ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPILMASININ AMACI NEYDİ?
Alevi köylerine cami yapılmasına Osmanlı devletinden beri devam edilmektedir. Cumhuriyetin kuruluşundan 1980 askeri darbesine kadar bu politikaya ara verilmişti. 1980’den sonra, Alevileri asimile etme politikası yeniden uygulamaya konuldu.
Devleti yöneten tekçi din anlayış, daha önceki uygulamaların zaman içerisinde başarılı olduğunu görünce, kendi mezhepçi yorumunu hakim kılmak için Alevi köylerine kimi zaman muhtarlıklar aracılığı ile kimi zaman da maddi imkanlar sağlayarak bu politikalarını devam ettirdiler. Bunun meyvelerini de zamanla topladılar. Alevi-Bektaşi inancına mensup köyleri asimile edip, inançlarından, kültürlerinden kopardılar.
Bu başarılarına örnek verecek olursak; Horasan erenlerinden Baba İlyas’ın kurmuş olduğu dergah etrafında oluşan Amasya merkeze bağlı İlyas köy ile Çorum Mecitözü ilçesine bağlı olup, ismini Baba İlyas’ın torunlarından alan Elvan Çelebi köyüdür. Her iki köyde de türbeler bulunmaktadır. İlyas köyünde Baba İlyas türbesi, Elvan Çelebi köyünde de Elvan Çelebi türbesi bulunmaktadır. Ancak her iki köyde de Alevi-Bektaşiler azınlıktadır. Zaman içinde köyde yaşayanların büyük çoğunluğunun Alevi-Bektaşi inancını terk ettikleri anlaşılmaktadır.
Yine Amasya merkeze bağlı Yassıçal köyünde Seyyid Erkonaş Baba türbesi bulunmaktadır. Bu köyde de uzun süreden beri cami bulunmaktadır. Burada yaşayanların da yavaş yavaş asimile olduklarına şahit olmaktayız.
Amasya bölgesinde yaptığımız kısa bir araştırmada; cami yapılmayan Alevi köy kalmadığını öğrendik. Alevi köylerinde cemaat olmamasına rağmen, tümünde de Diyanet tarafından atanan İmamlar bulunmaktadır.
İmamlar sadece dedenin yada bu görevi yapacak Alevi din görevlisinin olmadığı yerlerde cenaze işlerini yapmaktadırlar. Onun dışında bir görevleri bulunmamaktadır.
Oysa, 1980 öncesinde Alevi köylerindeki nüfus bugünkünden kat be kat fazlaydı. Din ve cenaze hizmetleri köylüler tarafından yürütülüyordu. Dolayısıyla nüfus çok çok azalmasına ve Alevi köylerindeki camilerde cemaat bulunmamasına rağmen, imamlar görevlerine ve devletten maaş almaya devam etmektedirler.
Burada bir art niyet yok mu? Zira devlet hiçbir cemevinin inşaatına destek vermezken, cemaati bulunmayan köylere cami yapılmasına diyanet vakfı aracılığı ile dolaylı olarak destek verilmektedir. Cemaati olmayan bu camilere imamlar atanarak maaşları devlet tarafından ödenmeye devam edilmektedir.
Buradaki amacın Alevi-Bektaşi inancına mensup vatandaşları asimile etmek olduğu net olarak anlaşılmaktadır. Bu tekçi din anlayış, daha önceki örneklerden hareket ederek elli veya yüz yıl içinde bütün Alevileri asimile edebileceklerini hesaplamaktadır. Ancak bu kez bu politikaların sonuç vermeyeceğini belirtmekte yarar var. Zira o dönemde bu kadar örgütlü bir Alevi kitlesi bulunmuyordu. Üstelik Alevilerin büyük çoğunluğu şehirlerde yaşamakta ve ibadetlerini Cemevlerinde yürütmektedirler.
Dolayısıyla, devleti yönetenlerin Osmanlı’dan kalma bu mezhepçi anlayışı terk ederek, herkesin inancına saygı duymasını ve devletin imkanlarından tüm inançların eşit olarak yararlanmasını sağlaması gerekmektedir. Ülkenin birlik ve beraberliği isteniyorsa, tüm vatandaşlara eşit hizmet verilmesi bir zorunluluktur.
Bunun yolu da Ortaçağdan kalma mezhepçi din anlayışının bir an önce terk edilerek, Cemevlerine yasal statü verilmesidir.
Hamdullah Dedeoğlu
18.07.2026.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.