ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2025 Salı

ALEVİLİK’TE DEDE OCAKLARI




ALEVİLİK’TE DEDE OCAKLARI

Alevi İslam inancında ocaklar ve ocakzade olan dedeler önemli bir yer tutar. Her ocağın talipleri-mensupları vardır. Her dede kendi taliplerinin dini ve sosyal hizmetlerini yerine getirir. Hiçbir dede başka bir dedenin hizmet bölgesinde izinsiz görev yapamaz. Dede ocakları arasında böyle bir hiyerarşi bulunmaktadır. Türkiye’de yüzün üzerinde dede ocağı bulunmaktadır.

Alevi ocakları hakkında en detaylı çalışma, araştırmacı-yazar Hamza Aksüt tarafından yapılmıştır. Yurt Kitabevi tarafından 2020 yılında yayınlanan “ALEVİLER, Türkiye-İran-Suriye-Bulgaristan, Dede Ocaklarının, Toplulukların ve Yerleşimlerin Tarihi” adlı kitabı bu konuda başvurulacak eserlerin ilk sırasında gelmektedir.

Sayın Hamza Aksüt tarafından uzun süren araştırma-inceleme ve birebir yapılan görüşmeler sonucunda hazırlanan bu eser, gelecek nesiller için de önemli bir kaynak olacağı muhakkaktır. Çok büyük emekler harcanarak meydana getirilen bu kitap nedeniyle meslektaşım, aynı zamanda Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi-Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulundan arkadaşım olan Hamza Aksüt’ü tebrik ediyor, eserlerinin devamını diliyorum.

Hamza hocam, eserine Alevi teriminin kökeni ve tarihi ile başlıyor ve şu açıklamayı yapıyor:

“Alevi teriminin kökeni, son yıllarda özellikle Türkiye’de tartışma konusu olmuştur. Oysa, terimin anlamı ve kökeni gayet açıktır. Alevi, ‘Ali’ye bağlı olan, Ali ile ilgili’ anlamında bir terimdir. Konuyu bazı örneklerle somutlamak gerekirse:

Musevi; ‘Musa’ya bağlı olan, Musa’yla ilgili’

İsevi; ‘İsa’ya bağlı olan, İsa’yla ilgili’

Dünyevi; ‘Dünya’ya bağlı olan, Dünya’yla ilgili’ demektir.” (Sayfa, 14)

“…Alevi terimi, peygamberin ölümünden hemen sonra ve özellikle Osman’ın öldürülmesi sırasında Ali’yi tutanlar için kullanılmıştır. Ali’yi tutan topluluklara ‘el-Aleviyye’ denmiştir.”

“…Ayrıca, Alevi teriminin ilk kullanılışı, özellikle bir kısım ilahiyatçıların iddia ettiği gibi, Ali soyundan olanlar için değil, Ali’yi tutanlar, Ali’ye bağlı olanlar anlamındadır. ‘Şiat-ı Ali ‘ (Ali yandaşları) en geç peygamberin ölümünden beri var olmuştur. İlk Ali yandaşları, Selman al Farisi, Abuzer Giffari ve Mikdad b. Al Asvad’dır.” (Sayfa, 25)

Hamza hoca kitabında, Alevi inancındaki Dedelik kurumunun ortaya çıkmasını ise, on altıncı yüz yılda değil, on ikinci yüzyıldan öncesine dayandığını belirterek, Dedelik makamı hakkında şöyle demektedir:

“Aleviliğin temel kurumu dede ocağıdır. Dede ocağının dinsel ve sosyal görevleri vardır. Dede ocağı, pir ve mürşit basamaklarından oluşan bir hiyerarşiye sahiptir. Bunun dışında, talip ile pir arasındaki ilişkileri düzenleyen, topluluğu Ceme hazırlayan ‘rehber’ denen bir basamak daha vardır. Rehber, talipler arasındaki anlaşmazlıkları araştırıp çözmeye çalışır. Çözemediği sorunları Pire bildirir. Pir, Cemi yürüten dededir. Cem de talipleri sorgudan geçirir. Mürşit, pire yetki veren ve onu denetleyen dededir. Aslında rehber, pirin talibi, pir ise, mürşidin talibidir. Hacı Bektaş ocağıyla ilişkili Babagan kolu dışında, pirin ve mürşidin ‘Seyyid’ olması şarttır.” (Sayfa, 28)

Eserinin devamında Dede ocakları üzerinde duran Hamza Hoca, ocakları iki gruba ayırmaktadır. Mürşit ocakları ve onlara bağlı olan Pir ocakları. Hamza hocaya göre mürşit ocakları şunlardır:

“Aleviliğin mürşit ocakları Hacı Bektaş, Dede Garkın, Avuçan, Baba Mansur, Şıh Ahmet, Sultan Sahak, Haydari ve Klezi’dir.”

“..Mürşit olarak sunduğumuz ocakların bazılarının bu niteliğine dikkate alınmaması gereken küçük itirazlar da gelmektedir. Ancak, Hacı Bektaş, Avuçan, Sultan Sahak, Hayderi ve Klezi ocaklarının mürşitliğine herhangi bir itiraz derlemek olanaksızdır. Mürşit yerine bazen ‘Serçağlan’ ya da ‘Serçeşme’ gibi terimler de kullanılmaktadır.” (Sayfa, 49)

Hamza hoca, beş yüz elli sayfalık araştırma ve inceleme eserinde mürşit ocaklarına bağlı pir ocaklarının listesini verdikten sonra, ocaklara bağlı olan talip aşiretlerin isimlerini, köylerini ve bölgelerinin bilgisini de vermektedir. Eserin sonunda ise, Irak ve İran’daki Alevi ocakların bilgileri yer almaktadır.

Çok kapsamlı bir eser olan Hamza hocamın bu kitabını başta Cem evlerinin dedeleri olmak üzere, Alevi tarihine ve ocaklarına ilgi duyan arkadaşlara bu kitabı incelemelerini ve kütüphanelerine koymalarını öneriyorum.

Kaynak eserin adı: HAMZA AKSÜT, “ALEVİLER, Türkiye, İran, Irak, Suriye, Bulgaristan, Dede Ocaklarının, Toplulukların ve Yerleşimlerin Tarihi”, Yurt Kitap Yayınları, 6. Baskı, 2020.

Hamdullah Dedeoğlu.

01.12.2025.

29 Aralık 2024 Pazar

BABA İLYAS DESTANI


BABA İLYAS DESTANI


Horasan’dan çıktık yola.
Sürülerimizle vardık Rum’a.
Sultan izin vermedi geçmeye.
Sıkıştık kaldık Gavur dağında.

Bebelerimiz açlıktan ağlar burada.
Köpek vezir izin vermez Kızıldağ’da.
Bizden önce namımız gitmiş makama.
Sıkıştık kaldık Gavur dağında.

Şeyhimiz İlyas bekler bizi Amasya’da.
Bize de yurt tutmuş orada.
Çadırlarımız boş duruyor ırmak kenarında.
Sıkıştık kaldık Gavur dağında.

Sultan saldı askerlerini üzerimize.
Aman vermedi hiç birimize.
Mecbur etti bizi direnmeye.
Sıkıştık kaldık Gavur dağında.

Kılıç kuşandı analar, bacılar.
Açıldı yollar, meydanlar.
Yara, yara çıktık Gavur dağında.
Kılıç şakırtıları, ok vızıltıları arasında.

Ekim’de vardık Amasya’ya.
Şeyhimizi asmışlar kaleye.
Viran eyledik, Harşena’yı Kör Kadıya.
Yürüdük oradan Konya’ya.

Korkuya kapıldı, bizi duyduğunda.
Tahtını bırakıp, kaçtı adaya.
Frenkleri çıkarttı en son  karşımıza.
Oklarımız işlemiyordu zırhlarına.

Etrafımız sarılmadan çıktık dağa.
Siper oldu bize Kartalkaya.
Nam saldık bütün dünyaya.
Bir daha ki bahara kaldı...
Payitahta el koymaya...

Yazan: Hamdullah Dedeoğlu
23.03.2019

*Babai isyanında hayatını kaybedenlere ithaf edilmiştir.


25 Aralık 2024 Çarşamba

DÜŞMÜŞSÜN DÖRDÜN PEŞİNE

 

DÜŞMÜŞSÜN DÖRDÜN PEŞİNE

Şeriat, şeriat diye vuruyorsun kürsüye.

Bir taneyle yetinmiyorsun belli.

Fakir, fukara bulamazken birini.

Sen düşmüşsün dördün peşine.


Dörtten sonra istersin bir de cariye.

Süfyan vermez sana bir daha hediye.

Bütün günün geçecek yemeyle, içmeyle.

Sonra yürüyerek gidemeyeceksin mescide.


Öbür tarafa bir günah bırakma sakın.

Mahrum kalırsın hurilerden, perilerden.

Zebani bekliyor seni kapının girişinde.

Dosyanı temiz tut ki; geçebilesin köprüden.

Yazan: Aşık Dedeoğlu

25.12.2024.

14 Temmuz 2024 Pazar

DÜŞME PEŞİMİZE

   hamdullahdedeoglu.blogspot.com

DÜŞME PEŞİMİZE

Ne düşmüşsün peşimize.

“Hadi gel namaza” diye.

“Zındık” ilan etmişsin yedi düvele.

Biz namazımızdayız Cemimizde.


Fermanlar verilmiş hakkımızda.

“Katli vacip, malları helal” diye.

Dönmemişiz yine de geriye.

İman ettik yüce Mevla’ya.


Kalbimizle bağlanmışız peygamberimize.

Niyaz ederiz Muhammed Mustafa diye.

Birlikte döneriz semah ettiğimizde.

Kutsal mekan’dan gelmiş gibi oluruz o gece.


Hak, Muhammed, Ali demişiz ikrarımızda.

Her gün dua ederiz Ehli beytimiz diye.

Salavat getiririz, Muhammed Mustafa’ya.

Hakikattir bizim yolumuz, sen git Şeriatine.

Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

14.07.2019

16 Haziran 2024 Pazar

SENDE KALMAMIŞ MERHAMET


SENDE KALMAMIŞ MERHAMET


Bu ne kin, bu ne nefret.
Yüzünde kalmamış meymenet.
Mezar taşına bile uygulamışsın şiddet.
Bu ne cüret, bu ne hiddet.

İçini kaplamış bir garabet.
Yaptığın hem dalalet, hem ihanet.
Yaşamın tam bir cehalet.
Sende kalmamış merhamet.

Kimse dilemez sana bir rahmet.
İnanç diye savunduğun kör bir cehalet.
Hakk’ın yarattığına müsaade et.
Sende kalmamış merhamet.

Aşık Dedeoğlu der ki;

Hakk’ın yetkisine etme müdahale.
Ödersin bedelini hesap gününde.
İnancın varsa, vazgeç bu eyleminde.
Yoksa, çıkamazsın o cehennem ateşinde.

Yazan: Aşık Dedeoğlu
15.02.2020

* Hristiyan mezarlığında, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Alexander Fokin'in mezarına yapılan saldırıyı kınamak amacıyla yazılmıştır.
**Bu şiir bir yazı eki ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığına da gönderilmiştir.




24 Şubat 2024 Cumartesi

EHLİ BEYT DOSTLARI NEREDE KALDI?

 

 EHLİ BEYT DOSTLARI NEREDE KALDI?

Gönül bahçemizde,

Ehli-Beyt dostları vardı.

Şimdilerde arayanımız, soranımız kalmadı.

Neredeler? neredeler?

 

Zor günümüzde, Bağdat'tan ses veren vardı.

Başlarında, Kanber Ali Sultan vardı.

Halifenin yüzüne zulmü haykırırdı.

Zalim Haccac, onu bize bırakmadı.

 

Sıffin'de, Zülfikar'a destek vardı.

Başlarında Veysel Karani vardı.

Ehl-Beyt yolunda canını verdi

Hileciler, onu bize bırakmadı.

 

Kerbela'ya, Horasan'dan yardım vardı.

Başlarında Müslim ve oğlu vardı.

Şimir'in ordusuna meydan okudu.

Katil Yezid, onu bize bırakmadı.

 

Ehli-Beyt dostları insanlık için vardı.

Hak, adalet olsun diye vardı.

Zalimler onları bize bırakmadı.

Ehli-Beyt dostları nerede kaldı.

Nerede kaldı! Nerede kaldı!

 

Yazan:Aşık DEDEOĞLU 

06.06.2017.

 

 

 

 

 

 

20 Ocak 2024 Cumartesi

HER ŞEYİN ZAMANI VAR

 

HER ŞEYİN ZAMANI VAR

 

Kaptırmış, gidiyorsun acelem var diye.

Nasıl olsa, rüzgar esiyor diye.

Sonsuza kadar eseceğini sanma,

Sonra pişman olursun, niye arkasından gittim diye.

 

Her rüzgarın bir mevsimi var.

Yağmur getireni, kar getireni var.

Sel olup akanı var, afat olup yıkanı var.

Kaptırma kendini, her şeyin bir bedeli var.

 

Her rüzgarın bir görevi var.

Yazın serinleteni, kışın üşüteni var.

Hava dönüyor, ufukta güneş var.

Gün aydınlanıyor, güzel haberler var.

 Yazan: Aşık DEDEOĞLU

06.02.2017

 

 

 

 

5 Ağustos 2023 Cumartesi

BİTİR ARTIK

BİTİR ARTIK

Nasla uyuttular seni.

Soyup, soğana çevirdiler ülkeyi.

Zamları bindirdiler geceleri.

Alıp götürdüler cebindekileri.

 

Doyuramazsın sen bu gibileri.

Sırtlan gibi açtır daima gözleri.

Ganimet görürler bütün ülkeyi.

Talan ettiler her şeyi.

 

Paradır iman ettikleri.

Gösteriştir bütün ibadetleri.

Aç gözünü; gör gerçekleri.

Bitir artık; bunların yalan düzenini.

 

Yazan: Aşık DEDEOĞLU

05.08.2023

Amasya.

7 Temmuz 2023 Cuma

ARAPÇAYI KUTSAL DİL YAPTILAR

 

ARAPÇAYI  KUTSAL DİL YAPTILAR

Arapçayı kutsal dil yaptılar.

Türkçeyi yabana attılar.

 

Türkçe dua dine aykırı dediler.

Anlamadıkları duaya “amin” dediler.

 

Ümmetçiliği Arapçılık yaptılar.

Türk Milleti demeyi ırkçılık saydılar.

 

Araplığı necip millet yaptılar.

Diğer kavimleri mevali saydılar.

 

Kendi milletine sırtını döndüler.

Arap milliyetçiliğini üstün kıldılar.

 

Sabah, akşam cumhuriyeti suçladılar.

Para için cumhuriyetin mallarını sattılar.


Aşık Dedeoğluyum, bunları tanırım.

Söyledikleri yalan, yaptıkları talan.

 

Ataları gibi talanı zulümle kapattılar.

Zulüm düzenini kitabına uydurdular.

 

Yoksulluğu kader diye sundular.

Lüks yaşamayı kendilerine helal kıldılar.

 

Hak divanında çıkacağım karşılarına.

Konuşacağım, suratlarına, suratlarına.


Zebani duyacak konuşulanları.

Kırbacı vuracak suratlarına, suratlarına


 Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

12.01.2021

 

 

 

 

3 Ocak 2023 Salı

ÖBÜR DÜNYA BİRAZ DA SİZİN OLSUN

ÖBÜR DÜNYA BİRAZ DA SİZİN OLSUN

Padişahın kuluydun.

Kaderin iki dudağın arasındaydı.

Malın, mülkün yoktu.

Hepsi, efendinindi.

 

Sabah akşam çalışırdın,

Güneşin altında pişerdin.

Bir tas çorbaya razıydın.

Sofrada yarı aç, yarı tok kalkardın.

 

Savaşlarda ölen sendin.

Babasız kalan çocuklarındı.

Kadının bile sahipsizdi.

Kimse yardım etmezdi.

 

Mavi gözlü, sarı paşa geldi.

Ağalığı, beyliği kaldırdı.

Mal, mülk sahibi oldun.

Çocukların okuyup, adam oldu.

 

Seni yine eski düzene götürüyorlar,

Kendilerine han, hamam yapıyorlar,

Durmadan gökdelen dikiyorlar,

Seni de cehennemle korkutuyorlar.

 

Bu dünyadakileri kendilerine alıyorlar

Sana da sadece ahireti veriyorlar.

Kendi çocuklarını ağa, bey yapıyorlar.

Seni de hep maraba olarak kullanıyorlar.

 

 Bundan sonra, artık yeter de,

“Hep size, hep size, olmaz” de.

“Öbür dünya biraz sizin olsun.

Bu dünya da biraz bizim olsun” de.

Yok derlerse,

“ Ben de sırtımı dönüyorum size” de.

 

14.01.2017.

Yazan: Aşık DEDEOĞLU

2 Ocak 2023 Pazartesi

KOKUN GELİYORDU YEL ESİNCE

 

KOKUN GELİYORDU YEL ESİNCE

 

Bırakıp gittim,

Sana zarar gelmesin diye.

Beni korumak içinmiş,

Artık bu iş bitti diye.

Her gün seni soruyorum,

Senden habersizce.

Zülüflerin kokusu geliyordu,

Yel esince.

 

Üç yıl önce karşılaşmalıydık seninle.

Seni göndermezdim, istemediğine.

Kaçırırdım seni bizim köye.

Kimse de gelemezdi üzerimize.

 

El sallıyorum,

Köyünüzün altından  geçince.

Söğüt dalları eğiliyor,

Sana selam verdikçe.

 

Siyah saçlarını görüyorum,

Çavuşlu tepeye gelince.

Gülücükler atıyorsun,

Buluştuğumuz yere gelince.

 

Aşkımızı kalbimde saklıyorum.

Hatıralarımızı her gün anıyorum.

Rüyalarımda hep seni görüyorum,

Tepenin başında, bana el sallıyorsun.

 

Yazan: Aşık DEDEOĞLU

10.05.2017.

Gündüz Hasan'ın Aşkına ithaf edilmiştir.

 

 

 

DEĞER Mİ?

 DEĞER Mİ?

 

Hepimiz Adem'den gelmedik mi?

O zaman nedir bu dini, şu mezhebi,

Ayırmayın insanın inancını, rengini

Yaradan bilmiyor mu seni, beni.

 

Ben üstünüm senden deme.

Hak'tan ayırma kendi, kendini.

Cennet, cehennem var diyor isen,

Nasıl olsa geçerim, o köprüden deme.

 

Bugün var, yarın yoksun.

Öyle bir iz bırak ki,

Her kes seni ansın.

Yok, eğer niyetin bu dünya ise,

Al, hepsi senin olsun.

 

Yazan: Hamdullah  DEDEOĞLU

27.12.2016

 

 

 

 

30 Haziran 2021 Çarşamba

SEN NE SATARSIN?

 SEN NE SATARSIN?

Be ey, Suud kafalı Şeyhülislam,

Her gün “din din” diye bağırırsın.

Hırsızlıklara, yolsuzluklara susarsın.

Lüks arabalara binip caka atarsın.

Sen ne satarsın?


Be ey Suud kafalı,

Ülke toprakları peş keş çekilirken susarsın.

Fabrikalar ecnebilere satılırken konuşmazsın.

Çocuklara tecavüz edilirken ses çıkarmazsın.

Sen ne satarsın?


Be ey Suud kafalı,

Sen, İbn-i Sina’ya zındık,

Farabi’ye “Kafir” diyenlerden misin?

Yoksa, Yunus Emre’ye “katli vaciptir” diyen Ebu Suud musun?

Sen nesin?

Yazan: Dedeoğlu

30.06.2021.




19 Şubat 2021 Cuma

AH ZAVALLI HALKIM

 AH ZAVALLI HALKIM,

Nasıl da kandırdılar seni.

Din ile, Kur'an ile.

Emellerini  senden gizlediler.

Temiz duygularını alıp gittiler.


Ah zavallı halkım,

Fabrikada, tarlada üreten sensin.

Vatan için göğsünü siper eden sensin.

Savaşta, çatışmada hep en öndesin.

Şehit de gazi de hep sensin.


Ah zavallı halkım,

Bu ülkeyi kuran da,

Bu toprakları vatan yapan da sensin.

Kışın soğukta, yazın sıcakta,

Bu vatanı bekleyen de yine sensin.


Ey zavallı halkım,

Artık uyanmayacak mısın?

Dümeni eline almak için,

suyun başına geçmeyecek misin?


Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

19.02.2021.

Amasya.


13 Şubat 2021 Cumartesi

CUMHURİYETİ SAHİPSİZ Mİ SANDIN?

CUMHURİYETİ SAHİPSİZ Mİ SANDIN?

Yüzyıl pusuya yattın.

Karanlıklarda gizlendin

Zehirini etrafa bulaştırdın.

Örümcek gibi ağlar ördün.


Dini kendine maske yaptın.

İşbirlikçiliğini onunla gizledin.

Cumhuriyeti hedefe koydun.

Aydınlık yerine, karanlığı seçtin.


Be ey  dindar görünümlü softa,

Cumhuriyeti sahipsiz mi sandin?

Onu kuranları yok mu saydın?

Meydanları dolduranları ne çabuk unuttun.

Eserini sana yıktıracaklarını mı sandın?


Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

10.02.2021.

Amasya.

31 Aralık 2020 Perşembe

ERENLERİN YOLUDUR YOLUMUZ


ERENLERİN YOLUDUR YOLUMUZ

Muhammed’dir Nurumuz.

Ali’dir Velimiz.

Hacı Bektaş’tır Pirimiz.

Erenlerin yoludur yolumuz.


İyilik üzerinde yarışırız.

Ademoğluna kin gütmeyiz.

Şeytana secde etmeyiz.

Erenlerin yoludur yolumuz.


Yetimin malına el uzatmayız.

Doğru olanın yanındayız.

Hakk’ın yolundan ayrılmayız.

Erenlerin yoludur yolumuz.


Musa, İsa hepsi nebimizdir.

Muhammed’imiz bizimdir.

Fatma-ü Zehra anamızdır.

Erenlerin yoludur yolumuz.


Hasan, Hüseyin yoldaşımızdır.

Muaviye, Yezid düşmanımızdır.

Kerbeladakiler şehitlerimizdir.

Erenlerin yoludur yolumuz. 


Hak, Muhammed, Ali diyenlerdeniz.

Kimseye eyvallah demeyiz.

Kellemiz gitse de,

Zalime boyun eğmeyiz.

Erenlerin yoludur yolumuz.


Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

30.12.2020.






30 Aralık 2020 Çarşamba

SAZIMIZ SÖZÜMÜZDÜR, BABA İLYAS ŞEYHİMİZDİR


SAZIMIZ SÖZÜMÜZDÜR, BABA İLYAS ŞEYHİMİZDİR

Horasandan geldik pirimizle.

Amasya’yı yurt tuttuk kendimize.

Tekkemizi kurduk yol üzerinde.

Yeşilırmak akar durur önümüzde.

 

Yolcu olana hizmet ederiz tekkemizde.

Bakmayız, kimliğine, rengine.

Hakk'ın misafiri sayarız kendimize.

Neyimiz varsa, koyarız önüne.

 

Baba İlyas'tır Şeyhimiz.

Güçlüdür onunla nefesimiz.

Eksik olmaz her gece demimiz.

Can canadır Cemimiz.

 

Hak’tan geldik,

Hakk’a gideriz.

Kıblemizi bozmayız.

Gönülleri kırmayız.


 Aşık Dede oğluyum,

Sazımız sözümüzdür.

Sohbetimiz gönüldendir.

Hizmetimiz kalptendir.

Pirimiz  Baba İlyas erenlerdendir.

Gerçekler demine Hü diyenler bizdendir.

 

Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

30.12.2020.

* Türbesi Amasya İlyas köyünde bulunan Alevi dedesi Baba İlyas'a ithaf edilmiştir.

27 Aralık 2020 Pazar

SARI GÜLÜM


SARI GÜLÜM

Bahçemizin gülüydün.

Gelip geçen  görürdü seni.

Kokunu içine çekerlerdi.

Kıyıp da  kopartmazlardı seni.

 

Bir tarafın sarı,

Bir tarafın kırmızıydı.

Herkesin dikkatini çekerdi.

Kıyıp da kopartmazlardı seni.

 

Yıllar sonra sararıp soldun.

Benim gibi sende kurudun.

Dalların açmaz oldu.

Kimse sana bakmaz oldu.

 

Ey Sarı gülüm,

Bülbüller de artık konmaz oldu.

Onlar da terk etti bizi.

Baş başa kaldık yine ikimiz.

Geride anılarımız kaldı tertemiz.


 Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

27.12.2020.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

17 Aralık 2020 Perşembe

HORASANLI DERLER BİZE

 HORASANLI DERLER BİZE

Horasanlı derler bize.

Pirlerimizle geldik yeni yerimize.

Göç yolları bizden sorulur önce.

Anadoluyu yurt yaptık kendimize.


Ovalara saban sürdük öküzümüzle.

Yaylaları şenlendirdik sürülerimizle.

Çarşılara, neşe geldi bizimle.

Anadoluyu yurt yaptık kendimize.


Güzel üzümlerimiz vardı Horasan’da.

Aynısından diktik Amasya’mıza.

Karası, Çavuşu, şimdi hepsi bizde.

Anadoluyu yurt yaptık kendimize.


Aydınlandık Pirimiz Hacı Bektaş Veli ile.

Kardeşçe yaşamayı öğretti bize.

"Sahip çıkın" dedi, "ELİNİZE, DİLİNİZE, BELİNİZE"

Anadoluyu yurt yaptık kendimize. 


Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

17.12.2020.




14 Aralık 2020 Pazartesi

CENNETE GİTMEYİ KOLAY MI SANDIN?

CENNETE GİİTMEYİ KOLAY MI SANDIN?

 Bey Ey Sofu,

Namazınla övünür oldun.

Günahlarını görünmez kıldın.

Günde kırk kez secdeye vardın

Cennete gitmeyi kolay mı sandın?

 

Bey Ey Sofu,

Şeriatı sonsuz yaptın.

Arap örfünü din yaptın.

İslam’ın içini boşalttın.

Cennete gitmeyi kolay mı sandın?

 

Be Ey Sofu,

Kaderi imana saydın.

Aklı kullanmayı yok saydın.

İbadetleri günahlara saydın.

Cennete gitmeyi kolay mı sandın?

 

Be Ey Sofu,

Kayıtlar okunmadan,

Zebaniye görünmeden,

Sırat köprüsünü geçmeden,

Cennete gideceğini mi sandın?

 

Yazan: Hamdullah Dedeoğlu

14.12.2020.

 

 

 

Popular