HZ. İSA’YI İŞGALCİ ROMA VALİSİNE KİM ŞİKAYET ETTİ?
Peygamberler tarihi incelendiğinde, peygamberlerin baskıya, haksızlığa, adaletsizliğe ve dini istismar edenlere karşı mücadele ettikleri görülecektir.
Örnekleyecek olursak, Hz. İbrahim Nemrut’a karşı, Hz. Musa Firavun’a karşı, Hz. İsa işgalci Roma valisi ile işbirliği içinde olan yerel yöneticilere karşı, Hz. Muhammed de Mekke’li tefeci-tüccar oligarşisine karşı mücadele etmişlerdir. Kısaca, peygamberler zorba ve sömürücü yönetimlere karşı halkın menfaatlerini savunmuşlardır.
Bugünkü makalemizde Hz. İsa’nın hem yerel yöneticilere hem de işgalci Roma valisi ile işbirliği içinde olan Yahudi din konseyini oluşturan Ferisi ve Saduki mezhebinin temsilcileri olan Hahamlarla olan mücadelesini ele alacağız. Konumuzu daha iyi anlayabilmemiz için; o dönemin kısa bir tarihçesini vermemiz gerekiyor.
Bugünkü Filistin ve İsrail toprakları, M.Ö. 63 yılında Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilmişti. Yahudiye Devleti, Roma’nın bir eyaleti olmuştu. Eyalet, Roma tarafından atanan bir vali tarafından yönetiliyordu. Ancak yerel krallığın devam edilmesine de izin verilmişti.
Eyalet de yaşayan Musevi inancına mensup olanların kendi aralarındaki anlaşmazlıklarına dini otoriteyi elinde bulunduran ve yetmiş bir üyeden oluşan SANHEDRİN konseyi bakıyordu. Bu konsey de Ferisi ve Saduki mezhebine mensup Museviliğin din adamları olan Hahamlar yer alıyordu. Bu konsey, halk arasındaki davalara Musevi şeriatına göre yargılama yapıyordu. Konseye bağlı yerel silahlı bekçiler de bulunuyordu.
Bu konseyin suçlulara ceza verme yetkisi bulunuyordu. Ancak idam yetkisi yoktu. Bu yetki eyaleti yöneten Roma valisine ait idi.
Bu kısa özetten sonra , esas konumuza geçebiliriz. Ancak biz burada teolojik-dini tanımlama ve yorumlara girmeyeceğiz. Sadece, Hz. İsa’nın Ferisi ve Sadukilerle olan mücadelesini ele alacağız. Zira bu mezhep temsilcilerinin din anlayışı ile günümüz din istismarcıların din anlayışları benzerlik göstermektedir. Bu benzerlikleri İncil’de yer alan ayetlerle açıklayacağız.
Hz. İsa Musevi inancına mensup bir Vaiz-Hahamdı. Yahudiye bölgesini gezerek dini konularda sohbetler yapmakta, konferanslar vermekteydi. Ancak bu konferanslarda Ferisi ve Saduki Hahamları şiddetle eleştiriyordu. Bunların, dinin sadece ibadetlerini esas aldıklarını, adaletten, doğruluktan, insan ve Tanrı sevgisinden yoksun olduklarını anlatıyordu.
Yeruşalim’deki (Kudüs) kutsal tapınağın ibadet yapılan bir mekandan çıkartılarak bir ticaret merkezine çevrildiğini ve buradan maddi çıkarlar elde edildiğini, Sanhedrin konsey üyelerinin de bundan nemalandıklarını sık sık tekrar etmekteydi.
Hz. İsa’nın bu vaaz ve söylemleri halk tarafından ilgiyle karşılanıyordu. Kısa sürede bölgede tanınan dini bir lider oldu. Ancak bu durum Musevi din konseyini oluşturan Hahamları rahatsız etti. Ve Hz. İsa’ya karşı bir kampanya başlattılar. Bu kampanyanın özünü Hz. İsa’nın kendisini Yahudiye’nin “Kralı” olarak tanıttığını ve halkı yönetime karşı kışkırttığını, Musevi inancına aykırı sözlerde bulunduğunu yaymaya başladılar. Hz. İsa’nın kutsal tapınak içinde bulunan tüccar ve sarraflara ait işyerlerini dağıtması ile eyleme geçtiler.
Bu olaylar ve Hz. İsa’nın sözleri, Hristiyanlığın kutsal kitabı olan Matta İncilinde şöyle anlatılmaktadır:
“İsa tapınağa girdi ve tapınakta alışverişle uğraşan herkesi dışarı attı. Para değiştirenlerin masalarını, güvercin satıcılarının koltuklarını altüst etti. Onlara, “Kutsal Kitap’ta yazılmıştır” dedi:
“‘Evime dua evi denecektir.
Ama siz onu eşkıya yatağı yaptınız.’” (Matta İncili, 21. Bölüm 12-17. Ayetleri)
Hz. İsa, dini kendi çıkarlarına alet eden Ferisi ve Sadukileri çok sert sözlerle eleştirmeye devam eder:
“Vay sizlere dinsel yorumcular ve Ferisiler. İkiyüzlüler! Çünkü göklerin hükümranlığını insanların yüzüne kapatıyorsunuz. Kendiniz girmiyorsunuz, girmek isteyenleri de bırakmıyorsunuz. Dul kadınların evlerine konuyorsunuz ve gösteriş için uzun uzadıya dua ediyorsunuz. Bu yüzden yargınız daha ağır olacaktır.”
“Vay sizlere dinsel yorumcular ve Ferisiler. İkiyüzlüler! Çünkü denizde karada dolaşarak tek kişiyi olsun yolunuza çekmek için didiniyorsunuz. Bunu sağlayınca da onu kendinizden iki kat cehennem çocuğu durumuna düşürüyorsunuz.
“Vay sizlere kör yöneticiler! Tapınak üzerine ant içmenin önemi yok, ama tapınaktaki altın üzerine ant içen sorumludur diye yorum yürütenler. Kör akılsızlar! Hangisi üstündür? Altın mı, yoksa altını kutsal kılan tapınak mı? “
“Yine diyorsunuz ki, sunak üzerine ant içmenin önemi yok, ama oradaki armağan üzerine ant içen sorumludur. Ne körsünüz! Hangisi üstündür? Sunu mu, yoksa sunuyu kutsal kılan sunak mı? Çünkü sunak üzerine ant içen, onun ve ondaki her şeyin üzerine ant içer. Bunun gibi, tapınak üzerine ant içen de onun ve ondaki Kişi’nin üzerine ant içmiş olur. Göğe ant içen ise Tanrı tahtına ve onun üstünde oturana ant içer.”
“Vay sizlere dinsel yorumcular ve Ferisiler. İkiyüzlüler! Çünkü nanenin, anasonun, kimyonun ondalığını ödersiniz. Ama ruhsal yasanın üstün önem taşıyan konularını bıraktınız: Adaleti, acımayı, içten bağlılığı.. Asıl uygulayacağınız işler bunlardı. Evet, ötekileri de bırakmadan.”
“Kör yöneticiler. Sudan sivrisineği süzenler, öte yandan da deveyi yutanlar. Vay sizlere dinsel yorumcular ve Ferisiler. İkiyüzlüler! Çünkü bardağın, çanağın dışını temizlersiniz, ama içi soygunculukla, bencil isteklerle doludur. Kör Ferisi! İlkin bardağın içini temizle ki, dışı da temizlenmiş olsun.”
“Vay sizlere dinsel yorumcular ve Ferisiler. İkiyüzlüler! Çünkü sizler badanalı gömütlere benziyorsunuz. Bunlar dıştan parlak görünür, ama içleri ölü kemikleriyle ve her tür iğrençlikle doludur.”
“Sizler de bunlar gibi dıştan insanlara doğru görünürsünüz, ama içten ikiyüzlülükle ve kötülükle dolusunuz.” (Matta İncili, 23. Bölüm,13-27. Ayetleri)
Yukarıdaki ayetlerden de anlaşılacağı üzere, Hz. İsa, Ferisi ve Sadukileri iki yüzlü olmakla, tapınak üzerinden maddi menfaat elde etmekle, halka karşı adaletsiz olmakla, insan ve Tanrı sevgisinden yoksun olmakla suçlamaktadır.
Hz. İSA’NIN TUTUKLANMASI VE ÇARMIHA GERİLİŞİ
Hz. İsa’nın tutuklanması, yargılanması ve çarmıha gerilmesi ile ilgili ayetler ise şöyledir:
“İsa sözlerini sona erdirince öğrencilerine, “İki gün sonra Passah (hamursuz bayramı) Kutlayışı olduğunu biliyorsunuz” dedi. “İnsanoğlu çarmıha çakılmak için ele verilecektir.” Bu sırada başrahiplerle halkın İhtiyarları, adı Kayafa olan başrahibin sarayında bir araya geldiler. İsa’yı yakalayıp öldürmek için düzen kurdular. “Ama bu iş kutlama sırasında olmasın ki, halk arasında kargaşalığa yol açmasın” diyorlardı.” (Matta İncili, 26. Bölüm,1-5. Ayetleri)
Ayetlerin devamında, Hz. İsa’nın tutuklanması ve Roma valisi Pilatus’a getirilişi şöyle anlatılmaktadır:
“O daha sözünü bitirmeden, On İkiler’den biri olan Yahuda geldi. Yanında kılıçlarla sopalarla silahlanmış büyük bir topluluk vardı. Bunları başrahiplerle halkın İhtiyarları göndermişti. İsa’yı ele veren onlara bir işaret gösterdi: “Kimi öpersem aradığınız O’dur; O’nu tutuklayın.” (Matta İncili, 26. bölüm 47. ve 48. Ayetleri)
“Sabah olunca halkın başrahipleriyle bütün İhtiyarları İsa’yı öldürmek üzere görüşmeye koyuldular. O’nu zincire vurarak götürüp vali Pilatus’a teslim ettiler. ettiler.” (Matta İncili, 27. bölüm 1. ve 2. Ayetleri)
“İsa vali Pilatus’un önüne dikildi. Vali, “Sen Yahudiler’in Kralı mısın?” diye sordu. İsa, “Söylediğin gibidir” dedi. Ama başrahiplerle İhtiyarlar’ın suçlamalarına hiçbir yanıt vermedi. Sonra Pilatus, “Sana karşı yöneltilen bunca tanıklığı duymuyor musun?” dedi. Ama O hiçbir konuda ona tek yanıt olsun vermedi. Öyle ki, vali şaşırıp kaldı.” (Matta İncili, 27. Bölüm, 11-14. Ayetleri)
Bu yargılamalardan sonra İncil’de yer alan ayetlere göre, Vali Pilatus, Musevilerin Hamursuz bayramı nedeniyle Hz. İsa’yı affetmek ister. Ancak Ferisi ve Sadukiler buna karşı çıkarak, sadece adi bir suçlu olan Bar Abbas’ın affedilmesini isterler. Bu ısrar ve tepkiler üzerine, Roma valisi Pilatus Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini onaylar.
İncildeki ayetlere göre, Hz. İsa öldükten üç gün sonra dirilir ve kırk gün sonra da göğe yükselir.
İncil’deki ayetlerden de anlaşılacağı üzere, din istismarcılarının çıkarlarını korumak için işgalcilerin atadığı vali ile işbirliğinden kaçınmadıkları görülmektedir. Hz. İsa’nın Ferisi ve Sadukilerle olan mücadelesi tüm dinlerde görülen samimi inananlarla, dini kendi çıkarları için kullanan şekilciler arasındaki ayrımın bugün de devam ettiğini göstermektedir.
Çıkarcılar, insanların samimi duygu ve inançlarını bugün de sömürmeye, istismar etmeye ne yazık ki devam ediyorlar.
Hamdullah Dedeoğlu
20.04.2026.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.