AHİLİK SUNUMUN DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Değerli Canlar,
Bir önceki bölümde Moğolların Anadolu’da yaptıkları zulmü ve yağmayı anlatmıştık. Bu durumu, Moğollar döneminin tarihçilerinden Kerimüddin Mahmud Aksaray-i “MÜSAMERETÜ’L AHBAR” adlı eserinde şöyle özetlemektedir.
“Malatya civarında o kadar kıtlık oldu ki halk, kedi, köpek, kösele ve deri yiyerek aç karınlarını doyuruyorlardı.”
“Moğol kumandanlarından Yasaver Noyan, Kadınların ziynetlerine, Kur’an kapaklarındaki kıymetli nakışlara varıncaya kadar yağma etti.”
işte bu zulme ve sefalete dayanamayan Ahiler ve Türkmen aşiretleri 1261 yılında Moğolların denetiminde olan Selçuklu Sultanına ve Moğollara karşı Denizli, Karaman, Çankırı, Ankara, Kırşehir ve Aksaray gibi şehirlerde isyanlar başlattılar. Bu isyanların en şiddetlisi Ahi Evran’ın ve çevresindekilerin de aktif rol aldığı Kırşehir’de oldu.
Selçuklu tahtında oturan IV. Kılıç Arslan ve Moğol ilhanı, Kırşehir’deki bu isyanı bastırması için Kırşehir Emiri Cacaoğlu Nureddîn’i görevlendirdi. İsyan, Cacaoğlu Nureddîn yönetimindeki Moğol kuvvetleri tarafından kanlı bir şekilde bastırıldı. Çok sayıda Türkmen ve Ahi kılıçtan geçirildi.
Ahi Evran bu çatışmalarda 1261 yılında şehit edildi. Ahilerin mallarına, tekke ve zaviyelerine el konuldu. Bunun üzerine, Ahiler ve Türkmenlerin bir kısmı Anadolu’nun uzak uç bölgelerine göç ettiler. Bunlardan bir bölümü de Ertuğrul Gazi’nin denetiminde olan bölgelere gittiler.
İşte bu ahiler, Osmanlı devletinin kuruluş sürecinde büyük rol üstlendiler. Özellikle bir ahi lideri olan Şeyh Ede Bali bu süreçte Osman beye büyük destek oldu. Onu kızıyla evlendirdi. Osman Beyin yanında Şeyh Ede Bali dışında Şeyh Mahmut Gazi, Ahi Şemsettin, Ahi Hasan gibi başka Ahi liderleri de vardı.
Ahi Evran’ın şehit olmasından sonra Moğol işgalcilerine karşı isyan bayrağını Karamanoğlu beyleri devraldı.
Kuleli askeri lisesinde ve Harp akademilerinde tarih öğretmenliği yapmış olan Öğretmen Albay Dr. Tahsin Ünal,
“KARAMANOĞULLARI TARİHİ” adlı eserinde Karaman Beyliği hakkında şu bilgileri vermektedir:
“..Nure Sufi ile oğullarının fikirleri çağdaşları olan Baba İlyas’ın oğlu Muhlis Baba, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre, Aşık paşa, Ahi Evran, Taptuk Emre gibi Türklükten ve Türkçeden başka birşey bilmek istemeyen bir esasta toplanıyordu.”
Nuri Sufe’den sonra, beyliğin başına oğulları, daha sonra da torunu Mehmet bey geçti. Karamanoğlu Mehmet Bey 1276 yılında Konya’yı fethederek, Selçuklu tahtına Selçuklu şehzadesi Siyavuş’u getirip, vezirliğini de kendisi üstlendi. Mehmet Bey vezir olduğunda, bir ferman yayınlayarak,
"Bugünden itibaren divanda, dergahta, sarayda, çarşıda, pazarda, yolda ve sokakta Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” diyerek Arapça ve Farsça dillerini yasaklamış, Türkçeyi resmi dil ilan etmişti.
Ama ne yazık ki Türkmenlerin Selçuklu yönetimindeki hakimiyetleri ancak bir yıl sürdü. Karamanoğlu Mehmet bey, 1277 yılında işbirlikçiler tarafından Anadolu’ya çağrılan Moğol ordusu ile girdiği çatışmalarda şehit oldu. Selçuklu yönetimi tekrar Moğolların denetimindeki işbirlikçilerin eline geçti.
Ancak, Karamanoğullarının, Türkmen aşiretlerinin ve ahilerin Moğollarla mücadelesi devam etti. Moğollar bu nedenle Anadolu’da hakimiyet kuramadılar.
Bu durum, Moğol hükümdarı Gazan Han tarafından şu şekilde ifade edilmişti:
"Şu Türkmenler ve Karamanlılar olmasa, Moğol atlıları güneşin battığı yere kadar giderlerdi.”
Moğol işgaline ve onların işbirlikçilerine karşı kahramanca mücadele ederek, Anadolu’yu bizlere vatan yapan tüm Türkmen aşiretlerini, Karamanoğullarını, Ahileri, Babaları, Şeyhleri saygı ve rahmetle anıyor, ruhları şad, mekanları cennet olsun.
Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Sürçü lisan ettiysek afola. Hatamız olduysa bağışlana. Cümlenizi aşkı niyazla selamlıyorum.
Hamdullah Dedeoğlu
19.09.2026.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.