AHİLİK SUNUMU BİRİNCİ BÖLÜM
Amasya Cem Vakfı olarak, Amasya Belediyesi ile 19.09.2026 günü ortaklaşa olarak düzenlediğimiz "AHİLİK HAFTASI" etkinliğinde "AHİ EVRAN VE AHİLİK" konulu sunumun birinci bölümü aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
Değerli canlar, değerli dostlar,
Ahilik sadece bir esnaf teşkilatı değildi. Aynı zamanda ahlak, kültür, ilim, bilim, inanç ve askeri bir teşkilattı. Ahiler Anadolu’nun bizlere vatan olması için hayatlarını çekinmeden feda eden kahramanlardı. Onlar, Moğol işgaline kadınlı-erkekli direnen ve bu uğurda şehit olmayı seçenlerdi. Onların mücadelesini konuşmalarımızın ileriki bölümlerinde daha geniş bir şekilde anlatmaya devam edeceğiz.
Umarız sıkılmadan bizleri izlersiniz. Hepinizi aşkı niyazla selamlıyorum.
Değerli canlar,
Anadolu’daki ahiliğin kurucusu Ahi Evran’dır. Asıl adı Nasreddin Mahmud olan Ahi Evran-ı Veli, Türkmen bir aileye mensup olup, 1171 yılında İran’ın Batı Azerbaycan eyaletindeki Hoy kasabasında doğmuştur. 1261 yılında Kırşehir de Moğol işgalcileri tarafından şehit edilmiştir. Türbesi Kırşehir merkezinde bulunmaktadır.
Ahiliği anlayabilmemiz için Ahi Evran’ı anlatmamız gerekecektir. Konumuza geçmeden önce Ahi ne demek, Evran ne demek, Veli ne demek onu açıklayalım.
Ahi kelimesi, Arapça’da “Kardeş” anlamına gelmektedir. Ancak Kaşgarlı Mahmud’ın Divanı Lügati Türk adlı eserinde “Ahi” kelimesi eli açık, cömert, yiğit anlamına gelen “akı” kelimesinden türediği de belirtilmektedir.
Evran ise, büyük yılan, ejderha anlamlarına gelmektedir. Ahi Evran’ın bu ismi, tarihi kaynaklara göre, Hoy şehrinin batısında bulunan ve ejderhaya benzetilen Evrin dağından aldığıdır.
Veli kelimesi ise, dost-ahbap anlamına gelmektedir. Tasavvuftaki anlamı ise, “Allah’ı dost edinen, Allah tarafından dost edinilen kişi” olarak değerlendirilmektedir. Allah dostları, Kur’an’ı Kerim’de Yunus suresinde de yer almaktadır. Yunus Suresi, 62-63. Ayetlerinde şöyle denilmektedir:
“İyi bilin ki, şüphesiz Allah’ın dostlarına korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar, Allah’a inanmış ve O’na karşı gelmekten sakınmışlardır. Onlara dünya hayatında da ahirette de müjde vardır.”
Yani Veliliğin kaynağı Kur’an’a dayanmaktadır.
Ahi Evran, 1205 yılında hocası ve aynı zamanda şeyhi olan Evhadüddin Kirmani ile birlikte Anadolu’ya gelip Kayseri’ye yerleşti. Burada şeyhinin kızı Fatma Bacı ile evlendi. Kayseri’de debbah yani deri imalat atölyesi açtı.
Ahi Evran, Esnaf ve sanatkârlarla geliştirdiği iyi ilişkilerin de etkisiyle bu çarşıda bütün zanaatkârların lideri olarak hizmet etmeye başladı. Ancak ticaret ve imalat sanayinin Hristiyanların denetiminde olduğunu gördü. Müslümanların bunlarla rekabet edebilmesi için iyi bir örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu tespit etti..
İşte burada peygamber efendimiz Hz. Muhammedd’in Mekke’den Medine’ye göç ettiğinde yaptıklarına benzer bir uygulamayı başlattı. Müslüman esnaf ve zanaatkarları bir çatıda toplayarak aralarındaki dayanışma ve yardımlaşmayı sağladı. Bu teşkilatın ismi AHİLER yani, kardeşler teşkilatıydı.
Ahi Evran, teşkilat üyelerinin kaliteli, sağlam ve standart mal yapmalarını sağlamasının yanında onlara tekke ve zaviyelerde, dini, ilmi ve ahlaki eğitimler de veriyordu. Ahi adaylarına ayrıca kılıç, ok, mızrak kullanma da öğretiliyordu.
Ahilik çalışmayı, ibadeti ve dürüstlüğü bir bütün olarak ele alıyor, ahlaka büyük önem veriyordu.
Ahiliğe göre, güzel ahlakın olduğu yerde kardeşlik, adalet, hak ve sevgi vardır.
Değerli canlar, Birinci bölümü burada tamamlıyoruz.
İKİNCİ BÖLÜMDE DEVAM EDECEĞİZ. SÖZ SANATÇILARIMIZDA.
Hamdullah Dedeoğlu
19.09.2026.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.