SİYONİSTLERİN "VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR" YALANI
İsrail’deki Siyonist iktidarın yayılma ve saldırı politikaları, Musevi'liğin kutsal kitabı olan Tevrat’a mı dayanıyor? Tevrat’ta, Nil’den Fırat’a kadar olan toprakların İsrail oğullarına verileceği belirtiliyor mu? Siyonistlerin bu iddialarını Tevrat'daki ayetlere dayanarak açıklamaya çalışacağız.
Sorunun cevabını baştan verelim. Hz. Musa’ya inen Tevrat da, Nil’den Fırat’a kadar olan toprakların İsrail oğullarına verileceği şeklinde bir ayet bulunmamaktadır. Siyonistlerin, saldırı ve yayılmacı politikalarına alet ettikleri ayet de ilgili toprakların İbrahim oğullarına verileceği belirtilmektedir.
Gerek Kur’an’da gerek Tevrat’da Hz. İbrahim’in iki oğlu olduğu belirtilmektedir. İsrail oğulları soylarını Hz. İbrahim’in oğlu İshak’a, Araplar ise, soylarını Hz. İbrahim’in diğer oğlu olan İsmail’e dayandırmaktadırlar. Dolayısıyla, İsrail oğulları ile Araplar kardeş çocukları olmaktadır. Yani akrabadırlar.
Bu kısa özetten sonra, Tevrat’ta yer alan ilgili bölümleri verebiliriz. İlgili ayetleri verdiğimizde Siyonistlerin yalanı ortaya çıkacaktır. Ancak bu durumu kavrayabilmemiz için ön bilgi olarak bazı ayetlerin verilmesinde yarar görmekteyiz. Önce Tevrat da tufandan ( Nuh Tufanı) önceki ayetleri verelim. Bu ayetlerde Tufanın nedenleri anlatılmaktadır. Bunu verdiğimizde konumuz daha iyi anlaşılacaktır. Zira bu ayetlerde, bugün dünyadaki insanoğlu’nun başlangıcı anlatılmaktadır.
Yaratılış, bölüm 5: 32. Ayet :” Nuh 500 yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham, Yafet adlı oğulları doğdu.”
Yaratılış, bölüm 6: 1. Ayet: “ Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.”
Yaratılış bölüm 6: 3. Ayet: “ RAB, "Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür" dedi, "İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak."
Yaratılış bölüm, 6: 9-10-11-12-13. Ayetler: “Nuh'un öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.”
“ Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet.”
“Tanrı'nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.”
“Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.”
“Tanrı Nuh'a, "İnsanlığa son vereceğim" dedi, "Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.”
Ayetlerin devamında Tanrı, Nuh peygamberden bir gemi yapmasını isteyerek şöyle hitap eder:
“Yaratılış, bölüm 6: 18-19-20-21-22. Ayetler: “Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.”
“Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al.”
“Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.”
“Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola."
“Nuh Tanrı'nın bütün buyruklarını yerine getirdi.”
Ayetlerin devamında tufanla birlikte; yeryüzünde hiçbir canlı sağ kalmaz. Sadece, Nuh peygamberin gemisinde bulunanlar kurtulur. Bu nedenle de yeryüzündeki bütün insanların Nuh peygamberin üç oğlu olan Sam, Ham ve Yafet’den geldiği belirtilerek şöyle devam edilmektedir:
Yaratılış bölüm, 9: 18-19. Ayetler: “ Gemiden çıkan Nuh'un oğulları Sam, Ham ve Yafet idi. Ham Kenan'ın babasıydı.”
“Nuh'un üç oğlu bunlardı. Yeryüzüne yayılan bütün insanlar onlardan üredi.”
Yukarıdaki ayetlerde ismi geçen Kenan, Nuh peygamberin Ham isimli oğlundan olan torunudur. Bugünkü İsrail ve Filistin bölgesinin Tevrat’daki “Kenan bölgesi” ismi de buradan gelmektedir. İlerideki ayetlerde belirtileceği üzere, Hz. İbrahim'e vaat edilecek toprakların büyük kısmı da bu bölge olacaktır.
Tevrat’da vadedilmiş topraklarla ilgili ayetler ise şöyledir:
Yaratılış bölüm 12: 1-2-3. Ayetleri “ RAB Avram'a (İbrahim’e), "Ülkeni (Urfa-Harran), akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git" dedi.”
"Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın.”
“Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yer yüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak."
Yaratılış, bölüm 12: 5-6. Ayetler: “ Karısı Saray'ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar.”
“Avram ülke boyunca Şekem'deki More meşesine kadar ilerledi.O günlerde orada Kenanlılar yaşıyordu.” (Nuh peygamberin torunları)
Yaratılış bölüm 15: 18-21. Ayetler: “ O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: "Mısır Irmağı'ndan (Nil) büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit , Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim." (Bugünkü Filistin, İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye’nin güneyi)
Tevrat’daki ayetlerden belirtilenlere göre, İbrahim peygamberin eşi Sara’dan çocuğu olmaz. Bunun üzerine Sara, Hz. İbrahim’i cariyesi Hacer ile evlendirir. İlgili ayetler şöyledir:
Yaratılış bölüm 16: 15-16. Ayetler: “ Hacer Avram'a bir erkek çocuk doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu.”
“Hacer İsmail'i doğurduğunda, Avram seksen altı yaşındaydı.”
Hacer isimli cariyeden oğlu olan Avram’ın ismi de değişir. İlgili ayet şöyledir:
Yaratılış, bölüm 17: 5-6-7-8. Ayetler: “Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.” (Avram": "Yüce Baba" anlamına gelir. "İbrahim": İbranice Avraham, "Çokların babası" anlamına gelir.)
Yaratılış bölüm 17: 6-7-8. Ayetler: “ Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.
“Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım.”
“Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım."
İbrahim peygamberin cariyesi Hacer’den sonra eşi Sara’dan da bir oğlu olur. İlgili ayet de şöyledir:
Yaratılış bölüm 17: 19. Ayet: “ Tanrı, "Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshak koyacaksın" dedi, "Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.”
Yaratılış bölüm 15, 18-21. ayetler ile 17. bölüm 8. Ayet de de belirtildiği üzere; Tanrı, Kenan bölgesini ve Nil’den Fırat nehirlerine kadar olan toprakları İbrahim peygambere ve soyuna vaat etmektedir. Bu ayetlerde de İsrail oğullarının ismi geçmemektedir. Zira İsrail, İbrahim peygamberin Sara’dan olan İshak’ın oğlu Yakup olup, lakabı İsrail’dir. Yani, Tanrı Nil’den Fırat’a kadar olan toprakları İbrahim peygambere vaat ettiğinde, Torunu Yakup, diğer adıyla İsrail henüz dünyaya gelmemişti. Siyonistlerin Tevrat’a dayandırdıkları “Vadedilmiş topraklar” yalanı da bu ayetlerle kanıtlanmaktadır. Zira, İsrail ismi Tevrat’daki vaat edilmiş topraklar ile ilgili ayetlerden çok sonra geçmektedir.
Kaldı ki, bugün Nil’den Fırat’a kadar uzanan topraklarda zaten İbrahim peygamberin soyundan gelenler yaşamaktadır. Yani Tevrat’ta vadedilen gerçekleşmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, Siyonistlerin iddiaları bu nedenle de temelsiz kalmaktadır.
Tevrat da Yakup-İsrail ismi ile ilgili ayetlerde ise, şöyle denilmektedir:
Yaratılmış, bölüm 25: 26. Ayet: “ Sonra kardeşi doğdu. Eliyle Esav'ın topuğunu tutuyordu. Bu yüzden İshak (Hz. İbrahim’in Sara’dan olan oğlu) ona Yakup adını verdi. Rebeka doğum Yaptığında İshak altmış yaşındaydı.”
Yaratılış, bölüm 32: 28. Ayet: “ Adam, "Artık sana Yakup değil, İsrail denecek" dedi, "Çünkü Tanrı'yla, insanlarla güreşip yendin." (İsrail": Tanrı'yla güreşir" anlamına gelir.)
Yukarıda verdiğimiz Tevrat ayetlerinden de anlaşılacağı üzere, adını Kudüs’teki Siyon tepesinden-dağından alan radikal dincilerin, kutsal kitaptaki ayetleri istismar ettikleri ve olmayanı varmış gibi göstererek, bir inancı kendi emellerine alet ettikleri anlaşılmaktadır.
Bu durum, yani yalan ve sahtekarlık, din istismarı yapan her grup için geçerlidir. Zira, bütün radikal dinciler, bunu yapmadan insanları kandıramayacaklarını bilmektedirler. Bunlar aynı zamanda tarihleri boyunca gerçek dindar insanlara yalan söylemişler, onların samimi inançlarını sömürmüşler, çıkarları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu radikal dinciler hep güçlüden hep zorbadan yana olmuşlardır.
Siyonistlerin tarihi de böyledir. Yirminci yüzyılda İngiliz emperyalizminin yanında yer almışlar ve onlara piyonluk görevi yapmışlardır. İngilizler dünyadaki etkinliğini kaybedince, hemen en güçlü emperyalist olan ABD’nin yanına geçmişlerdir. Zira bu tip küçük azınlıklar kendi güçleri ile bir şey yapamayacaklarını bildikleri için hep bir “büyük” gücün arkasına saklanarak hareket etmişlerdir.
Ancak, bu sefer efendileri güç kaybedince arkasına saklanabilecekleri bir dayanak bulamayacaklar. Zira, bölgenin esas sahibi olan kadim halklar direnişe geçmiş olup, hem piyonları hem de esas ipleri elinde tutanları tarihin çöplüğüne gönderecektir. Bunu yaşayıp göreceğiz.
Hamdullah Dedeoğlu
12.04.2026.
***Tevrat’daki ayetler, http//ekitap.ayorum.com sitesinden alınmıştır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.