KUR’AN’DA YAHUDİLER, HIRİSTİYANLAR VE ARAPLAR İÇİN NE DENİLİYOR?
Mekke’deki nüfusun büyük çoğunluğu tek tanrı olarak Allah’a inanmakla birlikte, her kabilenin Tanrı’ya ulaşmak için aracı olarak kullandıkları putları vardı. Bunların en büyük ve en “ulu” olanları Uzza, Lat ve Menat’dı. Bunlarla birlikte Kabe’de toplam 360 civarında put bulunuyordu. Hz. Muhammed, bu putları Allah’a “Şirk” koşmak, "ortak” olmak olarak değerlendiriyordu. Ve tek Tanrı inancına aykırı buluyordu. İnanç bakımından en büyük ayrılık buradan geliyordu. Bunun dışında, düzendeki adaletsizlikler, insanların köle olarak alınıp satılması, yoksul ve yetimlere gelirden pay verilmemesi de işin ekonomik boyutuydu.
Hz. Muhammed’in tebliğ din, bu ekonomik düzene de karşıydı. Kısaca söyleyecek olursak, Hz. Muhammed, Tanrı’nın tek ilah olduğunu, yani tevhit inancını savunurken, sosyal ve ekonomik düzende de adaleti ve paylaşmayı amaçlıyordu. Mekkeli zenginlerin en çok karşı çıktıkları gelirin paylaşılması ve kölelerin azat edilmesiydi.
Burada Hz. Muhammed’e en fazla tepki gösteren iki kişiyi örnek olarak verirsek, konumuzu daha iyi anlatmış olacağız. Bunlardan birisi köle tüccarlığı yapan ve Hz. Muhammed’in de amcası olan Ebu Leheb, diğeri de Mekke’nin en büyük tüccarı ve zengini olan Ebu Süfyan’dı. Ebu Süfyan, aynı zamanda Mekke’nin siyasi lideri ve başkanıydı. Hz. Muhammed’e Mekke’de inen ayetler incelendiğinde yukarıda anlattıklarımız daha net olarak görülecektir.
1-Medine ve çevresindeki ticaret ve üretim Yahudi kabilelerin denetiminde bulunuyordu.
2-Yahudi kodamanları tefecilik yapıyorlardı.
3-Yüksek fiyatlarla mal satıyorlardı.
4-Köle ticareti yapıyorlardı.
5-Dini açıdan İslam’ı kendi dinlerine rakip görüyorlardı.
6-Peygamberlik hakkının sadece Hz. İbrahim’in Sara adlı
eşinden gelenlerin hakkı olduğunu, Hz. Muhammed’in atalarının Hz. İbrahim’in
ikinci eşi olan, onların deyimiyle “cariye” Hacer’den geldiğini, dolayısıyla
peygamber olamayacaklarını ileri sürüyorlardı.
Yahudilerin bu gerekçeleri, onları İslam’a karşı çıkan
müşriklerin doğal müttefiki yapmıştı. Ancak, bazı Yahudi kabileleri ve Yahudi din
alimleri, Hz. Muhammed’in peygamberliğini ve İslamiyeti, Tevrat’daki bilgilerle
uyumlu olduğunu belirtiyorlardı. Bu iki farklı görüş Kur’an ayetlerinde de yer
almaktadır. Bu ayetlerden bazıları şunlardır:
84. Ayet:
MAİDE SURESİ 51. AYET:
MAİDE SURESİ 57. AYET:
AHKAF SURESİ 12. AYET:
ARAF SURESİ 159. AYET:
Ayetlerden de anlaşılacağı gibi, bütün Yahudi ve Hıristiyanlar için “dost edinmeyin” denilmiyor. “İslam’ı alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin” denilmektedir. Yani, hoşgörü ve barış içinde olanlar ayrı tutulmaktadır. Kaldı ki, Hz. Muhammed hariç Kur'an'da ismi geçen bütün peygamberler Yahudi kökenlidir. Hz. Musa, Hz. İsa da Yahudi kökenlidir. Buna ne diyecekler merak ediyorum? Fakat, bazı Profesör ünvanlı dogmatik kafalılar, yılbaşından bir gün evvel tivit atıp, “Hıristiyanlardan dost edinmeyin” diyebilmektedir. Bu bilgi fukarası ve ne okuduğunu anlamayan din bezirganı, 21. Yüzyılda yaşadığndan, insan hakları evrensel beyannamesinden, cumhuriyet rejimlerinde devlet ve din işlerinin birbirinden ayrıldığından, laiklik ilkesi ile inanç özgürlüğünün sağlandığından her halde habersiz yaşamaktadır. Üstelik, Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındaki ayetlerin, o dönemin şartlarında Hz. Muhammed’e indirildiğini de düşünememektedirler. O tarihte donup kalmışlar. Bu kafadan bilim adamı çıkar mı? Çıksa, çıksa din bezirganı çıkar, Ebu Lehebler çıkar, Ebu Süfyanlar çıkar, Taliban çıkar, İŞİD'ci çıkar.
KUR'AN'DA ARAP KAVMİ İÇİN NE DENİLİYOR?

TEVBE SURESİ, 97. VE 98. AYET:
Saygılarımla.
Hamdullah Dedeoğlu
01.01.2021.
*Kur’an ayetleri, Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ve Elmalı
Hamdi Yazır’ın çevirisinden alınmıştır.








Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.