2 Ocak 2023 Pazartesi

KOKUN GELİYORDU YEL ESİNCE

 

KOKUN GELİYORDU YEL ESİNCE

 

Bırakıp gittim,

Sana zarar gelmesin diye.

Beni korumak içinmiş,

Artık bu iş bitti diye.

Her gün seni soruyorum,

Senden habersizce.

Zülüflerin kokusu geliyordu,

Yel esince.

 

Üç yıl önce karşılaşmalıydık seninle.

Seni göndermezdim, istemediğine.

Kaçırırdım seni bizim köye.

Kimse de gelemezdi üzerimize.

 

El sallıyorum,

Köyünüzün altından  geçince.

Söğüt dalları eğiliyor,

Sana selam verdikçe.

 

Siyah saçlarını görüyorum,

Çavuşlu tepeye gelince.

Gülücükler atıyorsun,

Buluştuğumuz yere gelince.

 

Aşkımızı kalbimde saklıyorum.

Hatıralarımızı her gün anıyorum.

Rüyalarımda hep seni görüyorum,

Tepenin başında, bana el sallıyorsun.

 

Yazan: Aşık DEDEOĞLU

10.05.2017.

Gündüz Hasan'ın Aşkına ithaf edilmiştir.

 

 

 

DEĞER Mİ?

 DEĞER Mİ?

 

Hepimiz Adem'den gelmedik mi?

O zaman nedir bu dini, şu mezhebi,

Ayırmayın insanın inancını, rengini

Yaradan bilmiyor mu seni, beni.

 

Ben üstünüm senden deme.

Hak'tan ayırma kendi, kendini.

Cennet, cehennem var diyor isen,

Nasıl olsa geçerim, o köprüden deme.

 

Bugün var, yarın yoksun.

Öyle bir iz bırak ki,

Her kes seni ansın.

Yok, eğer niyetin bu dünya ise,

Al, hepsi senin olsun.

 

Yazan: Hamdullah  DEDEOĞLU

27.12.2016

 

 

 

 

30 Kasım 2022 Çarşamba

ATATÜRK’ÜN HAZIRLATTIĞI KİTAPTA ALEVİLİK VE ŞAMANİZM

 


ATATÜRK’ÜN HAZIRLATTIĞI KİTAPTA ALEVİLİK VE ŞAMANİZM 

Anadolu'ya Horasan bölgesi ve Orta Asya'dan gelenlerin  İslam dininden önceki inançları Şamanist-Budist, Zerdüşt-Mecusi’idi.  Bu dinlerle  ilgili olarak bugüne kadar yüzeysel bilgilerle yetinmek zorunda kaldık. Oysa,  Anadolu’da aydınlanma devrimini başlatan büyük önder Mustafa Kemal Atatürk bu eksikliği daha 1930'lu yıllarda tespit etmiş, Türklerin İslamiyet’ten önce hangi inançlara  sahip olduğunun araştırılmasını istemiş.Yaptırdığı araştırmalar sonucunda bu  görevi İlahiyatçı  Prof. Dr. Yusuf Ziya Yörükan'a verilmesini uygun bulmuş.

Yusuf Ziya Hoca uzun çalışmalardan sonra, 1932 yılının Ocak ayında, el yazması ile iki nüsha  olarak hazırladığı kitabı  Dolmabahçe sarayında  ATATÜRK'E takdim ediyor.  Eserin adı “MÜSLÜMANLIKTAN EVVEL TÜRK DİNLERİ- ŞAMANİZM”

Yusuf Ziya Hoca, 1950 yılına kadar kitabın yayınlanmasını bekliyor. Ancak yayınlanmıyor.  Bu tarihten sonra Çankaya köşkü kitaplığında  kitabın akıbetini araştırıyor, fakat bulamıyor. Tekrar yayınlamayı düşünüyor. Ancak, 1954 yılında vefat ediyor. Kitabın yayına hazırlanması görevi oğlu Dr. Turhan Yörükan'a düşüyor. Kitabın ilk basımı 2005, son basımı ise 2014'de yapılmış.

AVM içinde bulunan bir kitap evinde gezerken kitabın başlığı dikkatimi çekti. Başlıklarına ve içeriğine baktıktan sonra, satın almaya karar verdim. Okudukça kitaba olan ilgim de artmaya başladı. İçinde eski Türkçe, Arapça ve Farsça çok sözcük geçmesine rağmen anlaşılır bir dille yazıldığını söyleyebilirim.

Yusuf Ziya Hoca,  Şamanizmi incelerken, Aleviliğin İslam anlayışı ile karşılaştırmalar yapıyor ve şu sonuca varıyor. “ALEVİLİK BİR TÜRK MEZHEBİDİR” diyor. Bu tespitini,  Alevilerin ibadet dilinin Türkçe olması ile de destekliyor. Ayrıca, Aleviliğin ibadetlerini, gelenek ve göreneklerini Şamanizm ile olan benzerliklerini ele alıp tezini güçlendiriyor.

Yusuf Ziya hoca, Şamanizmde ve Alevilik'de  yer alan ortak uygulamaları şöyle sıralıyor;

-Dini törenlerde ve ibadetlerde kurban kesmek.

--Ölümden sonra aş-yemek pişirmek.

--Yatırlara ve evliyalara önem vermek ve ziyaret etmek.

--Dini törenlerde saz çalmak,

--Nazara karşı mavi boncuk takmak, kurşun dökmek.

--Lohusa kadınlara al basmasına karşı kırmızı kurdele takmak,

--Sinsin oyunu oynamak,

Şüphesiz, bu adet ve inançların büyük bir kısmı Anadolu'da Sünni halk tarafından da uygulanmaktadır. Bu da adet ve inançların Orta Asya ve Horasan kökenli olduğunu göstermesi bakımından  önemlidir.

Yazar, Şamanizmden,  Aleviliğe geçen başka inanç ve adetler olduğunu da belirtiyor. Bunlardan en önemlileri, Alevilikdeki Müsahiplik ve CEM ibadetinde bulunan on iki hizmetin altısını yerine getiren makamların Şamanizmde de yer almasını gösteriyor. Bunlar, Dede, Zakir (saz çalan),  Meydancı, Çerağcı (kandil), Saki (su ve içki dağıtan) ve Kurbancı. Yazar, Şaman törenlerinde Kımız ve Araga( Rakı)  içildiğini, semah yapıldığını da ayrıca  belirtiyor.

1932 yılında yazılan ancak,  “kayıp” olan bu eseri yetmiş üç yıl sonra yayına hazırlayan Dr. TURHAN YÖRÜKAN'A  teşekkürlerimi ve saygılarımı iletiyorum.

Atatürk’ün hazırlattığı kitapta yer alan Alevilk ile ilgili bilgileri ve Şamanizmle olan benzerliklerini sizinle paylaşmak istedim. Yararlı olması dileği ile…   

Saygılarımla.           

Yazan: Hamdullah DEDEOĞLU

14.01.2015

11 Kasım 2022 Cuma

YOUTUBE'DA ALEVİLİK ALEYHİNDE KONUŞANLARA VERİLEN CEVAPLAR: SİZ MEYDANI BOŞ MU ZANNEDİYORSUNUZ?







YOUTUBE'DA  ALEVİLİK ALEYHİNDE KONUŞANLARA VERİLEN CEVAPLAR:

SİZ MEYDANI BOŞ MU ZANNEDİYORSUNUZ?

Son zamanlarda YOUTUBE'DA tarikat destekli bazı sitelerin aleviliği yeren, İslam dışı gösteren yayınların fazlalığı dikkatimi çekti. Bunlara cevap verilmesi gerektiğini düşündüm. Zira bunu yapanlar meydanı boş bularak istedikleri gibi at koşturacaklarını zannediyorlar. Kulaktan dolma, yüzeysel bilgileri ile aleviliği İslam ve din dışı göstererek, yer yer hakarete varan ifadeler kullanmaktalar. İşte bu sitelere kendi sayfalarında verdiğim cevapları bir makale şeklinde yayınlamanın faydalı olacağına kanaat getirdim. Yararlı olması dileği ile...

Birinci cevap: İHRAMCIZADE KEREM ÖNDER'E: "ALEVİLER NEDEN HZ. ALİ'YE BENZEMİYOR" BAŞLIKLI KONUŞMAYA

Sayın konuşmacı,

 Herkes inancını istediği şekilde yaşayabilir. Bütün inançlar kutsaldır. Allah ile kul arasına ne hakla giriyorsunuz? Bu yetkiyi nereden alıyorsunuz? Başkası da sizin inancınıza aynı şekilde müdahale etse ne diyeceksiniz merak ediyorum. Alevilerle uğraşmayı da bırakın. Halk arasında kışkırtıcılık yapmayın. Ayrıca namaz bütün dinlerde vardır. Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve Zerdüştilikte de namaz ibadeti bulunur. Namaz İslamiyetin direği değildir. İslam'ın özü iyi ahlak ve adalettir. Bunu söyleyen de Hz. Muhammed'dir. 

Sayın konuşmacı,

Aleviler Cem ibadetinde namaz kılarlar. Ancak sizin kıldığınız şekilde değildir. Cem ibadeti, NUR suresinin 35. ve 36. ayetlerine uygundur. Zira bu ibadet peygamber efendimizin Mekke'de yaptığı ibadetin aynısıdır. Namazın anlamı Allah'a yakarmak, niyaz etmek, dua etmektir. Bunların hepsi Cem ibadetinde vardır. 

Sayın konuşmacı,

Ehli Sünnet mezhepleri diye Kur'an'da bir ayet yoktur. Ehli Sünnet mezhepleri peygamber efendimizin vefatından dört yüz yıl sonra ABBASİ halifesi KADİR BİLLAH tarafından alınan bir kararla ortaya çıkmıştır.  Tamamen siyasi bir karardır. Kendi iktidarını korumak içindir.

İKİNCİ CEVAP: İLİM VE DAVET ADLI SİTEYEDİR. "ALEVİLERİN AHLAKLARI GÜZEL FAKAT YOLLARI YANLIŞ"  BAŞLIKLI KONUŞMAYA

Bu sitedeki konuşmalar, daha önce alevi olduğu ileri sürülen Emrah Tekin adlı şahsın ağzından yine alevi inancını küçümseyen, İslam dışı gösteren bir yayındır. Tarikat destekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu siteye verilen cevap da şöyledir:

"Beyfendi İslamiyetin özü iyi ahlak ve adalettir. Bunu söyleyen Hz. Muhammed'dir. Bununla ilgili çok sayıda hadis vardır. Namaz ibadeti Yahudilikte, Hıristiyanlıkta ve Zedrdüştilikte de vardır. Aleviler de Cem'lerde iki rekat namaz kılarlar. İslam'da şekilcilik olmaz. Öz önemlidir. Bu düşünceyi İslam'a sokan VAHHABİLİK'tir. Onun kurucusu da İngilizlerdir. Osmanlı'yı yıkmak için kullanmışlardır. Bazı bireysel olayları anlatıp, aleviliği karalamayın. Kimse bu yetkiyi size vermedi. İnançlara saygılı olun. Tarikatçılık yapacaksanız kendi inancınızı anlatın. Olur mu?  Ehli Sünnet imamlarından İmam-ı Azam-ı okumanızı öneriyorum. Selamlarımla."

Alevilik aleyhine yayın yapan sitelerin oldukça yoğun bir faaliyet içerisinde oldukları görülmektedir. Bunların bir merkez tarafından yönetildiği anlaşılmaktadır. Arkasında örgütlü bir gücün olduğu belli olmaktadır. O nedenle kurumsal olan Alevi vakıfların, derneklerin ve Cemevlerinin bu tür yayınlara karşı uyanık olmaları ve gerekli önlemleri almalarını öneriyorum.  

Saygılarımla.

Hamdullah Dedeoğlu.

11.11.2022.






28 Eylül 2022 Çarşamba

16. YÜZYILDA ALEVİ KÖYLERİNDEKİ CAMİLER BİZE NEYİ ANLATIYOR?










1530 İLE 1576 YILLARINA AİT AMASYA TAHRİR DEFTERİNDE TERZİ KÖY VE SAZDOĞMUŞ KÖYLERİNİN KAYITLARI, NÜFUS DURUMU VE ÖDEYECEKLERİ VERGİ MİKTARI


ANADOLU RUM EYALETİ DEFTERİ-1530-

16. YÜZYILDA ALEVİ KÖYLERİNDEKİ CAMİLER BİZE NEYİ ANLATIYOR?

Osmanlı döneminde Amasya sancağının bağlı olduğu Anadolu Rum Eyaletinin 1530 tarihli 387 nolu defterlerini incelerken, alevi olarak bilinen iki köyde cami bulunması dikkatimizi çekti. Kayıtlarda bu iki köyün dışında, Amasya sancağının kaza ve nahiyelerine bağlı hiçbir köyde cami yer almıyordu. Camilerin bulunduğu iki köy ise, Geldiklanabad (Doğantepe-Zara) nahiyesine bağlı Sazdoğmuş ile Terziköy  köyleriydi. Terziköy aynı isimini korurken, Sazdoğmuş köyün bugünkü ismi Devletoğlanı’dır.  Devletoğlanı Çorum ilinin Mecitözü ilçesine, Terziköy ise, Amasya’nın Göynücek ilçesine bağlıdır.

1530 yılındaki bu iki köye ait kayıtları daha iyi anlayabilmemiz için o yıllardaki cami, mescit, zaviye-tekke sayılarını incelememizin yararlı olacağı kanaatindeyim. Bu bilgileri verdiğimizde bu iki  köyün önemi ortaya çıkacaktır. Zira iki köydeki hane ve nüfus sayısının 16. yüzyıldaki köylere oranla çok büyük köyler olduğu anlaşılmaktadır. Terzi köy 123 hane, Doğmuş-Sazdoğmuş (Devletoğlanı) 67 hane olduğu görülmektedir. Bir haneyi ortalama altı nüfus olarak kabul edersek, Terzi Köy'de 738, Sazdoğmuş köyünde 402 kişinin yaşadığını tespit edebiliriz. 

Anadolu Rum eyaleti, 1530 yılında Rum-i Kadim ve Rum-i Hadis olmak üzere iki ayrı bölgeden meydana geliyordu. Rum-i Kadim, Amasya, Çorumlu, Tokat, Sivas, Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar) ve Canik (Samsun) sancaklarını, Rum-i Hadis ise, Trabzon, Kemah, Bayburt, Malatya, Gerger, Kahta, Divriği ve Darende’yi kapsıyordu. Rum-i Kadim eyaletinde 133. 331 hane, Rum-i hadis eyaletinde ise, 82.367 hane yaşıyordu. Bir haneyi ortalama altı kişi sayarsak, her iki bölgede toplam bir milyon iki yüz doksan dört bin yüz seksen sekiz kişinin yaşadığı ortaya çıkmaktadır. Her iki eyaletteki cami, mescit, zaviye-tekke dağılımı da şöyledir:

Vilayeti Rum-i Kadim:

--Cami: 49

--Mescit: 155

--Zaviye-tekke: 134

 Vilayeti Rum-i hadis:

--Cami: 44

--Mescit: 61

--Zaviye-Tekke: 141

 Amasya merkez:

--Cami: 9

--Mescit: 36

--Zaviye-Tekke: 17

Yukarıdaki tablo incelendiğinde; Mescit, Zaviye-Tekke sayısının cami sayısından oldukça fazla olduğu görülmektedir. Bu da dini ibadetlerin daha çok mescit ve zaviyelerde yapıldığını göstermektedir. Camilerin ise, bugünkü kadar yoğun olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, alevi olarak bilinen  Terziköy ve Sazdoğmuş köylerindeki camilerin kayıtlarda yer almasını nasıl yorumlamalıyız? Bizim tahmin ve yorumumuza göre, Alevi-Bektaşiler 1514 yılında başlayan Osmanlı-Safevi çatışmasına kadar Cami, mescit, tekke ve zaviyelerde namaz kılıyorlardı. Ancak kıldıkları namaz bugün kılınan namazdan farklıydı. Günde üç vakit ve iki rekat olarak kılınıyordu. Bunu doğrulayan iki örnek verebiliriz: Birincisi Hacı Bektaş Veli’nın velayetname adlı eserinde iki rekat namaz kılmasıdır. İkincisi, Cem törenlerinde iki rekat namaza devam edilmesidir. Buradaki namazı biraz açmak lazım. Namazda Kıyam (ayakta durma), Rüku (öne doğru eğilme), Ka’de (oturma) ve secde (yere kapanma) ritüelleri bulunur. Bu ritüellerin hepsi Cem ibadetindeki namazda da yer alır. Alevilerin Cem ibadetlerini gizlilik içinde yerine getirmesinin nedeni ise, haklarında verilen fetvalardı. Zira bu fetvalarda “Kızılbaşların katli vacip, kanı ve malı helal” deniliyordu. Can telaşına düşen Kızılbaşlar (Aleviler) Cami ve mescitleri terk ederek, korunması kolay yüksek dağ ve tepelere yerleştiler. Bu şartlar altında günlük ibadetlerini yerine getiremeyen Aleviler, haftada bir gün yapılan (perşembeyi Cuma’ya bağlayan gece) Cem ibadetini esas aldılar. Cem ibadetinin dayanağı ise, Hz. Muhammed’in Mekke döneminde müşriklerin baskısı nedeniyle, ibadetlerini gece yerine getirmesinden geliyordu. Ebul Erkam’ın evinde yapılan bu ibadet, Cem ibadetine benziyordu. Kur’an’ı Kerim’deki Müzemmil Suresinin 20. ayeti ile Nur suresinin 35. ve 36. ayetlerinde anlatılanlar da bu görüşümüzü doğrulamaktadır.

Tarihe not düşülmesi amacıyla böyle bir makalenin yazılması gerektiğini düşündüm. Aynı zamanda bizden sonraki nesillere yazılı bir belgenin bırakılmasında da yarar gördüm. Yararlı olması dileği ile…

Saygılarımla.

Hamdullah Dedeoğlu

28.09.2022.

 

 

 

1 Ağustos 2022 Pazartesi

YEZİDİLER KİM? KURMANÇLARLA BAĞLANTILARI NEREDEN GELİYOR?

YEZİDİLER KİM?  KURMANÇLARLA BAĞLANTILARI NEREDEN GELİYOR?

Yukarıdaki başlığı okuyan arkadaşların büyük çoğunluğunun şaşırdığını şimdiden hissedebiliyorum. Zira aynı şaşkınlığı ben de yaşadım. Beni Yezidiler hakkında araştırmaya götüren YOU TUBE’da  izlediğim bir video oldu. O videoda Ezdi-Yezidi konuşmacıların bizim gibi Kurmanç dili ile konuştuklarını izleyince şaşırdım. Bu merakım üzerine konuyu araştırmaya karar verdim. Elde ettiğim bilgileri sizinle paylaşmak istedim. Bu bilgilerin bakış açınızı ve ufkunuzu açacağını tahmin ediyorum. Makaleyi okuduktan sonra kararı size bırakıyorum.

EZİDİ-YEZİDİLER KİM?

Dini bir cemaat olan Yezidiler; Türkiye’nin güneydoğusunda, Suriye’de, Irak’ta, İran’da, Ermenistan’da, Gürcistan’da yaşamaktadırlar. Ancak, son kırk yılda Türkiye ve Irak’taki Yezidilerin büyük çoğunluğu saldırı ve baskılar nedeniyle Avrupa ve Amerika’ya göç etmişlerdir. İnanç merkezleri Irak’ın Musul kentinde bulunan Laleş vadisindeki Şeyh Adi türbesidir. Burayı Hac merkezi olarak görürler. En büyük dini liderlerine Şeyh denir. Şeyhin yardımcısına Pir, dua ve ilahi okuyanlara da Kav denilir.

Yezdilerin isimleri bazı tarihçilerin yazdıkları gibi, Emevi halifesi Muaviye’nin oğlu Yezid’den değil, Farsça bir kelime olan Yezd’den gelmektedir. Kelimenin  anlamı ise, “Tanrı-Allah” demektir. Bu kelime bugün bile İran’da Kullanılan bir terimdir. Örneğin; Şii İranlılar Hz. Ali için “ŞİR-İ YEZDAN”  (ALLAH’IN ASLANI) sıfatını kullanırlar.  Yezd’den sonraki İ harfi bir aidiyeti belirtir. Yezd-i tanrıya ait olanlar-Tanrıdan gelenler anlamlarını içerir. Ancak yörede halk tarafından "Yezidi" olarak tanımlanmaktadırlar. Dolayısıyla, bizde makalemizde bu terimi kullanmak durumunda kaldık.

Yezidilerin Kurmanç dilini kullandıklarını yukarıda belirtmiştim.  Bazı tarihçiler Yezidilerin yaşadıkları bölgenin Sümer, Asur, Akad ve Babil devletlerinin denetiminde olması nedeniyle, Kurmanç dilinin 13. yüzyılda bölgeyi işgal eden Moğollar’dan sonra benimsendiğini ileri sürmektedir. Bizim tahminimize göre ise, bölgenin bin yıl Pers ve Sasanilerin egemenliğinde kalması sonucu bu dili öğrendikleri şeklindedir.  Dolayısıyla, Yezdilerin Kurmanç dilini en az iki bin yıldır konuştukları kanaatindeyiz. Zira bizim tespitlerimize göre Kurmanç dili Pers ve Sasanilerin konuştukları Pehlevi lehçesine çok benzemektedir. Kurmanç dili ile Pehlevice arasındaki benzerlikleri daha önceki makalelerimizde yazmıştık.

ŞEYH ADİ BİN MÜSAFİR KİMDİR?

Yezdilerin inanç önderi olarak kabul ettikleri Şeyh Adi Bin Müsafir kimdir?  Konu ile ilgili en güzel anlatımı Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden  sayın Emine Erden Kaya yapmıştır. Emine hanımın “Yezidiler” adlı makalesindeki bölüm aynen şöyle:


Yukarıdaki bilgilerden Şey Adi Bin Müsafir’in Ehli-Sünnet inancında olduğu anlaşılmaktadır. Ancak kendisinden sonra gelen şeyhler bu inançta değişiklik yaparak Ehli-Sünnet inancından uzaklaşmışlardır.  Yeni inançların benimsenmesinde, 1259 -1260 yıllarındaki Moğol saldırısından sonra kendilerine sığınan Harran’lı Sabiilerin etkisinin büyük olduğu araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. Yezdilerin Sabiilerden aldıkları ibadet ve inançlar şunlardı:

1-Güneş doğmadan önce, öğle ve güneş battıktan sonra, üç vakit dua etmek.

2-Güneş doğarken ve batarken namaz kılmak. Bu ibadetten önce el ve yüzü suyla yıkamak. Secdeden sonra toprağı üç kez öpmek.

3-Yedi gezegen yüce varlık tarafından yaratılmıştır. Yüce varlık adına dünya ve evreni Melek Tavus yönetmektedir.

4-Bütün insanların, nesnelerin, maddelerin ruhları vardır.

5-Beden ölür, ruh ölmez. Ruh başka bedenlerde yaşamaya devam eder.

6-Erkek ve kadın eşit haklara sahiptir.

7-Birden fazla kadınla evlenmek yasaktır.

8-Fasulye, kabak, domuz, köpek, tavşan ve eşek eti yemek yasaktır.

9-Çocukları doğduktan sonra suyla vaftiz etmek.

10-Saç ve sakalları tamamen kesmemek.

11-Yeni yılı Nisan ayının ilk Çarşamba günü kutlamak.

12-18-21 Temmuz arasını bayram olarak kutlamak. (Bu bayram Sabiilik’te “Ağlayan Kadınlar”, Yezidilerde ise, “Şeyh Adi” bayramı olarak kutlanır.)

13-Güneş’e kurban olarak öküz kesmek.

YEZİDİLİKTEKİ DİĞER İBADET VE İNANÇLAR

--Her insanda Tanrısal nurun bir parçası bulunur.

--Her insanın iyi ve kötü yanları vardır.

--Her insan aklı sayesinde yaptıklarından sorumludur.

--Akıl dünyayı şekillendirmeye ve anlamaya yarar.

--İyilik akıldan, kötülük nefisten gelir.

--İnsan, hayatını önceden belirleyemez.

--İyilik ve kötülük insanın kendi elindedir.

--Cennet de cehennem de bu dünyadadır.

--İnsan şekilci olamaz. Zamana ve koşullara göre hareket edilmeli.

--Mükemmel insan ancak irade ile olur.

--Ahiret kardeşleri her zaman birbirine yardım etmeli.

--Aralık ayının ilk Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerinde oruç tutmak.

--Mushaf-ı Reş ve Kıtab-ı Cilve adlı kutsal kitaplara bağlı olmak.

--Yezidiler dışında kız- alıp-vermemek.

--Yalan söylememek, zina ve hırsızlık yapmamak. 

Yezidilerin ibadet ve inançlarını belirttikten sonra, Kurmançlarla olan bağlantısına geçebiliriz.

Alevi olsun Sünni olsun Kurmançlara nereden geldikleri sorulduğunda “Horasan” cevabını verirler. Bizce de verilen cevaplar tarihi olaylarla ve kayıtlarla uyumludur. Şöyle ki; Bizans İmparatorluğu’nun Malazgirt savaşında Selçuklulara yenilmesiyle Horasan ve İran’dan çok sayıda aşiret, cemaat, esnaf ve zanaatkar Anadolu’ya gelmişti. Ancak Anadolu’nun nüfus çoğunluğunu hala Bizanslı topluluklar meydana getiriyordu. 

Müslümanların Anadolu’da çoğunluğu sağlamaları 13. Yüzyılda Moğol saldırılarından kaçanların  gelmesiyle ancak gerçekleşebildi. Harzemşahların Moğollara yenilmesi ile  asker ve sivil vatandaşların sığınabilecekleri tek yer Anadolu olmuştu. Bunda 1230 yılındaki Yassı Çemen’de yapılan Harzemşahlar-Selçuklu savaşının da büyük payı vardı. Zira Moğollar karşısında tampon görevi yapan Harzemşahlar devleti yıkılmış, doğuda Moğolları durdurabilecek bir güç kalmamıştı.

Gerek 11. Yüzyılda, gerek 13. Yüzyılda yukarıda kısaca anlattığımız olaylar sonucunda Anadolu’nun doğu ve güneydoğu bölgesine çok sayıda konar-göçer aşireti yerleşmişti. Bu aşiretler İran ve Horasan’dan gelmişti. Horasan bölgesi bugünkü İran’ın Tahran şehrinden başlayarak, Afganistan, Pakistan’a kadar uzanan bölgeyi kapsıyordu. 

Kurmançların " Nereden geldiniz?" sorusuna verdikleri cevaplar bu nedenle doğruydu. Burada, Kurmançca konuşan Cihanbeyli aşiretini örnek olarak verebiliriz. Cihanbeyli aşireti Anadolu’ya Harzemşah Sultanı Celaleleddin Harzemşah ile birlikte gelmişti. Harzemşah ordusunun Erzincan yakınlarındaki Yassı Çemen bölgesinde Selçuklulara yenilmesi sonucunda, asker-sivil Harzemşahlılar Selçukluların hizmetine girdiler. Bunlar arasında Cihanbeyli aşireti de vardı. Erzurum meliki Rükneddin Cihanşah, Sultan Alaadin Keykubat’ın onayı ile Harput, Diyarbakır bölgesini Harzemşahlı aşiretlere verdi. Buradaki amaç, Harzemlileri kendi tarafına çekerek, ilerde tehlike olabilecek Moğollara karşı onların askeri gücünden faydalanmaktı.

Moğollar’dan kaçan aşiretlerden Eyyübilerin denetimindeki Cezire (Fırat ile Dicle nehirleri arası) ve Halep bölgesine gelenler de vardı. Halep Emiri Melik Nasır, Harezmlilere hizmetlerine  karşılık, Urfa Ve Harran'da yerleşmelerine izin verdi. Bu aşiretler içinde Kurmançca konuşanlar da bulunuyordu. İ

şte Yezidiler, Kurmançlarla esas olarak bu tarihte karşılaştılar. Onlarla aynı dili konuştukları için anlaşmaları daha kolay oldu. Bölgenin yerli halkı olan Harraniler, Sabiiler ve Yezidilerin bir kısmı bölgenin İslam orduları tarafından fethedilmesinden sonra Müslümanlığı kabul etmişti. Bir kısmı ise, eski inançlarını 13. Yüzyıla kadar korumayı başarmıştı. Bu kitlenin büyük kısmı Sünni İslam’ı benimserken, bir kısmı da şeyhler, dervişler ve babalar aracılığı ile Aleviliği seçti. Bunda alevi ocakların etkisi büyüktü. Örneğin; Cihanbeyli aşiretinin İmam Rıza Ocağına bağlı olması gibi. Zira, Harput bölgesinde hem Ağuçan hem İmam Rıza hem de Sinemilli ocakları bulunuyordu. Aşiretlerin farklı ocaklara bağlı olması da buradan geliyordu.

Kurmançca konuşan aşiretlerin Yezidilerle bağlantısını DNA sonuçları da doğrulamaktadır. YOU TUBE’ da  “ALEVİ DNA PROJESİ “  kanalında yer alan sonuçlar şöyle:

MALATYA, AKÇADAĞ, BALYAN AŞİRETİ:

DNA’nın en yakın olduğu gruplar:

1-Kurmanç, 2-Yezidi, 3-Zaza, 4- Kürt Sorani.

DNA’nın en yakın olduğu coğrafi bölgeler:  Kafkasya yüzde 38,60, Gedrosya- Belucistan (İran-Afganistan-Pakitan arasında bir bölge) yüzde 25.03, Güney Batı Asya yüzde 14.10.

ERZURUM ,HINIS, BUTİKAN AŞİRETİ

1-Kurmanç, 2-Yezidi, 3-Zaza, 4- Kürt -Sorani,

Coğrafi bölge: yüzde 38.77 Kafkasya, yüzde 24.07 Gedrosya (Belucistan), yüzde 13.41 Güney Batı Asya.

KARS, SELİM,  LOLAN AŞİRETİ

1-Yezidi, 2-Kurmanç, 3-Zaza, 4-İran-Lur

Coğrafi bölge, yüzde 40.66 Kafkasya, yüzde 27.07 Gedrosya, yüzde 14.46 Güney Batı Asya.

MARAŞ, AFŞİN, ATMİ AŞİRETİ

1-Kurmanç,2-Yezidi, 3-Azerbaycan-İran, 4-Zaza-Kürt, Türkey

Coğrafi bölge: yüzde 38.64 Kafkasya, yüzde 23.94 Gedrosya, yüzde 11.65 Güney Batı Asya.

TUNCELİ, NAZİMİYE, ARELİ AŞİRETİ

1-Kurmanç, 2-Zaza, 3-Yezidi,4-Azerbaycan-İran.

Coğrafi bölge: yüzde 39 Kafkasya, yüzde 22.88 Gedrosya, yüzde 13.84 Güney Batı Asya.

TUNCELİ , PÜLÜMÜR, SİLAN AŞİRETİ

1-Kürt-Sorani, 2-Yezidi, 3-Kurmanç, 4-İran

Coğrafi bölge: Yüzde 37.60 Kafkasya, yüzde 26.46 Gedrosya, 3- yüzde 15.07 Güney-Batı Asya.

DNA sonuçları yakından incelendiğinde 1. ve 2. Sırada Kurmanç ve Yezdilerin yer aldığı görülmektedir. Bu da Yezidilerle, Kurmançların akraba olduklarını ve birbirlerinden kız alıp, kız verdiklerini göstermektedir. Coğrafi dağılımda ise, 1. Sırada Kafkasya, 2. Sırada Gedrosya (Belucistan), 3. Sırada Güney Batı Asya gelmektedir. Genlerin ve haritaların bize gösterdiği Kurmançların yüzlerce yıl önce Horasan’dan, Kafkasya’ya, Oradan İran’a (Güney-Batı Asya’ya), oradan da Mezopotamya ve Anadolu’ya geldikleri şeklindedir.

Makalemizi Yezidiler hakkında  kitap, tez yazan akademisyenlerin görüşleri ile bitirelim.

Süheyla Nur Özdemir: Yüksek Lisans tezinden:

“Med halkı yaratıcı olarak inandıkları Ahura Mazda’yı kanatlı olarak Tavus kuşu şeklinde tasvir etmiş ve Bisitun dağındaki kaya kabartmasında göstermiştir. İyilik ve kötülüğü temsil eden Ahura Mazda ve Ehirmen Melek Tavus ile özdeşleşmiştir. “(Sayfa,33)

“Yezidiliğin Şekillenmesinde etkili olduğu düşünülen Mezopotamya halklarından Sümerler, Babiller, Akadlar ve Asurlulardır.” (Sayfa, 35)

Sayfa 92’de ise, gerçek adı Mehmet Kemal Işık olan “Tori” takma adıyla “Bir Kürt Düşüncesi, Yezidilik ve Yezidiler” adlı kitap yazan Mehmet Kemal Işık’ın görüşlerine  yer vererek, Yezidilere dağişik bir gözle bakılmasını sağlamaktadır.


Erol Sever ise, “Yezdilik ve Yezidilerin Kökeni” adlı kitabında şunları yazmaktadır:

 



 Doç. Dr. Sami Kılıç’ın görüşleri ise, şöyle:




(sayfa, 7-8)

Sayfa 11 de ise şöyle yazmaktadır:

“Yezidilik, bölgede yayılan dinlerin baskı ve etkisiyle, bu dinlerin bazı özelliklerini bünyesine alarak , eski inançlarını da koruyarak günümüze kadar ulaşmış senkretik dini bir grup olarak varlığını devam ettirmektedirler.” (Sayfa, 11)

Batman Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Muammer Gül, Harezmlilerin Urfa ve Harran'a yerleşmeleri hakkında  " Harezmli Türklerin Anadolu ve Yakındoğuda'ki Rolleri ve Tesirleri" adlı makalesinde şu bilgileri vermektedir:



(Sayfa,1-8,)

Araştırmalarım sonunda Yezidilik ve Kurmançlar hakkında elde ettiğim bilgilerin özeti böyleydi. Yorumunu size bırakıyorum. Yararlı olması dileğiyle.

Hamdullah Dedeoğlu

***Kurmanç dili ile ilgili blogdaki diğer makaleler;

--Kurmanç Dili Pers ve Sasanilerin Konuştuğu Dil miydi?

--Kurmanç Dilindeki Pehlevice Sözcükler

--Kurmanç Dili Pehlevicenin Lehçesi mi?

***İran'ın doğusunda, Afganistan ve Pakistan'ın bazı bölgelerinde, Farsça'nın Kurmançca'ya yakın bir lehçesi ile konuşulmaya devam edilmektedir.

31.07.2022

Kaynaklar:

--Yrd. Doç. Dr. Aşkın İnci Sökmen, "Suriye Kürtleri" adlı makalesi, Arel Üniversitesi.

--Doç. Dr. Sami Kılıç, Fırat Üniversitesi, "Yezidilik’te Harrani İzleri" adlı makalesi.

--Zehra Işık, İstanbul Üniversitesi, "Yezidilik" adlı Yüksek Lisans Tezi,

--Erol Sever, Yezidilik ve Yezidilerin Kökeni, Berfin yayınları, 1993,

--Emine Erden Kaya, Gazi Üniversitesi öğretim üyesi, Yezidilik, adlı makalesi.

--Doç. Dr. Davut Okçu, Batman Üniversitesi, "Yezidilik  ve Yezidiler" adlı makalesi.

--Yrd. Doç. Dr. Ahmet Turan, 19 Mayıs Üniversitesi, "Yezidiler" adlı makalesi.

--Süheyla Nur Özdemir, Uludağ Üniversitesi, "Yezidilik ve Temel inançları" adlı Yüksek Lisans Tezi,

--Buket Yaşa Şahin, Selçuk Üniversitesi, "Anadolu Selçuklu Devleti İle Harzemşahlar Devleti Münasebetleri" adlı Yüksek Lisans Tezi,

--Dr. Erol Keleş, İnönü Üniversitesi, "Moğol İşgali Sırasında Van Gölü Havzasına Gelen Türk-Moğol Boylar" adlı Makalesi.

--Doç. Dr. Muammer Gül, Batman Üniversitesi, "Harezmlilerin Anadolu ve Yakın doğudaki Rolleri ve Tesirleri" adlı Makalesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

22 Haziran 2022 Çarşamba

16. YÜZYILDA HALEP EYALETİNDE TÜRKMEN AŞİRETLERİ VE ANADOLU'YA GÖÇ EDEN OBALAR

16. YÜZYILDA  HALEP EYALETİNDE TÜRKMEN AŞİRETLERİ VE ANADOLU'YA GOÇ EDEN OBALAR

Halep eyaleti 1516 yılında, Yavuz Sultan Selim  döneminde Osmanlı devletinin topraklarına katılmıştı. Daha önce beş yüz yıl Memluklar, Eyyubiler, Fatimiler'in idaresinde kalmıştı. Halep  eyaletinin sınırları bugünkü  Adana vilayetinden başlayıp Antep, Maraş, Malatya, Adıyaman ve Urfa'nın  büyük bir kısmını kapsıyordu. Halep Türkmenleri de bu bölgelerde çok sayıda köy ve kasabalar  kurdular. Bir kısmı da yazın yaylak olarak kullandıkları Sivas, Yozgat, Çorum, Amasya, Tokat, Samsun bölgesine yerleştiler. 

16.  yüzyılda Halep eyaletindeki Türkmen aşiretleri ile ilgili en geniş bilgiler Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yayınladığı 1536 tarihli 397 nolu Tahrir defterinde yer almaktadır. Bu esere katkıda bulunan, emeği  geçen herkesi saygı ve hürmetle selamlıyoruz. Eserde, Türkmen aşiretlerinin kabile ve obaları tablolar halinde verilmiş. Biz de eserde yer alan tabloları aynen sunuyoruz. Tablolarda, 1518- 1584  yılları arasında aşiretlere bağlı cemaatlerin sahip oldukları erkek nüfus (hane) ile koyun sayıları yer almaktadır. Yararlı olması dileği ile.

Saygılarımla.

Hamdullah Dedeoğlu.

22.06.2022.

                      HALEP EYALETİNDEKİ KONAR-GÖÇER TÜRKMEN TAİFELER


                                        BEYDİLİ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER





                                                 İNALLU TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER


                                        KÖPEKLÜ AVŞAR TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER


GÜNDÜZLÜ AVŞAR TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER

                                      BEYLİK AVŞAR TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER


                                       HARBENDELÜ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER

                                             BAYAD TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER




                                               EYMİRLİ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER



                          PEÇENEK VE ŞAH MELİKLÜ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER


                     ORYATLU-OSMANLU-KÖSECELÜ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER


                                                        MÜTEFERRİK CEMAATLER




Yukarıdaki tablolarda yer alan cemaatler yakından incelendiğinde, bazılarının daha sonra yapılan sayımlarda Halep eyaletinde yer almadıkları görülmektedir. Bu durum da yukarıda belirttiğimiz görüşümüzü doğrulamaktadır. Yani, Halep'teki sayımlarda yer almayan aşiret ve cemaatlerin yaylak olarak kullandıkları bölgelerde yerleşik düzene geçtiklerini göstermektedir. Bu aşiret ve cemaatlerden iç Anadolu, doğu Anadolu ve Kuzey Anadolu bölgelerine  yerleştiklerini  tespit ettiğimiz obalar şunlar:

BEYDİLİ TAİFESİNE  BAĞLI OLAN CEMAATLER:

--ATGÜDENLER-BOY BEYLERİ: 129 hane, sahip oldukları koyun sayısı 11.443. 1550'den sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--BALABANLI:  100 hane, 1526 'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--BEKİRLÜ: 9 hane, 1526 'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--BEYDİLİ: 260 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--ÇAVUNDUR: 15 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--KÜRTLER: 226 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--KÜÇÜK KARACALU: 22 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--TATALU: 129 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yoklar.

İNALLU TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER:

--ALAYUNDLU: 52 hane, sahip oldukları koyun sayısı 4292, 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--AYKUDLU: 7 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--BOZCA DUMANLU: 15 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--YENİ KARALI: 14 hane, 1536'dan sonra yoklar.
--İNALLU: 50 hane, sahip oldukları koyun sayısı 8282. 1536'dan sonra görünmüyorlar.
--SEVİNDİK OBASI: 18 hane, sahip oldukları koyun sayısı 1500. 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--SAD LEBENLÜ: 30 hane, 1550'den sonraki sayımlarda yer almıyorlar.

KÖPEKLÜ AVŞAR TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER:

--AYDOĞMUŞ BEYLÜ: 49 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--GÖKÇELÜ: 40 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--ALPLU: 81 hane,1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--BALABANLU: 38 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--DELİLER CEMAATİ: 24 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--DOYRANLU : 101 hane, sahip oldukları koyun sayısı 18.218. 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--KUYUMCU: 12 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--KÖPEKLÜ: 72 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.

GÜNDÜZLÜ AVŞAR TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER:

--BEKMEZLÜ: 11 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer  almıyorlar.
--ÇORABOĞLU: 29 hane, sahip oldukları koyun sayısı 3542. 1536'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--DÖNGELLÜ-DELİLER: 36 hane, 1526'dan sonra yoklar.
--KARA YUVALU: 156 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.

BEYLİKLİ AVŞAR TAİFESİNEBAĞLI CEMAATLER:

--KEÇEBEYLÜ: 92 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--BEYLİKLÜ: 183 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--HABİLLİ: 19 hane, 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--İSLAMLU: 24 hane, sahip oldukları koyun sayısı 2500. 1536'dan sonraki kayıtlarda bulunmuyorlar.

HARBENDELÜ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER:

--BAYRAKLU: 11 hane, sahip oldukları koyun sayısı 1344. 1550'den sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--DİŞİRCİ CEMAATİ: 17 hane, sahip oldukları koyun sayısı 470. 1536'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--HARBENDELÜ: 220 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--KARAHİSARLU (KARASARLU): 29 hane, sahip oldukları koyun sayısı 191. 1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--KASIM HACILI: 18 HANE, 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--MISIR HOCALI: 19 hane, sahip oldukları koyun sayısı 1970. 1536'dan sonra görünmüyorlar.
--SOYLADI CEMAATİ: 34 hane, sahip oldukları koyun sayısı 1362. 1536'dan sonraki kayıtlarda yoklar.

BAYAD TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER:

--ALİ HAN HACILI: 51 hane,sahipoldukları koyun sayısı 2.403. 1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--BAYAD CEMAATİ: 23 hane,1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--BEÇİLİ: 11 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--BELÜKLÜ: 31  hane, 1518'den sonraki sayımlarda yoklar.
--BUDAKLAR: 36 hane, 1518'den sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--ÇALIŞLU: 75 hane, sahip oldukları koyun sayısı, 10.400. 1550'den sonraki kayıtlarda yer almıyorlar.
--ÇEÇELÜ: 8 hane, sahip oldukları koyun sayısı 1.900. 1550'den sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--DÜZGÜNLÜ: 16 hane, sahipoldukları koyun sayısı 2.266. 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--GEDİKLER: 9 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--GENÇLÜ: 20 hane, sahip oldukları koyun sayısı 2.899. 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--GÖKÇELÜ: 7 hane, sahipoldukları koyun sayısı 250. 1536'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--İLİKBEY HACILI: 24 hane, sahip oldukları koyun sayısı 1775. 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--KARKIN: 139 hane,sahip oldukları koyun sayısı, 24.576. 1526'dan sonraki kayıtlarda bulunmuyorlar.
--MAHMUDLU: 39 hane, sahipoldukları koyun sayısı, 8.333. 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--MELİK HACILI: 76 hane, sahip oldukları koyun sayısı 12.300. 1518'den sonraki sayımlarda görünmüyorlar.  
--ÖDEMİŞLİ: 36 hane,  sahip oldukları koyun sayısı 6.239. 1550'den sonraki sayımlarda yoklar.
--PEHLİVANLI: 220 hane,sahipoldukları koyun sayısı 30.215. 1550'den sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--ŞARKLULAR: 28 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.

EYMİRLİ TAİFESİNE BAĞLI CEMAATLER:

--ABUREZZAK BİN BİN EBU BEKİR KETHUDA: 121 hane, 1518'den sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--ACIRLI: 4 hane, 1518'den sonraki sayımlarda yoklar.
--ASAF KETHUDA: 80 hane, 1518'den sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--BEĞMİŞLÜ: 35 hane, 1518'den sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--DÜNDARLU: 11 hane,1518'den sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--KARAGÖZLÜ: 55 Hane, sahip oldukları koyun sayısı 16.609. 1536'dan sonraki kayıtlarda görünmüyorlar.
--KILLU: 107 hane,sahip oldukları koyun sayısı 23.085. 1536'dan sonra yoklar.
--KORKMAZ KETHUDA: 121 hane, 1518 yılından sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--SEVİNDİK-KAYALU: 90 hane, 1518 yılından sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--HIZIR  İLYASLI: 19 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.


PEÇENEK-ŞAH MELİKLÜ TAİFESİNE  BAĞLI CEMAATLER :

--AHMET KETHUDA: 57 hane, 1526'dan sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--ALİ KETHUDA: 109 hane, 1526 yılından sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--PEÇENEK: 48 HANE, 1536 yılından sonraki sayımlarda yer almıyorlar.

MÜTEFERRİK  CEMAATLER:

--ACURLU : 52 hane, sahip olduğu koyun sayısı 7.900. 1536  yılından sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--ŞAM ACURLUSU. 90 hane, sahip olduğu koyun sayısı 15.923. 1536'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--ŞARK ACURLUSU: 118  hane, sahip oldukları koyun sayısı 15.345. 1536 yılından sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--AŞIKLU: 32 hane, sahip oldukları koyun sayısı 2.399. 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--ARABLAR:7 hane, sahip oldukları koyun sayısı 854. 1550'den sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--BAHADIRLU: 112 hane, sahip oldukları koyun sayısı 6.621. 1536 yılından sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--ACURLU: 51 hane, sahip oldukları koyun sayısı 8.257. 1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--ÇALIŞLU: 169 hane, sahip oldukları koyun sayısı 10.221. Bir kısmı 1526, diğer kısmı 1536'dan sonraki sayımlarda yoklar.
--ÇOMAKLU-KARA KOYUNLU: 75 hane,1526 yılından sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--DIMIŞKLI: 9 hane, 1550 yılından sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--İSLAMLU: 5 Hane, sahip oldukları koyun sayısı 610. 1536'dan sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--EYMİR: 293 hane, 102 hanesi 1526, 191 hanesi 1550'den sonraki sayımlarda yer almıyorlar.
--EYMİR KAYSARLU: 155 Hane,sahip oldukları koyun sayısı 15.560. 1536 yılından sonraki sayımlarda bulunmuyorlar.
--KARAGÖZLÜ EYMİR: 45 hane, 1550 yılından sonraki sayımlarda yoklar.
--KARA YUVALU: 156 hane, 1550 yılından sonraki sayımlarda görünmüyorlar.
--KURTBEYLİ: 5 hane, 1525'dan sonraki sayımlarda yer almıyorlar.

Obaları ile birlikte başka yerlere göç edenlerin dışında, bağlı oldukları aşiret ve cemaatten ayrılıp Anadolu'nun her tarafına dağılan çok sayıda konar-göçer bulunmaktadır. Bunları takip etmek zor olduğundan, onları makalemizin dışında tuttuk. Bunun bilinmesinde yarar görüyoruz.

Saygılarımla.
 
NOT: Tablolarda nefer olarak belirtilen hanenin sorumlusu olan erkektir. Bir hanenin nüfusunu ortalama beş yada altı kişi olarak görmek gerekir. 













Popular