ABD PİYONU SİYONİSTLERİN GELECEĞİ VAR MI?
Kurulduğundan beri emperyalistlere, özellikle de ABD’ye piyonluk yapan Siyonist İsraillilerin amaçlarına ulaşması mümkün olur mu? Bu makalemizde bunu ele alacağız.
İsrailoğulları'nın tarihi incelendiğinde yayılmacı ve saldırgan bir politika izlemeye başladıklarında; sonları hep hüsran olmuştur. Birinci işgal ve dağılma, M.Ö. 722 yıllarında İsrail devletinin Asurlular tarafından işgali ve halkının esir edilerek Mezopotamya bölgesine dağınık bir şekilde iskan edilmesidir. İkinci işgal ve sürgün M.Ö. 586 yılında Babil kralı Nebukadnezar tarafından gerçekleştirilmiştir.
İki ayrı dönemde gerçekleşen bu işgal ve sürgün olayı, Tevrat’ın bölümlerinde yer almaktadır. Kendilerini “dindar” olarak gören bu Siyonistlerin kutsal kitapları olan Tevrat’ta yer alan bilgileri ya okumadıkları ya da okuduklarından ders almadıkları anlaşılmaktadır. Ancak tarih çok acımasızdır, olaylardan ders almayanlara daha kötüsünü yaşatır.
İşte bugün İsrail’de işbaşında olan Siyonist Netanyahu hükümeti de Tevrat’ta anlatılanlardan ders almamış olacak ki, arkasına aldığı büyük bir destekle kendi özgücüyle orantılı olmayan eylem ve saldırılarda bulunmaktadır. Oysa, yaptığı bu saldırı ve katliamların İsrail’de yaşayan Musevilere hiçbir faydası yoktur. Tam tersine, İsrail halkının dünyada tecrit olmasına ve “katliamcı” olarak tanınmasına hizmet etmektedir. Zira, yaptıkları saldırı ve katliamlar efendileri olan ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarına hizmet etmektedir. ABD’nin çıkarı olmasa ne diye milyarlarca para harcasın? Nitekim; Siyonist Netanyahu’nun İran’a karşı başlattığı saldırıların 2009 yılından beri ABD derin devleti tarafından planlandığı görülmektedir.
ABD derin devletinin düşünce kuruluşu olan ve hükümetlerin izleyeceği politikaları belirleyen “BROOKİNGS İNTİTUTİON” isimli kuruluş 20 Haziran 2009’da hazırladığı “İRAN’A GİDEN YOL HANGİSİ” başlıklı raporunun 5. bölümünün başlığı şu şekildedir:
“İsrail’in Askeri Saldırısına İzin Vermek ve Teşvik Etmek-Bibi’nin (Netanyahu’nun) Yapması Gerekenler” başlığı altında şöyle denilmektedir:
-İsrail saldırısını teşvik etmek ve izin vermek.
-İsrail’e destek olarak ABD’nin hava saldırıların katılmasını sağlamak.
-Karadan saldırı düzenlemek.
-İran muhaliflerine para ve silah desteği sağlamak.
-Buşehir, Natanz, İsfahan ve Tahran’daki nükleer araştırma merkezlerinin ağır bombardıman uçakları ile yok edilmesini sağlamak.
-Ağır bombardıman uçaklarının kullanımı için Dieogo Garcia üssünün kullanılmaya hazır hale getirmek.
Raporda yer alan önerilerin birebir aynısı 28 Şubat’tan beri uygulanmaktadır. Yani İran’a karşı başlatılan saldırı ve katliamların TRUMP’ın deliliği ve kişiliği ile ilgisi bulunmamaktadır. İran’ın “Nükler silah yapmasını engellemek” iddiası tamamen gerçek dışıdır. Esas amaç Petrol, doğalgaz ve değerli madenlerin bulunduğu Ortadoğu bölgesini ele geçirmek ve kontrol altına almaktır.
Siyonistler, burada piyon görevi yapmaktadır. Aklı başında olan herkes on milyonluk İsrail’in bütün Ortadoğu’yu kontrol altına alamayacağını bilir. Ama radikal “dincilik” her yerde olduğu gibi burada da emperyalizmin bir aparatı olmaktadır. Aynen İslam ülkelerinde Radikal dincilerin emperyalistler tarafından kullanılması gibi.
Bu tespitlerimizden sonra, ABD ve İran arasında sağlanan ateşkes anlaşması devam eder mi? Bizim tahmin ve analizlerimize göre maalesef devam etmeyeceği yönündedir. Zira emperyalist ABD ve onun aparatı olan İsrail hükümeti İran’ın koşulsuz teslimini istemektedir. İran hükümeti de bunu asla kabul etmeyeceğini açıklamıştır. Bu nedenle görüşümüz, bölgemizdeki savaşın ve çatışmaların devam edeceği ve yayılacağı yönündedir.
Zira saldırılara gerekçe yapılan İran’ın nükleer silah elde etmesi bir bahanedir. İsrail, dünyada 6. nükleer güce sahip bir ülkedir. Elinde yüzlerce nükleer başlıklı bomba bulunmaktadır.
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’ne göre, İsrail nükleer başlıklı bombaları hem uçaklardan hem deniz altılardan hem de karadan ateşleyebilecek sistemlere sahip olan bir ülkedir. Dolayısıyla, İran’ın İsrail’i tehdit etmesi mümkün değildir. Ancak, Siyonistler halkını ve kamuoyunu ikna etmek için bu tür yalanlara başvurmaktadırlar. Üstelik İran Nükleer silah üretmeyi ve kullanmayı dini inançlarına aykırı olduğunu da ifade etmektedir.
Sonuç olarak, emperyalist ABD ve onun aparatı olan Siyonist İsrail hükümeti saldırılarına devam edecektir. Zira bölgemizde kendilerine direnen bir ülke, devlet istememektedirler. Aynen Irak’ta, Libya’da ve Suriye’de olduğu gibi İran’ı da parçalara ayırarak kontrollerinde bulunan devletçikler istemektedirler.
İran devletinin ve halkının emperyalist saldırıya direnmesi ve başarı kazanması ülkemiz içinde önem arz etmektedir. Zira hedefte ülkemiz de bulunmaktadır. O nedenle din, mezhep ve siyasi görüş ayırmadan hepimizin İran halkının yanında olması elzemdir.
Hamdullah Dedeoğlu
10.04.2026.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.