. Buradaki bilgilerde Bozok sancağının Emlak nahiyesine bağlı Göynücek isimli bir mezrası bulunmaktadır. Yine, 1576-77 yıllarına ait Çorum sancağına ait Mufassal defterde de Karahisar-ı Demirli nahiyesine bağlı Göynücek isimli bir mezra görünmektedir. Buradaki kayıtlara göre mezrada 31 erkek nüfus bulunmakta, bunların 12'si evli, 19'u bekardır. Mezrada oturanların ödeyeceği vergi miktarı ise, 700 akçe olarak görünmektedir. 

Dr. Sabit Genç'in Göynücek isimli kitabında Göynücek köyünde 1838 nüfus sayımına göre 104 erkek yaşamaktadır.

Yukarıdaki köyleri kuran aşiretlerin geçmişine baktığımızda, hepsinin Maraş-Elbistan bölgesinin hakimi olan Dulkadirli beyliği ile MISIR'da devlet kuran  Memlukluların bir eyaleti olan Halep bölgesinden geldikleri görülmektedir.  Dulkadirli Beyliğine ait topraklar 1515 yılında, Halep vilayeti ise, Memluklular’ın 1516 yılında Mercidabık, 1517’de Ridaniye savaşında  yenilmelerinden sonra Osmanlı topraklarına katılmıştı. Gerek Dulkadir, gerekse de Halep Türkmen aşiretleri yaz aylarını Sivas, Tokat, Amasya ve Bozok (Yozgat) yaylalarında, Kışı da Halep, Malatya, Maraş, Antep, Antakya, Adana, Osmaniye bölgesinde geçiriyorlardı. Yani yukarıda adı geçen köyleri oluşturan aşiretler bu bölgeyi “ yaylak” olarak kullanıyorlardı. Dolayısıyla, bölgenin yabancısı değillerdi. Osmanlı yönetimi yerleşik düzeni zorlayıcı önlemler alınca, büyük çoğunluğu “yaylak” olarak kullandıkları bölgelerde köyler oluşturdular. Ancak,  bu köylere daha sonra başka oba ve aşiretlerden de iskan edilenler oldu. Yukarıda adı geçen köylerin oluşması kısaca böyle oldu. 


EKLER:
ÇAYAN, ÇULPARA, GAFARLI, EFKERİ (İKİZ YAKA), KOYUNCU, ŞARKLI, ŞIHOĞLU, TENCİRLİ, YASSIKIŞLA-KARAYAKUP-KARAŞAR-GÖKÇELİ-ÇORAN-ILISU-CENDER-VARAY-ŞEYHLER-DELİHASAN-TERZİKÖY-GÖYNÜCEK-KERVANSARAY-PENBELİ-SIĞIRÇAY-ALAN-KÖYLERİNİN 1830-1844 YILINDAKİ NÜFUS KAYITLARINA GÖRE ŞAHISLARIN OSMANLICA VE TÜRKÇE  İSİM LİSTESİ (Bilgiler, Dr. Sabıt Genç'in  "Osmanlı'dan Günümüze Göynücek" isimli kitabından alınmıştır.)

***Çorum  sancağına bağlı Emlak nahiyesinde aşiretlerin köylere dağılımını gösteren tablo. (Hacı Haldun Şahin, Osmanlı dönemi nüfus defterlerinde Çorum Bölgesi Aşiretleri, Çorum Belediyesi 
Yayınları)
***Göynücek ilçesinin  köyleri Osmanlı döneminde Bozok eyaleti, Zile kazası, Mecitözü nahiyesi, Varay nahiyesi, Zara nahiyesi  ve bağlı oldukları Amasya ve Çorum sancağı sınırları içinde yer alıyordu.

Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
19.06.2019








-






































































































7 Haziran 2019 Cuma

SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİNİN KURULUŞUNA ANADOLU'DAN KATILAN AŞİRET VE OBALAR

SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİNİN KURULUŞUNA ANADOLU’DAN KATILAN AŞİRET VE OBALAR

Tarihteki resmi adı “ SAFEVİ KIZILBAŞ DEVLETİ “ olan Safevi devletinin kuruluşunda Anadolu’daki Türkmen aşiret ve obalarının katkısı büyük olmuştur. Hatta, devletin kurulmasında “Belirleyici olmuşlardır “ demek yanlış olmaz. Eğer, Anadoluda’ki Türkmenler Şah İsmail’e destek vermeselerdi, Safevi Kızılbaş devleti kurulamazdı. Tarafsız bütün tarihçiler de bu görüştedir. Türkmenlerin-Oğuzların tarihini yazan Prof. Dr. Faruk Sümer de aynı görüştedir. Bu görüşe sadece olaylara mezhepçi ve “Osmanlıcı” gözüyle bakanlar katılmamıştır.

Azerbaycan devletinin yöneticileri ve tarihçileri geçmişlerini Safevi Kızılbaş devletine dayandırmaktadırlar. Devletlerinin kurucusu olarak da Şah ismail’i kabul ederler. Ve çok severler. Bugünkü Azerbeycan ve İran’daki Türkmen nüfusunun esasını da Anadolu’dan gidenler oluşturmaktadır. Oraya giden Türkmen aşiretlerinin bir kısmı da Anadolu’da kalmış ve Osmanlı’nın gelişmesine ve büyümesine katkıda bulunmuşlardır. Yani, Safevi devletine düşman gözüyle bakmamışlardır. Hatta, Yeniçeri ordusu gerek, Yavuz Sultan Selim, gerekse de Kanuni Sultan Süleyman devrinde, Safevilerle yapılan mücadele ve savaşlara karşı çıkmışlardır. Buna en güzel örnek; Yavuz Sultan Selim’in otağına, Çaldıran savaşı (1514) sonrasında İran topraklarında ok atılmasıdır. Bu olay üzerine, Y. S. Selim ordusuyla birlikte Amasya’ya dönmek zorunda kalmıştı.

Burada şu soruyu sorabiliriz. Anadolu’daki Türkmenler Safevi devletine neden destek verdiler ? Elbette önemli desteklerden biri inançlarıydı. Ancak diğer bir nedeni de Osmanlı devlet yöneticilerinin Türkmenlere ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapması ve onları yönetimden dışlamasıdır. Oysa, Safevi devletinin kuruluşuna katılan Türkmenler orada el üstünde tutulmuş, eyalet yöneticileri, ordu komutanları, kale komutanları olmuş ve kendilerine işleyebilecekleri yaylak ve kışlaklar verilmişti.

Şah İsmail’in devlet kurmak için çağrı yaptığı Türkmenlerin başında Akkoyunlu, Karakoyunlu, Dulkadirli ve Halep'teki oymaklar geliyordu. Ancak Anadolu’nun orta, güney ve batı bölgelerinde de çok sayıda aşiret ve obalar da vardı. Bu bölgelerden de katılımlar bir hayli fazlaydı. Osmanlı bu katılımları önlemek için idam fermanları bile çıkarmıştı. Ancak çok etkili olduğu söylenemezdi. Anadolu’dan Şah İsmail’in çağrısına destek veren aşiret ve obalar şunlardı:

RUMLU: Sivas, Amasya ve Tokat bölgesinden Şah İsmail’in çağrısına bu bölgede katılanlara “ Rumlu” deniliyordu. O dönemde Sivas’ın ismi Osmanlı’da “Rum eyaleti” diye geçiyordu. Gidenlerin büyük çoğunluğunu “ Ulu Yörük” ler oluşturuyordu. Safeviler’deki en ünlü bey ve emirlerin başında Karaca İlyas bey, Rum’lu Ali bey (Div sultan), Muhammed bey, Nur Ali halife geliyordu.

USTACLU (USTA HACILI) : Ustaclular, Şah İsmail’in ortaya çıkışının başlarında Erzincan çevresinde ona katılanlardır. Ustaclular’ın obaları şunlardı: Çavuşlu, Şeyhler, Kengerli, Şereflü, Kerempa, Koçulu, Sofulu, Mahi Fakili, Karahisarlı (karasarlu), Kızıllı, Damlı ve Gözüböyüklü. Ustaclu’ların en ünlü emir ve beyleri de şunlardı: Hamza bey, Çavuşlu Ümmet, Sarı Pire ustaclu, Kara han, Çayan sultan, Menteşe sultan, Şah Ali Sultan.

TEKELÜ: Tekeliler Menteşe, Aydın, Antalya, Muğla, Isparta ve Burdur bölgesinde Safevilere katılanlara verilen isimdi. Tekelüler iki ayrı gruptan oluşuyordu. Teke Yahya ve Tekermüşlü. En ünlü bey ve komutanları şunlardı: Hasan halife, Karabıyıkoğlu, Saru Ali, Karaca sultan, Burun sultan, Çirkin Hasan, Gazi Han, Kuduz sultan, Pervane bey ve Tekelü sultan.

ŞAMLU: Şamlular, Selçuklulardan beri Halep ve Antep’te kışlayan, Sivas’ta yaylayan oymaklardan oluşuyordu. Safevilere katılan obalar şunlardı: Beğdilli, Afşar, İnallu, Harbendelu (Hudabendlu), Bayad, Avcı, Biçerlü, Arabgirlü, Kerametlü ve Ecirlü. Şamlu obaları Safevi devletinin kurulması ve gelişmesinde önemli hizmetlerde bulundular. Safevi padişahı Şah Abbas bu oymaklara çok yakınlık gösterrmişti. Horasan’da, Rey’de ve Azerbeycan’da yaşıyorlardı. Şamluların en ünlü bey ve emirleri şunlardı: Lala Hüseyin bey, Şeyh Kasım, Abidin bey, Durmuş Han Şamlu, Zeynel Han, Demir Sultan, Ağzıvar Han, Bayezid Sultan ve Şamlu yüzbaşı Mikayil bey.

DULKADİRLİ: Dulkadirli beyliğini oğuzların Bozok kolundan Bayad boyuna mensup Ağca koyunlular kurmuşlardı. Maraş, Elbistan ve Bozok bölgesinde yurt tutmuşlardı. Safevilere katılan obalar şunlardı: Kavurgalu, Söklenlü, Şemseddünlü, Eymür, Hacılar, Ağcalu, Sarı Şeyhlü, Çiçeklü, Camuslu ve Şadi beğli. En ünlü komutanları ise şunlardı: Dulkadir Celil Sultan, Halil Sultan, Dulkadir Ali bey, Alaüdevle paşa Dulkadir, Şehsuvaroğlu Ali bey, Hamza Sultan, Koç halife, İbrahim Han ve Dulkadir Hacı bey.

KAÇARLAR: Kaçarlar’dan bazı obalar eskiden beri Gence, Berde, İrevan’da yaşıyorlardı. Şah İsmail’in çağrısından sonra Şam civarında yaşayan Kaçarlar da Safevi devletnin kuruluşuna katıldılar. Azerbeycan’daki obalar da Safevi devletine destek vermişlerdir. En ünlü komutan ve emirler şunlardı: Kara Piri bey, Şahverdi sultan, Yusuf halife, Kubad bey, Mirza Ali sultan, Süleyman bey ve Kaçar Toygun bey.

AFŞARLAR: Anadolu’daki Afşarlardan daha çok Halep ve Şam civarında oturan obalardan katılımlar olmuştu. Afşarlar bu bölgede Bayad ve Yıva bıyundan oymaklarla birlikteydiler. Safevi devletinin kuruluşuna da birlikte destek verdiler. Destek veren obalar Şunlardı: Gündüzlü, Araşlu, usalu, Eberlu, Alplu ve İmanlı afşarı.

KARAKOYUNLU: Doğu Anadolu bölgesinde yurt tutmuşlardı. Karakoyunlu bey boyunun mensup olduğu Baharlu, Sadlu, Alpağut, Duharlu, Döğer, obaları da Safevi devletinin kuruluşuna destek vermişlerdi. En ünlü bey emirleri şunlardı: Kara Yusuf, Kara Muhammed, Pir Budak, Emir Said, Emir İsfahan, Kara İskender, Cihanşah Mirza ve Hasan Ali bin Cihanşah.

AKKOYUNLU: Akkoyunlu obaları daha çok güneydoğu Anadolu ve bugünkü Irak’ın kuzeyinde yurt tutmuşlardı. Obaları şunlardı: Bayındır, Pürnek Musullu ve Hamza Haculu. Şah İsmail’in eşlerinden Taclu sultan, Musullu obasının beyinin kızıydı. Akkoyunluların en ünlü beyleri Pürnek obasından Cagir bey, Barik bey, Hasan bey ve İsfahan Sultan’dı.

Safevi devletinin kuruluşuna katılan büyük boy ve obalar bunlardı. Ancak, daha küçük obalar da Safevi devletine destek vermişlerdi. Bunlar şunlardı:

-Varsaklar: Çukorova bölgesinden gelmişlerdi. En ünlü beyleri Varsak Yusuf bey, Varsak Musa bey ve Dür Hasan bey’di.

-Çepniler: Trabzon, Canik, bölgesinden katılmışladı. Çepnilerin en ünlü beyleri Şah Ali Sultan, Çepni Süleyman bey ve Celaloğlu Muhammed bey’di.

-Karamanlu: Adlarından da anlaşışacağı gibi Karaman’ı yurt tutmuşlardı. Karamanlıların bir kısmı Safevi devletine destek varmişti. En ünlü beyleri Karamanlu Rüstem bey ve Karamanlu Bayram bey’di.

Bunların dışında, Bayburtlu, İspirli, Hınıslı, Bozcalu, Silsüpür, Çakırlı oba ve cemaatleri de Safevi devletine destek vermişlerdi.

Safevi devletine destek veren aşiret ve obaları tanıttıktan sonra, onların Safevi devletinde yöneticilik, beylik ve komutanlık yaptıkları bölge ve şehirleri de belirtmeden geçmeyelim.

ŞAMLULAR: Herat başta olmak üzere, İsferein, Kum, Yezd, Eberkuh, Astrabad, Şirvan.
TEKELÜLER: Kelhor, Kazvin, Ürmiye, Azerbeycan, Mahmudabad, Meşhed.
RUMLULAR: ÇukuRsad, Erdebil ve Hoy.
USTACLULAR: Diyarbakır, Şirvan, Kerman Lahican, Horasan, Nişabur.
AFŞARLAR: Ferah, Fars, Yezd, Fur, Şuşter.
DULKADİRLER: Erzurum, Şiraz.
KAÇARLAR: Van, Gence, Kazvin.
MUSULLULAR: Bağdat, Tebriz, Kaşan, Kum, Save.
PÜRNEKLER: Şiraz, Irak-ı Arap, Muğan, Merv, Hezar Cerbin.
BAHARLULAR: Kandahar, Belh.
HACILULAR: Firuzkuh.
VARSAKLAR: Haf.

Makalemizi Şah İsmail’in bir şiiriyle tamamlayalım:

Ezelden Şah bizim sultanımızdır.
Pirimiz, mürşidimiz canumuzdır.
Şah adını deyüben girdik bu yola.
Hüseyniyüz bugün devranımızdır.
Biz iman kullarıyız sadıkane.
Şehidlik, gazilik nişanımızdır.
Yolumuz incedür inceden ince.
Bu yol baş vermeğe erkanımızdır.
Hatayi’yem ezelden sırr-ı Hayder.
Munı hak bilmeyen biganemizdür.

Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
07.06. 2019

kAYNAKLAR:

--Dr. Zülfiye Veliyeva, Safeviler döneminde Türkmenlerin yayıldıkları bölgeler isimli makalesi.
--Prof. Dr Faruk Sümer, Safevi devletinin kuruluşunda Anadolu Türkmenlerinin rolü, Güven matbaası,  1976, Ankara.
--Babek Savanşir, İran'da Türk boyları-Doktora tezi. 




ÇEMİŞGEZEK SANCAĞINA İSKAN EDİLEN AŞİRETLER


ÇEMİŞGEZEK SANCAĞINA İSKAN EDİLEN AŞİRETLER

Bugün Tünceli ilinin bir ilçesi olan Çemişgezek, Osmanlı topraklarına Safevi devletinin 1514’de Çaldıran savaşında yenilmesinden sonra katılmıştı. Çemizgezek Osmanlı döneminde doğu Anadolu’nun önemli sancakların başında geliyordu. Osmanlı’ya geçtikten sonra, sancak yapılarak Diyarbakır eyaletine bağlandı. Çemişgezek sancağına iskan edilen aşiretlere geçmeden önce, Çemişgezek’in Osmanlı’dan başlayarak bugüne kadar olan idari yapısını ele alalım.

-1515-1565 Diyarbakır eyaletine bağlı bir sancak.
-1565-1588 Erzurum eyaletine bağlı bir sancak.
-1632-1856 Diyarbakır eyaletine bağlı bir sancak.
-1856-1865 Harput eyaletinin sancağı olan Malatya’ya bağlı bir kaza.
-1865-1872 Harput eyaletine bağlı bir kaza.
-1873-1878 Mamüretülaziz (Elazığ) eyaletine bağlı olan Keban kazasının bir nahiyesi.
-1881-1883 Mamüretülaziz eyaletinin Çarşancak sancağına bağlı bir nahiyesi.
-1883-1923 Dersim sancağına bağlı bir kaza.
-1935 Tunceli iline bağlı bir ilçe.

(Kaynak: Tahir Sezen, Osmanlı Yer Adları, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü. )

Osmanlı devleti döneminde Çemişgezek’e iskan edilen aşiretler ise, şunlar:

--Disimli-Dirsimli: Okçu İzzeddinli aşiretindendir. Disimli aşiretinin ekserisi çift dam ve bina, zer (altın), hars (kültür) ile meşguldür. Ekrad taifesindendir.
--Duzik: Ekrad (Kürt) taifesinden.
--Karabali:Ekrad taifesinden.
--Kavilli: Göçer evli, Ekrad taifesinden.
--Keliçorlu: Ekrad taifesinden.
--Koyunoğlu: Ekrad taifesinden.
--Milli: Göçer Ekrad Ulus taifesinden.
--Ocanlu: Ekrad taifesinden.
--Şeyhhasanlı: Ekrad taifesinden.
--Açanlu: Ekrad taifesinden.
--Behramlu: Ekrad taifesinden.
--Birinci yörükleri: Yörükan taifesinden.
--Döğer: Türkman taifesinden.
--Döğerli: Türkman ekradı taifesinden.
--Ebu Seyf:Konar-göçer Ekrad taifesinden.
--Gevanlu: Ekrad yörükanı taifesinden.
--Güranlu: Ekrad taifesinden.
--Karizi: ---
--Kevanlu: Yörükan taifesinden.
--Kalanlu: Yörükan taifesinden.
--Metalibli: Ekrad taifesinden.
--Milli, Milli Kebir, Milli Türkmanı: Türkman ekradı taifesinden.
--Palçanlu: Ekrad taifesinden.
--Rağvatlu: Ekrad yörükanı taifesinden.
--Savalu: Yörükan taifesinden.
--Şah Hasanlu: Ekrad taifesinden.
--Tağarlu: Yörükan taifesinden.
--Yazıklu: Milli aşiretinden, yörükan taifesinden.

(Kaynak: Cevdet Türkay, Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İşaret yayınları)

Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
07.06.2019


4 Haziran 2019 Salı

ÇORUM'A İSKAN EDİLEN HALEP VE DULKADİR OBALARI OĞUZLARIN HANGİ BOYUNA MENSUPLAR ?

ÇORUM’A İSKAN EDİLEN HALEP VE DULKADİR OBALARI OĞUZLARIN HANGİ BOYUNA MENSUPLAR ?

Daha önceki yazılarımızda Çorum’a iskan edilen aşiretleri ve geldikleri bölgeleri yazmıştık. Bugünkü yazımızda ise, Halep ve Dulkadirli bölgesinden Çorum’a iskan edilen aşiret ve obaların Oğuzların (Türkmen) hangi boyuna mensup olduklarını yazacağız. Kaynaklarımız Prof.Dr. Faruk Sümer’in yazdığı “Oğuzlar-Türkmenler” adlı eseri, Marmara üniversitesi öğretim üyelerinden Ahmet Emin Dağ’ın doktora tezi olan “ Halep Türkmenleri” adlı makalesi ve Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Dr. İbrahim Solak’ın  “ XV1. Yüz yılda Maraş ve çevresindeki Dulkadirli Türkmenleri” isimli yazıları olacaktır.

Çorum’a Halep bölgesinden gelen aşiretler:

1- Pehlivanlı aşireti: Oğuzların Bayat boyuna mensuptur.

2- Hatal cemaati: Oğuzların Bayat boyunun en büyük aşiretlerinden olan Pehlivanlı’nın bir obasıdır.

3-Tatar Ellezi: Pehlivanlı aşiretinin bir obasıdır. Oğuzların Bayat boyundandır.

4-İnallu cemaati: Oğuzların Beydilli boyuna mensuptur.

5- Akceceli : Beydilli boyundan olan İnallı aşiretinin bir obasıdır.

6- Karkın Cemaati: Oğuzların Karkın boyuna mensuptur.

7- Kuyumcu aşireti: Osmanlı kayıtlarında Oğuzların Peçenek boyunun bir obası olarak görünmektedir. Bazı kaynaklar da Afşar boyuna mensup olduğunu ifade etmektedir.

Dulkadirli (Maraş- Elbistan- Kadirli) bölgesinden gelen aşiretler:

1- Abdal aşireti: Oğuzların Çavuldur-Çavundur boyuna mensuptur.

2- Ağcakoyunlu aşireti: Oğuzların Bayat boyundandır.

3-Dedesli aşireti: Oğuzların Eymür boyundan olan Gündeşli aşiretinin bir obasıdır. 

4-Selmanlı : Oğuzların Eymür boyundan olan Gündeşli aşiretinin bir obasıdır.

5- Avcı: Oğuzların Beydilli boyunun bir obasıdır.

6-Anamaslı-Alamaslu: Oğuzların Yazır boyuna mensuptur.

7-Karacalu: Anamaslı aşiretinin bir obasıdır. Yazır boyuna mensuptur.

8-Karamanlu: Oğuzların Karkın boyuna mensup olan Dokuzlu, diğer adıyla Beşanlu aşiretinin bir obasıdır. Ancak Karaman beyliğinden dolayı Afşar olduğunu belirtenler de vardır.

9-Çakallu: Beşanlu aşiretinin bir obası olup, Karkın boyundandır.

10-Kuyumcu: Osmanlı belgelerinde Peçenek boyunun bir obası olarak görünmektedir.

11-Sarıcalar: Bayat boyuna bağlı olan Reyhanlı aşiretinin bir obasıdır.

Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
04.06.2019

25 Mayıs 2019 Cumartesi

MACARİSTAN’DA TÜRBESİ OLAN MERZİFON'LU “GÜL BABA” KİMDİR ?


MACARİSTAN’DA TÜRBESİ OLAN MERZİFON'LU “GÜL BABA” KİMDİR ?

Macaristan’nın başkenti Budapeşte’de türbesi bulunan “ Gül Baba” kimdi ? Merak etmiştim. İsminden Bektaşi babası olduğunu tahmin etmiştim. Ancak Merzifon doğumlu olduğunu öğrenince merakım iyice arttı. Araştırmalarım sonunda en ciddi bilgilere Amasya’lı hemşehrim ve gazeteci meslektaşım Hüseyin Menç’in kaleme aldığı “ TARİH İÇİNDE AMASYA” isimli eserinde ulaştım. Amasya’nın tarihi hafızasını kayda almasından dolayı kendisine teşekkürlerimi iletiyorum. Sayın Menç’in kitabında yer alan bilgiler kısaca şöyle:

Evliya Çelebi’nin babasından naklettiğine göre, Gül Baba Merzifon’lu bir Bektaşi (Alevi) dervişidir. Veli Baba dergahında bulunan secereye göre, soyu Hz. Hasan'a dayanmaktadır. Başlığına sürekli sarı-kırmızı  gül takması ndeniyle “ Gül Baba “ ismiyle anılmıştır. Fatih Sultan Mehmet, II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde savaşlara katılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’nın emriyle 1531-1541 yılları arasında Budin'de kalmıştır. Gül Baba  Macar ve Türk halklarının dostluğunu geliştirmek için çalışmış, 1541'de Budin'de vefat etmiştir.  Mezarı Budapeşte’nin Tuna nehri yakınlarındaki bir tepenin üzerindedir.  Budin valisi Mehmet paşa tarafından mezarın üzerine türbe yaptırılmıştır. Türbe II. Abdülhamit tarafından 1885’de kendi parası ile onarılmıştır. 1916 yılında Prof. Dr. İstvan Müller türbeyi yeniden restore ettirmiştir. Gül Baba türbesi 2. dünya savaşında zarar gördü. Bunun üzerine, Macar hükümeti türbeyi yeniden onardı. Türbenin Sandukasının örtüsü de 1973 yılında Türkiye tarafından gönderildi.

Evliya Çelebi Gül Baba için şu beyitleri yazmıştır:

Aşık ve sadıkınım, ettim ziyaret ben geda.
Bülbül-i güya gibi efgan idem ey Gülbaba.

Gül-i gülzar-ı hakikat ve Hüda.
Kutb-u aktab-ı Budin ey Gülbaba.

Baba bir kan-ı kerem sultandır,
Değil elbette tehi pir-u geda.

Merzifon’dan gelerek tuttu vatan.
Şeh Süleyman zamanı Güllübaba.

*Geda: yoksul-fakir
**Efgan : feryat-figan
***Gülzar: gül yanaklı- pembe yanaklı
**** Aktab: Aziz-efendi

Gül Baba’nın hayat hikayesi Macar besteci Hurszka Jenno tarafından 1982 yılında opera haline getirildi. Opera ayrıca plak olarak da satışa sunuldu ve çok ilgi gördü.

Gül Baba türbesi 2018 yılında TİKA  ve Macaristan Ulusal Varlık Yönetimi  tarafından yeniden restore edildi. Türk-Macar dostluğunun geliştirilmesi için  "Gül Baba Vakfı" kuruldu. Vakıf başkanlığına da iş adamı Adnan Polat seçildi. Gül  Baba türbesine Macaristan hükümeti tarafından  ayrıca müze statüsü de verildi. 

Bektaşi Babası hemşehrimiz Gül Babayı 478 yıl sonra biz de tekrar saygı ve minnetle anıyoruz. Mekanı cennet olsun diyoruz.

*İşadamı Sayın Adnan Polat'a Gül Baba türbesinin yenilenmesi için yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz.


Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu.
25.05.2019



24 Mayıs 2019 Cuma

RAMAZAN ORUCU İSLAMİYET’DEN ÖNCE VAR MIYDI ?

RAMAZAN ORUCU İSLAMİYET’DEN ÖNCE VAR MIYDI?

Ramazan ayının İslam coğrafyasında ayrı bir yeri bulunmaktadır. Hem oruç ayı olması hem de Kur’an’ı Kerim’in bu ayda Hz. Muhammed’e Cebrail aracılığı ile inmesi nedeniyle kutsal bir ay olarak kabul edilmiştir.

Ancak tarihi kaynaklarda, Ramazan ayının İslamiyet’ten önce de Arabistan’da kutsandığı ve bu ayda oruç tutulduğu belirtilmektedir. Konu hakkında en kapsamlı çalışmanın Sinop Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Emrah Dindi tarafından yapıldığını tespit ettim. S

Sayın Emrah Dindi’nin Yakın Doğu üniversitesi İslam Tetkikleri Merkezi Dergisinin Güz-2017 sayısında yayınlanan makalesi, yazımızın ana kaynağı olacaktır. Sayın Emrah Dindi hocamıza emeklerinden dolayı teşekkürlerimi ve saygılarımı iletiyorum.

İSLAMİYET’DEN ÖNCEKİ RAMAZAN ORUCU

Ramazan kelimesi, “çok sıcak gün”güneşte yanmış toprak”, “yanmış taş “ anlamlarını içermektedir. Bu aya neden “Ramazan” isminin verildiği hakkında farklı yorumlar getirilmiştir. Aşırı sıcakta oruç tutulduğundan, açlığın insana verdiği yanma duygusundan dolayı bu ismin verildiği ileri sürenler olmuştur. Ramazan ayının yaz sıcağına rast gelmesinden dolayı bu ismi aldığını ileri sürenler olduğu gibi, kalplerin günahlardan temizlenmesinden dolayı bu ismi aldığını ileri sürenler de vardır.

Ramazan ismi, Muharrem, Safer, Rabiul Evvel, Rabiul Ahir, Cumadiyel Ula, Cumadiyel Ahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zil kadde, Zil Hicce gibi ay isimleri olarak İslamiyet’ten önceki Hicaz Arapları tarafından kullanılmaktaydı.

Güney Arabistan Arapları Ramazan ayını bereket ayı olarak da kutluyorlardı. Zira, bu ayda Aden ve Sana şehirlerinde panayırlar düzenleniyor, Hint, Çin, Afrika, Roma ve Habeşistan’dan gelen mallar burada satışa çıkıyor ve bol kazançlar elde ediliyordu.

Tarihi kaynaklara göre, Cahiliye döneminde, Ramazan ayı kutsal bir ay olarak da görüldüğünden bu ayda, oruç tutmak, ibadet etmek ve fakir-fukarayı doyurmak da bir gelenekti. Ramazan ayı aynı zamanda “haram” ay olarak görüldüğünden bu ayda savaşılmaz, barış hakim olurdu.

Ramazan ayında Hira mağarasında inzivaya-itikafa çekilen çok sayıda Kureyşli vardı. Hz. Muhammed’in İslamiyet’ten önce her yıl Ramazan ayında Hira dağında yer alan mağarada inzivaya-itikafa çekildiği ve bu ayda fakirleri doyurduğu rivayet edilmiştir. Tarihi kaynaklarda, Hz. Muhammed’in dedesi Abdulmuttalib’in de ayın hilal durumu ortaya çıkınca, Hira dağında inzivaya çekildiği, oruç tuttuğu, fakir fukarayı doyurduğu belirtilmektedir. Haşim oğulları gençlerinin de bunu devam ettirdiği, Arafat, Müzdelife, Safa ve Merve tepelerinde ayinler yaptıkları, eve gitmeden önce de Kabe’yi ziyaret ettikleri tarihçi İbn İshak’ın eserinde yer almaktadır.

 TEVRAT VE İNCİL’DE ORUÇ

Ramazan ayında oruç ibadeti, İslamiyet öncesi toplumlarda yer alıyordu. Başlarına bir musibet geldiğinde, kıtlığa maruz kaldıklarında, ya da tanrının öfkesine maruz kalacaklarını düşündüklerinde, günahlarını affettirmek, isteklerine kavuşmak için oruç tutuyorlardı. Arap yarımadasında bulunan Yahudi ve Hristiyanlar da oruç tutuyorlardı.

Oruç, İbranilerin en temel ritüelleri arasında yer alıyordu. Tevrat da, Hz. Musa’nın Tur dağında kırk gün oruç tuttuğu belirtilmektedir. Yine aynı şekilde İncil’de de Hz. Yahya’nın, Hz. İsa’nın ve Pavlus’un kırk gün oruç tuttukları ifade edilmektedir. Bu durum Kur’an’ı Kerim’de, Bakara suresinin 183. ayetinde “Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı” denilerek daha önceden de oruç tutulduğunu teyit etmektedir.

Ramazan orucunu ilk tutan kişinin Hz. Nuh kavmi olduğu, hatta Hz. Adem’den beri farz olduğu da yazılı kaynaklarda yer almaktadır. Ancak Ramazan orucunun Yahudi ve Hristiyanlıkta sonradan değişikliğe uğradığı da belirtilmektedir.

Yazımızı özetleyecek olursak, Ramazan orucunun geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. İnsanlar, isteklerinin kabulü, günahlarından arınmak, nefislerini kontrol için oruç tutmuşlardır ve tutmaya devam ediyorlar.

 Bütün insanların Oruçları kabul, günahları af, sofraları bereketli ola.

Hamdullah Dedeoğlu

24.05.2019.




8 Mayıs 2019 Çarşamba

KILIÇDAROĞLU’NA LİNÇ GİRİŞİMİ ULU YÖRÜK KÖYÜ AKKUZULU’YA YAKIŞMADI


KILIÇDAROĞLU’NA LİNÇ GİRİŞİMİ ULU YÖRÜK KÖYÜ AKKUZULU’YA YAKIŞMADI

Hakkari’de PKK’lı teröristlerin şehit ettiği sözleşmeli er Yener Çıkrıkçı’nın memleketi olan Ankara’ya bağlı Çubuk ilçesi Akkuzulu mahallesindeki cenaze töreninde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve yöneticilerine bir linç girişiminde bulunuldu. Saldrının örgütlü ve planlı olduğu apaçık ortadaydı. Bunu ayrıca değerlendirmek gerekir.

Sayın Kılılçdaroğlu’na yapılan saldırının meydana geldiği Akkuzulu köyün geçmişini okuyunca üzüntüm bir kat daha arttı. Çünkü, Akkuzulu köyü Uluyörüklerden Akkuzulu obasının kurduğu bir Türkmen köyüydü.

Akkuzulu mahallesi Orta Anadolu’nun en eski köylerinden biriydi. Köyün yerleştiği yer Romalılar’dan beri bir yerleşim yeriydi. Ulu yörükler orta Anadolu’ya gelip yerleşen ilk Türkmenlerin (Oğuzlar) bir obasıydı. Anadolu Türkmenleri, misafirperverlikleriyle tanınıyordu. Yiyeceğinin ve barınacak yerinin en iyisini misafirlerine sunmaktan mutlu olan bir anlayışa sahipti. CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve yöneticilerine yapılan saldırı ve linç girişimi bu gelenek ve göreneklere aykırı bir eylemdi. Ancak, siyasiler kendi çıkarları için Akkuzulu’ları öyle provake etmişlerdi ki, gözleri kin ve nefretle dolmuştu. Bir kadının “ Bu evi yakın yakın” seslerini işitince kin ve nefret duygularının ne kadar kışkırtıldığı ortadaydı. Bu öyle bir noktaya varmıştı ki, yüzlerce yıllık gelenek ve görenekleri yerle bir etmişti.

Akkuzulu köyün bağlı olduğu Uluyörükler hakkınada Prof. Dr. Faruk Sümer “OĞUZLAR” (TÜRKMENLER) adlı eserinde şöyle yazmaktadır:

Uluyörük, başlıca Sivas, Amasya ve Tokat bölgelerinde yaşamakta olup, bu topluluğun bazı oymakları batıda, Kırşehir ve Ankara bölgelerine kadar yayılmışlardı. ..... Uluyörük, başlıca üç kümeye ayrılır: Yüzdepare, Ortapare, Şarkipare. Bu kümeleri teşkil eden oymaklar bölük adını taşıyordu. Bölüklerden her biri muayyen kışlaklara sahip bulunmakta ve onun üzerinde çiftçilik yapıyordu. ... Bu topluluğu meydana getiren başlıca bölükler şunlardır: İlbeyli, Çepni, Kulağuzlu, AKKUZULU, Tatlu, Gerampa, Gökçelü, Şerefeddinlü, Çungar, Ballı, Çapanlu, İkizlü, Çavurçı, Ustacalu, Dodurga, Özlü, Kırıklu, Kara Fakihlu, Turgudlu, Ağçakoyunlu, Ali beğli, Kuzu güllü, Kara keçili, İnallu.” ( Prof. Dr. Faruk Sümer, Oğuzlar -Türkmenler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları 2016, Sayfa, 192-193)

Prof. Dr. Faruk Sümer hoca aynı eserinde, Uluyörüklerin Oğuzların (Türkmenlerin) Bayat, Eymir, Dodurga, Çepni, Salur, Kayı, Afşar, Kınık ve Beydilli boylarından meydana geldiğini belirtmektedir.

Osmanlı kayıtlarında Uluyörük “Akkuzulu “ obasının (aşireti) iskan edildiği yerler hakkında Osmanlı arşiv uzmanı Cevdet Türkay ise, şunları yazmaktadır:

Akkuzulu cemaati (obası), Türkman taifesinden olup, Ankara sancağı, Keskin kazası (Kengiri -Çankırı sancağı), Zile kazası (Sivas sancağı), Ortapare kazası (Sivas sancağı), Yeni il kazası (Sivas sancağı), Malatya sancağı, Kaş kazası (Teke sancağı), Alacahan mevkii (Kengiri sancağı), Halep, Sivas, Kangal kazası (Sivas sancağı). “ (Cevdet Türkay, Osmanlı İmparatorluğu’nda OYMAK, AŞİRET VE CEMAATLER, İşaret yayınları sayfa, 165)

Akkuzulu köyü sakinlerinin köklü bir geçmişe sahip oldukları yukarıdaki tarihi kayıtlardan da anlaşılmaktadır. Ancak, kışkırtıcıların Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan linç girişiminde ,Uluyörüklerden Akkuzulu’ları nasıl bir duruma getirdiklerine şahit olduk. Kabahati, Uluyörüklerde değil, onları bu duruma getirenlerde aramalıyız.

Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
08.05.2019.
*Bu yazı elektronik posta ile CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na da gönderilmiştir.

*** CHP Genel başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu 18 Mayıs tarihinde gönderdiği elektronik posta ile teşekkürlerini iletmiştir.  Cevap verme nezaketinde bulundukları için kendilerine tekrar selam ve saygılarımı iletiyorum.

Popular