30 Temmuz 2026 Perşembe

CEM VAKFI NEDEN HEDEF ALINIYOR?

 CEM VAKFI NEDEN HEDEF ALINIYOR?

Açılışı Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı olan CEM VAKFI 1995 yılında  Prof. Dr. İzettin Doğan öncülüğünde kuruldu.  

Vakfın ilkeleri, kuruluş amacında şöyle belirtilmektedir:

Atatürk Devrimleri ışığında, ülkemizde Alevi İslam anlayışının tüm değerlerinin yaşatılması, araştırılması ve halkımıza anlatılması için çalışmalarda bulunmak,

Başta devleti yönetenler olmak üzere, siyasi partiler, demokratik kitle kuruluşları, üniversiteler gibi tüm kurumlara Alevilerin yüzyıllardır uğradıkları haksızları anlatmak,

Alevilerin biriken yüzlerce sorunlarına çözüm yolları üretmek için her zaman diyalogdan yana tavır sergileyerek, kamuoyu yaratma konusunda halkla ilişkilere  önem vermektir.”

CEM Vakfı, bugüne kadar bu alanda sayısız etkinlik gerçekleştirmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır;

-Çoğu sözlü gelenekten gelen Alevi İslam inancı konusunda kitap, dergi, broşürler yayınlayarak bunları toplumun hizmetine sunmuştur. (Buyruklar, Cem İbadeti ve diğer uygulamalar hakkında kitap, broşür ve kitapçıklar)

-Görsel kitle iletişim araçları aracılığı ile (CEM TV-CEM RADYO) Alevi-İslam inancını, kültürünü hem Türkiye’ye hem de tüm dünyaya tanıtımını sağlamıştır.

-Ulusal ve uluslar arasında Alevilerin yasal haklarının tanınması için hukuki mücadeleler yürütmüş, davalar açmış ve bunları başarı ile sonuçlandırmıştır. (Örneğin; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Alevilere yasal haklarının verilmesi kararı)

-Türkiye çapında Cem evlerinin açılmasına öncülük etmiş, gerekli fikri, manevi ve maddi desteği sağlamıştır.

-Cem evlerinde Alevi İslam inancını yürütecek Dede, cenaze ve din hizmetleri görevlilerini yetiştirmiştir.

- CEM Vakfı kurucu genel başkanı ve uluslararası hukukun önde gelen isimlerinden Prof. Dr. İzzettin Doğan; yüzlerce söyleşi, panel, konferansta, Alevi İslam İnanç ve kültürünün tüm boyutlarını en doyurucu, bilimsel ve özüne yakın bir şekilde halka anlatmış, Alevi-Sünni soğukluğunun giderilmesi yönünde önemli adımlar atarak halkı bilgilendirmiştir.

-Aynı zamanda ocakzade olan İzettin Doğan Dede, Devleti yönetenler başta olmak üzere, istisnasız tüm siyasi parti temsilcileriyle görüşerek, Alevilerin haklı istek ve beklentilerini parti başkanlarına ve yöneticilerine aktarmış, bu konuda kendilerinden somut projeler üretip, sorunları çözmeleri yönünde kamuoyu önünde sözler almıştır.

-CEM Vakfı, kurucu ve yönetim kurulu üyelerinin, kendilerine gönül verenlerin de desteğiyle ülkemizde yüzden fazla cem ve kültür evinin yapımını sağlamıştır.

-Şu anda halihazırda CEM Vakfı Genel Merkezi’nin de hizmette bulunduğu Yenibosna Koca Ahmet Yesevi Kültür ve Cemevi; Burada bin kişilik bir cem salonu, iki yüz kişilik yemek salonu, iki yüz kişilik konferans salonu, kütüphane, morg, kitap satış reyonu, Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanlığı ve elliden fazla personeliyle halka hizmet vermeye devam etmektedir.

-CEM Vakfı ayrıca elli şube ve birimiyle Türkiye’nin dışında da Bulgaristan, Almanya, Avusturya, İsviçre’de de halkımıza hizmet götürmektedir.

-CEM Vakfı kurulduğu günden bugüne binlerce öğrenciye karşılıksız burs vererek başarılı öğrencilerin yanında yer almıştır.

Yukarıda Cem vakfının kuruluşundan bugüne kadar yapmış olduğu hizmet ve faaliyetlerinin kısa bir özetini sunduk.

İşte tüm bu faaliyet ve hizmetlerde bulunan Cem Vakfı, 1980’den önce kalma bazı sözde solcuların çöreklendiği dernek ve vakıflar tarafından olmadık iftira, yalan-yanlış eksik bilgelerle hedef alınmaktadır.

Bu kesimler, “Ali’siz Alevilik”, “Alevilik İslam dışıdır”, “Alevilik Anadolu’da yaşayan Luvilerin eski bir inancıdır” şeklindeki propagandaları ile özellikle Alevi gençleri asimile etmeye çalışarak, derneklerdeki “Alevi” ismini kullanmaya devam etmektedirler.

Alevi inancı ile hiçbir ilgisi olmayan bu küçük kesimler, Alevi dernek ve vakıfların tabanında yer alan insanların dini duygularını istismar ederek, siyaset arenasında kendilerine alan açmak için kullanmaktadırlar. Bugüne kadar Alevilerin temel sorunlarını ve taleplerini dile getirmeyen ve çözüm üretmeyen bu kesimler, Alevi vakıflar içinde en kurumsal bir vakıf olan Cem Vakfını hedefe koymakta, gece-gündüz bu vakıf hakkında kampanyalar yürütmektedirler.

Cem vakfı aleyhinde buldukları tek argüman, “Cem vakfı FETÖ ile Cami-Cemevi projesi yürütmüştür.”

O dönemde kendisini devlet gibi tanıtan FETÖ, vakıf yöneticilerinin toplumsal barışı sağlamak amacını ve iyi niyetini istismar ederek bu projeyi Cem Vakfına bir öneri olarak getirmişti. Vakıf yöneticileri de bu öneriyi iyi niyetle kabul etmiş ve bazı yerlerde uygulamaya konulmasına destek olmuştu.  Ancak, FETÖ örgüt elemanlarının gerçek niyetinin ortaya çıkmasından sonra bu projeden vazgeçilmişti.

Cem vakfı kurulduğu günden itibaren yüzlerce yayın yapmış, binlerce etkinlikte bulunmuş, bunlardan birinde yanlış yapmıştır. Bir tane yanlışı göstererek, vakfı tümden hedefe koymak insafsızlık değilse, tamamen art niyettir. Binlerce etkinliği görmeyip, bir yanlış üzerinde tepinmek, gerçek amacın başka olduğunu gösterir.

Alevi dernek ve vakıfların yönetimini ele geçiren bu ideolojisi tükenen sözde solculara bir öneride bulunmak istiyorum:

Eğer, iyi niyetli ve dürüstseniz insanların inançları üzerinde siyaset yapmayın. Alevi dernekleri ve vakıfları siyasi bir kuruluş değildir. Bu dernek ve vakıfların amacı, Alevilerin yasal haklarını savunmak ve çözüm üretmektir. Şimdiye kadar yapmış olduğunuz faaliyetler tamamen siyasi faaliyetler olup, Alevi toplumunun çıkar ve talepleri ile ilgisi bulunmamaktadır. Amacınız siyaset yapmak ise, görevlerinizden istifa edip, benimsediğiniz partilerde politika yapın. Dernek ve vakıfları da Alevilerin taleplerini savunacak ve çözüm üreteceklere bırakınız.

Hamdullah Dedeoğlu

30. 07. 2026

 

 

 

 

 

HACI BEKTAŞ-I VELİ KİMDİR?

 


HACI BEKTAŞ-I VELİ KİMDİR?

Hacı Bektaş-ı Veli, Büyük Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış dönemin sayılı kültür merkezlerinden olan Horasan’ın Nişabur kentinde 1209 yılında doğmuştur. 1271 yılında bugünkü adı Hacıbektaş olan Sulucakarahöyük’te vefat etmiştir.

Hacı Bektaş Veli Anadolu’ya 1230’lu yıllarda Baba İlyas ile gelmiştir. Kaynaklara göre, Hacı Bektaş-ı Veli Baba İlyas’ın halifelerindendir. Amasya’da bugünkü adı İlyas köy, o zamanki adıyla Çat köyünde Baba İlyas ile görüştükleri belirtilmektedir

Hacı Bektaş Veli, Yaşadığı çağın karmaşıklığı içerisinde kin ve düşmanlıktan arınmış bir toplum yaratmıştır. Onun oluşturduğu iklim, binlerce ozana ilham kaynağı olmuş, dalga dalga yayılarak pek çok coğrafyayı etkilemiştir.

İnsana değer veren, söz ve eserleri ile de kişisel ve toplumsal vicdanı aydınlatan Hacı Bektaş Veli, kin ve düşmanlıktan arınmış bir toplum yaratmıştır. Bunun yanında, gönülden gönüle sevgi köprüleri kurmuş, yaşadığı yöreye ve halifeleri aracılığı ile ulaştığı bölgelere bir bahar havası getirmiştir.

Hacı Bektaş Veli’nin soyu, on iki imamlardan altıncısı olan İmam Musa Kazım’ın neslinden gelmektedir.

Hacı Bektaş Velî, hem oğuz Türkmenleri ile hem de  Ürgüp yöresindeki Hristiyanlar’la da çok iyi ilişkiler geliştirmiş, onların Alevi-İslam inancına kavuşmasında büyük çaba ve emekler göstermiştir. 

Anadolu’yu işgal eden Şamanist Moğolların İslam’ı kabul etmeleri için de halifelerini dört bir yana yollamıştır. Örneğin; Alevi olan Tatar-Moğol kökenliler bunlardandır.

Hacı Bektaş-ı Veli, Baba İlyas’ın ve Ahi Evran’ın katledilmesinden sonra, Anadolu’daki Alevi-Bektaşi düşüncesinin önderliğini yapmıştır. Bugün Anadolu, Balkanlar ve Irak’taki Alevi ocakların büyük çoğunluğu Hacı Bektaş dergahına bağlıdır. Bu nedenle Hacı Bektaş, Serçeşme unvanı ile yani kaynak pınarların başı olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca gösterdiği kerametler ile hem Hünkar, hem de Veli unvanlarını almıştır.

Hacı Bektaş-ı veli bundan sekiz yüz yıl önce,

 “KIZLARINIZI OKUTUNUZ”

İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR

“DİYEN İLERİ GÖRÜŞLÜ BİR AYDINLANMA LİDERİDİR.

Ölümünden 755 yıl sonra Pirimiz, velimiz ve hünkarımız olan Hacı Bektaş Veli’yi şükranla anıyor, mekanı cennet, ruhu şad  olsun.

Gerçeğe hü...

Hamdullah Dedeoğlu

30.07.2026.

 

26 Temmuz 2026 Pazar

AHİLİĞİN ALEVİLİK İLE İLİŞKİSİ

AA 


AHİLİĞİN ALEVİLİK İLE İLİŞKİSİ

Ahi kelimesi, Arapça da "kardeş" anlamına gelmektedir. Ancak, Divanü Lûgati't Türk'te "Ahi" kelimesi eli açık, cömert, yiğit anlamına gelen "akı" kelimesinden geldiği de belirtilmektedir.

Anadolu’daki Ahi teşkilatları Selçuklular döneminde 13. yüzyılda Evahüddin-i Kirmani tarafından kurulmuş, daha sonra damadı Ahi Evran öncülüğünde devam ettirilen üretici esnaf birliklerine verilen bir tanımlamadır. Ahi birliklerin amacı, Anadolu’da imalat sanayisini ve ticareti elinde bulunduran yerli Hristiyanlara karşı, Müslüman halkın çıkarlarını savunmak ve pazarda etkinliğini sağlamaktı.

Kendisi de debbağ-derici olan Ahi Evran, çeşitli meslek kollarını bir arada toplayarak, aralarındaki dayanışma ve işbirliğini kurallara bağlamış, Ahi teşkilatlarının kurumsallaşmasını sağlamıştı.

Bu teşkilatlar, kısaca bugünkü esnaf ve ticaret odalarının görevlerini yerine getiriyordu. Ancak bu kuruluşlara girmenin belirli kuralları, ilkeleri bulunuyordu.

Bu ilkelerden bazıları şunlardı:

-Cimrilik kapısını bağlamak, lütuf kapısını açmak,

-Kahır ve zulüm kapısını bağlamak, sabırlı ve yumuşak huylu olmak,

-Hırs kapısını bağlamak, kanaat ve rıza kapısını açmak,

-Tokluk ve lezzet kapısını bağlamak, riyazet (nefsi eğitmek) kapısını açmak,

-Haksızlığa kapısını kapatmak, Hak'tan yana kapısını açmak,

-Herze (manasız boş laflardan kaçınmak) ve hezeyan (büyüklük-kibirden kaçınmak) kapısını bağlamak, Marifet Kapısını açmak,

-Yalan kapısını bağlamak, doğruluk kapısını açmak.

Ahilik’te yer alan öğütler ise, şöyleydi:

-Ahdinde ve sözünde vefalı ol.

-Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve dürüst ol.

-İkram ve kerem sahibi ol.

-Alçak gönüllü ol.

-Büyüklük ve gururdan kaçın.

-Yaptığın iyiliği başa kakma.

-Kin, haset ve gıybetten kaçın.

-Sır tutmayı bil, sırları açığa vurma.

-Küçüklere karşı sevgi, büyüklere saygılı ol.

-Ölçüde ve tartıda hile yapma.

-İşinde ve hayatında doğru ve güvenilir ol.

Ahi teşkilatlarına üye olan esnaflara, imalathanelerde çalışan çırak ve ustalara  tekke ve zaviyelerde din ve ahlak eğitimi veriliyordu. Tekke ve zaviyelerde verilen bu eğitimlerdeki inanç ve ritüellerin bugün Alevi İslam anlayışı içinde devam ettiğini görmekteyiz.

Ahilikteki inanç ve ritüeller üzerine araştırma yaparken, Prof. Dr. Sayın Mehmet Saffet Sarıkaya’nın “ALEVİ VE BEKTAŞİLİĞİN AHİLİK İLE İLİŞKİSİ” adlı makalesine ulaştım.

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olan Mehmet Hocam, Ahiliğin görevlerini, amacını, inanç ve ritüellerini şöyle özetlemektedir:

XIII. yüzyıl Anadolu’sundaki siyasî ve sosyal istikrarsızlığa rağmen, bu yüzyılda tezahürlerini gördüğümüz Ahilik teşkilâtı varlığını asırlarca muhafaza edecek kuvvetli bir örgütlenmeyi başarmıştır. Ahilik, eski Türk akılık ve alp geleneğinin, Arap ve İran fütüvvet idealiyle İslâmî bir sentez içinde birleşip Anadolu’da ortaya çıkan kurumlaşmış şeklidir. 

Ahiler, XIII. yüzyılda Anadolu’nun büyük şehirlerinden en küçük köylerine kadar bütün yerleşim birimlerine dağılmışlar, hem yerleşik hem göçebe nüfus ile iç içe yaşamışlardır.

XIII. yüzyılın ikinci yarısından sonra bilhassa şehirlerin mahalli idaresinde söz sahibi olarak halkın asayiş, sükun ve huzurunu temine yönelik çaba sarf etmişlerdir.

Mehmet hocam, makalesinin devamında Ahilik teşkilatlarında farklı tarikat mensuplarının da bulunduğunu belirterek şöyle devam etmektedir:

Ahilik, sahip olduğu tasavvufî fütüvvet idealine rağmen klâsik tarikat örgütlenmesinden farklılık arz eder. Ahiliğin bu farklı örgütlenişi, Ahilerin dinî- tasavvufî tarikatlara mensup olmalarına imkân tanımıştır. Böylece Mevlevîlik, Rifâîlik, Kâdirîlik, Halvetîlik, Bektâşîlik vb. tarikatlar ile Ahilerin direkt ilişkileri olmuştur. 

Mehmet hocam, bugün Alevi İslam inancında yer alan Cem ibadetinin ve diğer ritüellerin Ahilikte de bulunduğunu belirterek bu ortak uygulamaları şöyle sıralamaktadır:

Dört Kapı Kırk Makam 

Hacı Bektaş Velî’nin Makâlât’ında yer dört kapı kırk makam açıklaması Fütüvvetnamelerde hemen hemen aynı şekilde yapılmıştır.

 Buna göre, Şeriatin makamları “İman, namaz, zekât, oruç, hac, helâl kazanç, haram yememek, şeriat evine girmek, çağrıldığında Allah rızası için gazaya gitmek, emr-i maruf ve nehy-i anil münker”;

Tarikatın makamları: “Tevbe, tıraş olmak, mürid olmak, havf ile reca arasında olmak, lezzeti terk,  hizmet, evrad okumak, pîrin icazetiyle okumak, nasihat, terk-i tecrid”;

Hakikatın makamları: “Toprak olmak, yetmiş iki millete bir gözle bakmak, iyi lokma yemeye yönelmek, mahlukatın kendisinden emin olması, kimseyi incitmemek, fukarayı geri çevirmemek, Hak yolunda malını harcamak, sırrı saklamak, münacaat-ı Teâlâ, gözünü açıp ilim öğrenmektir”;

Marifet makamları: “Edeb, nefs-i cevr etmek, haram lokmadan perhiz kılmak, sıdk ve ihlas, haya, hılmü’n-nefs, din-i mübîni bilmek, kurb ve visal, kendini bilmek.”

Bu esaslar Ahilik ve Alevî ve Bektâşîliğin din ve dünya görüşünün temelini teşkil eder. 

Mehmet Hoca, makalesinin devamında, Ahilikte yer alan Hz. Ali, ehlibeyt sevgisi, On iki imam, on dört masumu paklar, Tevella ve teberra, Kırklar Meclisi, yol kardeşliği-müsahipliğin, kuşak bağlamanın, hırka ve taç giymenin, Cemlerdeki on iki hizmetin, dua ve gülbankların, adap ve erkanların Alevi-Bektaşilikteki ile birebir aynı olduğunu belirtmektedir.

Mehmet hocam, Ahilik ile Alevi-Bektaşilik’te yer alan inanç ve ritüelleri Fütüvvetnamelere ve tarihi belgelere dayandırmaktadır. Bu kaynaklar arasınada, Burgâzî Fütüvvetname’si, Hacı Bektaş’ın Makâlât’ı,  İmam-ı Ca‟fer Buyruğu, Kitâb-ı Cebbarkulu, İbn Batuta Seyehatnamesi, Seyyid Hüseyin Fütüvvetnamesi, Fütüvvetname-i Selman-ı Pak, Fütüvvetname-i Cafer-i Sadık adlı eserler yer almaktadır.

Mehmet Hocam, makalenin sonunda ise, şu değerlendirmeyi yapmaktadır:

Ahilerin teşkilât mensuplarını korumak üzere uyguladıkları merasimler daha sonra Alevî ve Bektâşîlerce neredeyse aynı denilecek şekilde benimsenmiş ve takip edilmiştir. Bu durum yol atası ve yol kardeşi edinme, ikrar verme törenlerinde açıkça tezahür eder. Bu bağlamda merasimler esnasında kullanılan şedd (kuşak), hırka, tac, vb. kıyafetler ve diğer şeyler iki zümrenin müşterek sembol ve yorumlarla benimsedikleri motiflerdir. 

Bunların yanında Ahi teşkilâtının iç düzeniyle ilgili (yola dair) soru ve cevaplar, tâlibe verilen nasihatlar, çeşitli vesilelerle okunan duâlar, tercümanlar ve gülbenkler çoğu kere sözleri bile

değişmeden Alevîler ve Bektaşîler tarafından aynen dile getirilmişlerdir. Hz. Peygamber’in miracıyla ilgili sonraları Alevî ve Bektâşî çevrelerinde geliştirilen Kırklar ile ilgili söylencenin de ilk örneklerini Ahilerde bulma imkanına sahibiz.”

Hamdullah Dedeoğlu

26.07.2026.

 

18 Temmuz 2026 Cumartesi

ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILMASININ AMACI NEYDİ?

ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILMASININ AMACI NEYDİ?

Alevi köylerine cami yapılmasına Osmanlı devletinden beri devam edilmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan 1980 askeri darbesine kadar bu politikaya ara verilmişti. 1980’den sonra, Alevileri asimile etme politikası yeniden uygulamaya konuldu.

Devleti yöneten tekçi din anlayış, daha önceki uygulamaların zaman içerisinde başarılı olduğunu görünce, kendi mezhepçi yorumunu hakim kılmak için Alevi köylerine kimi zaman muhtarlıklar aracılığı ile kimi zaman da maddi imkanlar sağlayarak bu politikalarını devam ettirdiler. Bunun meyvelerini de zamanla topladılar. Alevi-Bektaşi inancına mensup köyleri asimile edip, inançlarından, kültürlerinden kopardılar.   

Bu başarılarına örnek verecek olursak; Horasan erenlerinden Baba İlyas’ın kurmuş olduğu dergah etrafında oluşan Amasya merkeze bağlı İlyas köy ile Çorum Mecitözü ilçesine bağlı olup, ismini Baba İlyas’ın torunlarından alan Elvan Çelebi köyüdür. Her iki köyde de türbeler bulunmaktadır. İlyas köyünde Baba İlyas türbesi, Elvan Çelebi köyünde de Elvan Çelebi türbesi bulunmaktadır. Ancak her iki köyde de Alevi-Bektaşiler azınlıktadır. Zaman içinde köyde yaşayanların büyük çoğunluğunun Alevi-Bektaşi inancını terk ettikleri anlaşılmaktadır.

Yine Amasya merkeze bağlı Yassıçal köyünde Seyyid Erkonaş Baba türbesi bulunmaktadır. Bu köyde de uzun süreden beri cami bulunmaktadır. Burada yaşayanların da yavaş yavaş asimile olduklarına şahit olmaktayız.

Amasya bölgesinde yaptığımız kısa bir araştırmada; cami yapılmayan Alevi köy kalmadığını öğrendik. Alevi köylerinde cemaat olmamasına rağmen, tümünde de Diyanet tarafından atanan İmamlar bulunmaktadır.

İmamlar sadece dedenin yada bu görevi yapacak Alevi din görevlisinin olmadığı yerlerde cenaze işlerini yapmaktadırlar. Onun dışında bir görevleri bulunmamaktadır.

Oysa, 1980 öncesinde Alevi köylerindeki nüfus bugünkünden kat be kat fazlaydı. Din ve cenaze hizmetleri köylüler tarafından yürütülüyordu. Dolayısıyla nüfus çok çok azalmasına ve Alevi köylerindeki camilerde cemaat bulunmamasına rağmen, imamlar görevlerine ve devletten maaş almaya devam etmektedirler.

Burada bir art niyet yok mu?  Zira devlet hiçbir cemevinin inşaatına destek vermezken, cemaati bulunmayan köylere cami yapılmasına diyanet vakfı aracılığı ile dolaylı olarak destek verilmektedir. Cemaati olmayan bu camilere imamlar atanarak maaşları devlet tarafından ödenmeye devam edilmektedir.

Buradaki amacın Alevi-Bektaşi inancına mensup vatandaşları asimile etmek olduğu net olarak anlaşılmaktadır. Bu tekçi- mezhepçi din anlayışı, daha önceki örneklerden hareket ederek elli veya yüz yıl içinde bütün Alevileri asimile edebileceklerini hesaplamaktadır. Ancak bu kez bu politikaların sonuç vermeyeceğini belirtmekte yarar var. Zira o dönemde bu kadar örgütlü bir Alevi kitlesi bulunmuyordu. Üstelik Alevilerin büyük çoğunluğu köylerde değil, şehirlerde yaşamakta ve ibadetlerini Cemevlerinde yürütmektedirler.

Dolayısıyla, devleti yönetenlerin Osmanlı’dan kalma bu mezhepçi din anlayışını terk ederek, herkesin inancına saygı duymasını ve devletin imkanlarından tüm inançların eşit olarak yararlanmasını sağlaması gerekmektedir. Ülkenin birlik ve beraberliği isteniyorsa, tüm vatandaşlara eşit hizmet verilmesi de bir zorunluluktur.

Bunun yolu da Ortaçağdan kalma mezhepçi din anlayışının bir an önce terk edilerek, Cemevlerine yasal statünün verilmesidir.

Hamdullah Dedeoğlu

18.07.2026.

 

 

 

 

29 Haziran 2026 Pazartesi

AMASYA’DAKİ AŞURE ETKİNLİĞİNE BİNLERCE YURTTAŞ KATILDI


 CEM VAKFI Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç dede Kerbela'nın anlamı üzerine bir konuşma yaptı.

Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Bekdemir İşbilir, konuşmasında Kerbela şehitlerini andı. 


Cem Vakfı Amasya Şubesi Dedelerinden İsmet Kılıç lokma duası verdi.

İsmet Dede lokmaların dağıtımı için dualar da bulundu.

Zakir Aziz Şimşek Kerbela Şehitlerini anan deyişler okudu.

Kerbela şehitlerini anma  etkinliğinde, Amasya il Jandarma Komutanı Albay Ramazan Yiğit, Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, CHP Amasya İl Başkanı İlker Küp ve Ak Parti İl Başkan yardımcısı Ömer Gelen Vatandaşlara Aşure dağıttı.

AMASYA’DAKİ AŞURE ETKİNLİĞİNE BİNLERCE YURTTAŞ KATILDI

Amasya merkez, Şehzadeler Gezi Yolunda düzenlenen aşure etkinliğine binlerce yurttaş katıldı.

Amasya Belediyesi ve Cem Vakfı Amasya Şubesi ile ortaklaşa düzenlenen etkinliğe Ak Parti, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi il yöneticileri ve binlerce vatandaş katılım sağladı. Etkinlikte, dört bin kişiye aşure dağıtıldı.

Kerbela şehitlerin anma etkinliğinde, Amasya Belediye Başkan yardımcısı Bektemir İşbilir ve Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede birer konuşma yaptılar. Konuşmalarda, Kerbela katliamı şehitleri rahmetle anıldı. Katliamcılara ise, lanet edildi. Her iki konuşmacı da Hz. Hüseyin’in Kerbela’daki direnişinin zalimlere karşı, mazlumların hakkını savunmak olduğunu belirttiler.

Etkinlikte, Cem Vakfı Amasya Şubesi Dedelerinden İsmet Kılıç, lokma duası verdi. Zakir Aziz Şimşek ise, Kerbela katliamını anlatan deyişler okudu.

Etkinlik, Amasya Belediye Başkan Yardımcısı Bekdemir İşbilir, Amasya Emniyet Müdürü Ayhan Saraç, Amasya İl Jandarma Komutanı Albay Ramazan Yiğit, CHP Amasya İl Başkanı İlker Küp, AK Parti il Başkan Yardımcısı Ömer Gelen’in halka aşure dağıtımı ile sona erdi.  

Hamdullah Dedeoğlu

28.06.2026

 

22 Haziran 2026 Pazartesi

AŞURE GÜNÜ KONUŞMASI-KERBELA'NIN ANLAMI: ZALİME KARŞI DİK DURMAK

AŞURE GÜNÜ KONUŞMASI

KERBELA'NIN ANLAMI: ZALİME KARŞI DİK DURMAK

Sayın Valim,

Sayın milletvekilleri,

Sayın Belediye başkanım,

Sayın protokol üyeleri,


Değerli canlar,

Değerli dostlar,

Her yıl olduğu gibi bu yılda aynı yüce değerler etrafında bir araya gelmiş bulunuyoruz.

1346 yıl önce bugün On muharrem günü peygamberimizin sevgili torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edildiği gündür. Bu gün, hem bir matem günü hem de haklı olanların, adaletten yana olanların zalimlere ve despotlara karşı direnme günüdür.

Hz. Hüseyin, yönetimi zorla, hileyle ve suikastlarla ele geçiren zalimlere karşı mazlumların hakkını savunmak için ayağa kalkmıştı.

Hz. Hüseyin, hak, adalet ve iyi ahlak üzerine kurulan İslam devletini, saltanat rejimine dönüştüren Emevi iktidarına karşı Hakk’ı savunmak için direnmeyi seçmişti.

Değerli Canlar,

Değerli dostlar,

Emevi sülalesi Mekke’nin fethinden sonra Müslümanlığı kabul etmişti. Hz. Hüseyin ve yetmiş iki yoldaşını Kerbela’da vahşice katlettiren Muaviye oğlu Yezid bu sülaledendi. Muaviye ve Yezid’in Peygamberimizin ehlibeytine karşı düşmanlıkları daha öncesine dayanıyordu.

Muaviye’nin dedesi Utbe, Utbe’nin kardeşi Şeybe, kayın biraderi Velid Bin Utbe ve ağabeyi Hanzala Bedir savaşında Hz. Ali tarafından öldürülmüştü.

İşte, Muaviye oğlu Yezid bu kin ve düşmanlıkla büyütülmüştü. Gaddarlığı ve acımasızlığı buradan geliyordu. Kerbela katliamından sonra “Dedemin, amcamın ve dayımın intikamını aldım” demesinin nedeni de buydu.

Yezid, bu katliamı, savaşmanın, insan öldürmenin yasak olduğu haram aylardan olan Muharrem ayında yapmıştı. Yani Emevi saltanatını kuranların İslam’a, geleneklerine ve örfüne de saygısı yoktu. Şam sarayında zevk ve sefa içinde yaşıyorlardı. Tek amaçları bu sefil hayatlarını ve iktidarlarını devam ettirmekti.

Nitekim, Yezid iktidarının devamı için; Medine’yi işgal edip, yağmalamaktan, yüzlerce sahabeyi şehit etmekten, binlerce mümini katlettirmekten de çekinmemişti.

Aynı Yezid, Mekke’ye de saldırmış, Mancınıklardan attırdığı taş gülleleri ile Kabe’ye zarar vermiş ve Kabe’nin örtüsünün yanmasına da sebep olmuş birisiydi.

Kısaca, gerek Muaviye gerek Yezit İslam dinine kalpten değil, göstermelik olarak inanmış bir aileden geliyordu. Bu nedenle Ehlibeyt’e kast etmişlerdi.

Değerli canlar,

Değerli dostlar,

Bugün Kerbela’yı anmak Filistin’de, Gazze de, Lübnan’da, İran’da emperyalistlerin ve Siyonistlerin saldırısına uğrayan mazlum ve masum olanların hakkını savunmaktır.

Bugün Kerbela’yı anmak, dünyanın neresinde olursa olsun, rengi, dili, dini ve mezhebi ne olursa olsun, ezilen, zulme uğrayan, katledilen tüm insanların hakkını savunmaktır. Çünkü bu değerler evrenseldir.

Değerli Canlar,

Değerli dostlar,

Peygamberlerin tebliğ ettiği hiçbir kutsal kitapta insanlara zulüm ve katliam yoktur. Hepsi de iyiliği öğütlemiş, barış içinde yaşamayı ve adalet ilkeleri doğrultusunda yönetmeyi emretmişlerdir.

 İşte Anadolu İslam’ın temsilcileri olan Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu ve Horasan erenleri bu ilkeler doğrultusunda irşat da bulunmuş ve coğrafyamızı bir güneş gibi aydınlatmışlardır.

Onların İslam anlayışı hoş görüye, Allah sevgisine, peygamber sevgisine, Ehlibeyt sevgisine ve insan sevgisine dayanıyordu.

Onların İslam anlayışı korku üzerine değil, sevgi üzerine inşa edilmişti. Onun için tebliğ ettikleri değerler evrensel olmuştur. Onun için bugüne kadar ayakta kalmıştır.

Değerli canlar,

Değerli dostlar,

İnsanlığın kutsal değerleri için şehit olan başta peygamber efendimizin ciğer paresi Hz. Hüseyin olmak üzere, tüm Kerbela şehitlerini rahmet ve minnetle anıyor, ruhları şad, mekanları cennet olsun. Onları hunharca katledenlere de lanet olsun.

Bugün buraya gelip, aşure etkinliğimize katılan, katkıda bulanan herkesin hizmetleri Allah katında kabul görsün.

Bugünümüze destek veren başta Amasya Belediyesi olmak üzere, tüm dost ve canlara teşekkür ediyor, duaları kabul, lokmaları helal olsun.

Sağ olun.

Var olun.

Hamdullah Dedeoğlu

22.06.2026.

 

 

 

 

 

 

20 Haziran 2026 Cumartesi

AMASYA BABA İLYAS CEMEVİ İNŞAATI BİTMEK ÜZERE

 

BABA İLYAS CEM EVİ


AŞEVİ-YEMEKHANE

CEM MEYDAN EVİ

CEM MEYDAN EVİ

AMASYA BABA İLYAS CEMEVİ İNŞAATI BİTMEK ÜZERE

Cem vakfı Amasya Şubesi ile Amasya Belediyesi arasında yapılan protokol çerçevesinde Gök Medrese Mahallesinde Aralık 2022’de başlayan Baba İlyas Cemevi inşaatında son aşamaya gelindi.

Kaba inşaatı tamamlanan Cemevinin ince bölümlerindeki çalışmalar da hızla devam ediyor. Amasya Belediyesinin ve vatandaşların katkıları ile devam eden inşaatın bitmesi için asansör, dış cephe sıva ve mantolamanın yapılması gerekmektedir.

Cemevinin kaba ve ince işlerinin tamamlanmasından sonra iç malzemelerinin imalat ve montajı yapılacaktır.

Cem Vakfı Amasya Şubesi Başkanı Haydar Kılıç Dede, Baba İlyas Cemevinin tamamlanması için duyarlı ve hayırsever vatandaşlardan destek beklediklerini açıkladı.

Haydar Kılıç Dede, Katkıda bulunmak isteyen vatandaşlara Cem vakfı Amasya Şubesinin iban numarasını da paylaştı.

CEM VAKFI AMASYA ŞUBESİ İBAN: Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi vakfı VAKIFBANK AMASYA ŞUBESİ İBAN: TR 06 0001 5001 5800 7296 9054 41

 

 

 

 





Popular