19 Mayıs 2026 Salı

DÖNEK “SOLCULAR” VE YENİ İDRİS-İ BİTLİSİ’CİLER

 

DÖNEK “SOLCULAR” VE YENİ İDRİS-İ BİTLİSİ’CİLER

Seksenden önce kalma bazı “solcular” ideolojik zeminlerini kaybedince, kendilerine taban yaratmak için Alevi dernek ve vakıflara çöreklenerek mevkiler, makamlar elde ettiler.

Alevi inancıyla ve yoluyla ilgisi olmayan bu çevrelerin amacı Alevi kitlesini kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktır. Bu faaliyetlerini yaparlarken, Avrupalı bazı dostlarından da parasal destek almaktadırlar. Bunu gizlemeye bile gerek görmemektedirler.

Bu çevrelerin beslendikleri ana kaynak hep Avrupa ülkeleri ve ABD olmuştur. Yani, kısaca emperyalizmle ittifak içindedirler. Bu ittifakı da gizlemeyerek “taktik” icabı olarak göstermektedirler. Bu sözde solcular ideolojilerinden koptukları için solculuğun birinci ve esas şartı olan anti-emperyalist olma ilkesini de gizlemeye ve unutturmaya çalışmaktadırlar. Ancak Alevi kitlesinin büyük çoğunluğu, solculuğun bu ilkesini bilmediği için dönekler kendilerini gizleyebilmektedirler.

Bu tabansız dönekler, tüm politikalarını din tüccarlarının yaptıkları gibi insanların inançlarını istismar etmek üzerine kurmuşlardır. Bu dönekler aslında Alevi inancını hem bilmezler hem de inanmazlar. Slogan bazında bazı sözleri tekrar etmekten başka bir şey yapmazlar. Yani, ne Alevi inancından haberdardırlar ne de tarihinden. Çünkü okumazlar ve araştırmazlar.

Bütün bilgileri yüzeysel ve slogancılık üzerinedir. Alevi önderlerin isimlerini ağızlarından düşürmezler, ama o önderlerin  Alevi İslam inancından ve kültüründen beslendiğinden habersizdirler. Çünkü okumamışlardır. Pir Sultan’dan, Şah Hatayi’den deyiş okurlar ama, onların sözlerinin nereden geldiğini ve ne içerdiğini tam olarak bilmezler. Yani ozanların deyişlerindeki sözlerin ana kaynağının Kur’an’ı Kerim’deki ayetlere ve ayetlerin gerekçesi olan olaylara dayandığını bilmezler. Kısaca bu dönekler “kurnaz” cahillerle aynı yöntemleri kullanmaktadırlar.

Bu siyasi dönekler, Alevilerin bilincinde kötü bir şöhrete sahip olan yeni İdris-i Bitlisi'lerle ortak hareket etmektedirler. Alevi kitlesini etnik milliyetçilik temelinde Şeyh Said ve Nuri Dersimi savunucularına eklemlemek amacındadırlar. Bu da aslında savundukları ile uyumlu bir politikadır. Zira, bu eski “solcular” anti-emperyalist olma ilkesini bırakıp, emperyalizmle “taktik” ittifak kurdukları için amaçlarına ulaşmak için her şeyi mübah görmektedirler. Çünkü, savundukları ve örnek aldıkları örgütler ve şahsiyetler hayatları boyunca emperyalistlerle işbirliği içinde olmuşlardır.

Bu döneklerin diğer bir amacı da Alevi kitlesini etnik bir kimlikle eşitlemek olmuştur. Oysa, Aleviler etnik kimliğe bakmazlar. Zira Alevi inancı etnik bir inanç değil, evrenseldir. Yani içinde her türlü milletten ve ırktan insanlar bulunmaktadır. Alevi inancında ırk, renk ayrımı yoktur. Yetmiş iki millete aynı gözle bakar. Meşru savunma dışında şiddetin her türlüsüne karşıdır. Düsturu, incinsen de incitmedir.

Alevi kitlesi, her daim yaşadığı ülkenin birliğinden, dirliğinden ve bağımsızlığından yana olmuştur. Anadolu’nun Moğol işgaline en şiddetli direnişi Alevi aşiretleri göstermiştir. Karamanoğlu ve Ağaçeri aşiretlerinin direnişi buna örnektir.

Yine aynı şekilde birinci dünya savaşında doğu cephesinde Rus işgaline karşı cansiperane  savaşan Alevi-Bektaşi alayları olmuştur. Kurtuluş savaşı sırasında Mustafa Kemal’e başından itibaren destek verenlerin başında da yine Alevi kitlesi yer almıştır.

Dolayısıyla; hiç kimse Alevileri ülkemizin aleyhine kullanamaz, emperyalistlere piyon yapamaz. Zira, Aleviler tarihleri boyunca zalimin yanında değil, mazlumun yanında, işgalcinin ve zorbanın değil, ülkesinin ve halkının yanında olmuştur.  

Hamdullah Dedeoğlu

19.05.2026.

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Popular