6 Mayıs 2026 Çarşamba

DERSİM İSYANININ NEDENİ NEYDİ?

 DERSİM İSYANININ NEDENİ NEYDİ?

Türkiye gündemine sık sık getirilen Dersim olayının ya da diğer deyimle “Dersim katliamı”nın nedeni neydi? Bu makalemizde devletin  hiçbir resmi belgesini kullanmadan olayı açıklamaya çalışacağız. Kaynağımız, hem Koçgiri hem de Dersim isyanları içinde olan ve isyanların teorisyenliğini yapan Veteriner Hekim Nuri Dersimi’nin kaleme aldığı  “DERSİM VE KÜRT MİLLİ MÜCSDELESİNE DAİR HATIRATIM” ile “KÜRDİSTAN TARİHİNDE DERSİM” adlı eserleri olacaktır.

Nuri Dersimi’nin de kitabında başlık olarak kullandığı isimden de anlaşılacağı gibi, “Alevi İsyanı” yada “Alevi Tarihi” denilmemektedir. Zaten, Nuri Dersimi’ye ait her iki kitap yakından incelendiğinde; isyanın Alevilikle ilgisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde; Nuri Dersimi kimdir? Kısaca özetlemekte yarar var.

Nuri Dersimi, İstanbul Yüksek Baytar Mektebi mezunu olup, birinci dünya savaşında Osmanlı ordusunda baytar olarak görev almıştır. Rus ordularının Erzurum’a kadar gelmeleri üzerine oluşturulan Alevi-Bektaşi alaylarında Hacı Bektaş Postnişini Çelebi Cemalletin Efendi’nin danışmanı olarak görev yapmıştır.  

Savaştan sonra Dersim, Sivas, Erzincan vilayetlerinde veteriner hekim olarak görev almıştır. Ancak bu görevleri sırasında kendi ifadesi ile her daim “Kürt Milliyetçiliği”ni önde tutmuştur. Yani, Nuri Dersimi’nin Alevilik ya da Alevilerin haklarını savunmak gibi bir amacı bulunmamaktadır.

Nuri Dersimi, İstanbul’da öğrenci iken, 1912’de kurulan “Kürdistan Muhiban (sevenler) Cemiyeti” nin genel sekreterliğini yapar. Kurtuluş savaşının devam ettiği 1921 yılında Sivas-Zara bölgesinde “Kürt Devleti” kurmak için ayaklanan Koçgiri isyanına destek verir. Bu nedenle de idam cezasına çarptırılır. Ancak daha sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan bir kanunla bu cezası affedilir. Veteriner hekimlik mesleğine ise, 1936 yılına kadar devam eder. Ancak, “Kürt Devleti” kurmak amacından hiçbir zaman vazgeçmez.

Nuri Dersimi’nin amacına ulaşmak için neler yaptığını kendi yazdığı eserde verdiği bilgilerle anlatalım: 1918 yılında görev yaptığı Sivas’taki faaliyetlerini şöyle anlatmaktadır:

KOÇGİRİ İSYANI

Zara-Divriği-Kangal-Hafik ilçeleri arasında temaslara geçilerek, rt nüfus kesafeti (yoğunluğu), bulunan Ümraniye Beypinar-Celalli-Sincan-Hamo-Zmara ve Domurca nahiyeleri merkezlerinde birer «Kürdistan Teali Cemiyeti» şubesi açılarak Kürtler arasında kuvetli bir milli cereyan meydana getirmeğe muvaffak olmuştum. Aynı şekilde Dersimde de Alişer vasıtasıyla teşkilat yapılmasına devam olunuyordu.(Kürdistan Tarihinde Dersim, Sayfa, 122)

Nuri Dersimi’nin bahsettiği dönemde; Osmanlı Devleti ile İtilaf devletleri İngiltere ve Fransa arasında Sevr anlaşması imzalanmış ve anlaşma gerekçe gösterilerek, doğu Anadolu’da “Bağımsız Kürdistan Devleti" kurulması amaçlanıyordu. Kürdistan Teali Cemiyeti de “Kürt” devletini kurmak için itilaf devletleri ile işbirliği içinde bulunuyordu.

Nuri Dersimi, bu işbirliğini şöyle anlatmaktadır:

Dersimliler adına mufassal (özet) bir rapor tanzim ederek, Kürdistan Teali Cemiyeti vasıtasıyla İtilaf Devletleri mümesillerine gönderdik. Bu raporda, Ankara hükümetinin tâzyikiyle çektirilen ve mahiyeti yukarda yazılı telgrafta bahis konusu olan iddiayı red ve tekzip etmekle beraber, bağımsız bir Kürdistan yaratılmasını istedik. (Kürdistan Tarihinde Dersim, Sayfa, 125

Koçgiri isyanın hazırlandığı 1921 yılında işgalci Yunan ordusu ile Kütahya ve Eskişehir muharebeleri yapılmaktadır. Durumun ciddiyetini haber alan Mustafa Kemal, isyanın ele başlarından olan Nuri Dersimi ve Alişan Beye milletvekilliği teklif eder. 

Nuri Dersimi ilgili kitabında bunu şöyle anlatmaktadır:

Telıhkeyi sezmiş olduğumuzdan, Alişan Sivas mebusluğu adayğından çekildi. Ben dahi, Mustafa Kemal başkanlığındaki temsil heyeti hükümetine iştirak edemiyeceğimi Sivas vilayet mektupçusu Divrikli Ayan bey oğlu vasıtasıyla bildirdim. Çünkü, Dersimdeki teşkilatımızın inkişafı (gelişmesi) ümitlerimizi kuvvetlendiriyordu.(Aynı eser, Sayfa, 125)

Kürt devleti kurmak için isyan hareketini örgütleyen Nuri Dersimi, bölge insanın inancını istismar etmekten de kaçınmaz. İsyana destek sağlamak amacıyla Alevi aşiretlerle toplantı düzenleyerek, Tekke’de yemin ettirir. Bu olay kitabında şöyle ifade edilmektedir:

Kürt milli teşkilatına iştirak eden aşiretler arasında, Türkçe konuşan alevi köylüler dahi vardı ve bunlar mükemmelen silahlandırılmışlardı.

336 (1920) yı başlangıcında, Kangal ilçesinin Yellice nahiyesinin Hüseyin Aptal tekkesinde önemli bir toplantı yaptırmıştım. Bu toplantıya Canbegan, Kürmeşan ve diğer aşiretler ve o mıntıkadaki bütün Kürtler iştirak etmişti.

Toplantıda hazır bulunanların cümlesi and içerek: Sevr muahedesinin (anlaşmasının) tatbikini ve Diyarbekir, Van, Bitlis, Elaziz-Dersim-Koçgiri mıntıkalarını ihtiva eden bağımsız bir Kürdistan teşkilini başarmak için silaha sarılmağa ve bu uğurda sonuna kadar savaşmağa tam bir ittifakla karar verdiler. (Kürdistan Tarihinde Dersim, sayfa, 126)

Nuri Dersimi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gönderilen nasihat heyetinin tüm ısrarlarına rağmen, isyan kararından vazgeçmez. İsyan, cepheden çekilen ordu birlikleri ve Topal Osman’nın milis güçlerinin desteği ile bastırılır. Bastırılma sırasında silahlı-silahsız, ayırımı yapılmadan çok sayıda insan hayatını kaybeder.

Türkiye Büyük Millet Meclisi iç barışı sağlamak açısından Koçgiri İsyanında yer alanları affeden bir kanun çıkarır. Daha sonra bu affa Nuri Dersimi de dahil edilir.

DERSİM İSYANI

Ancak, bu olaylardan ders almayan Nuri Dersimi, daha sonra Dersim bölgesinde faaliyetlerine devam eder. Amacı bağımsız bir Kürt devleti kurmaktır. Bölgedeki faaliyetlerini şöyle anlatmaktadır:

Dersim'de son derecede mevki kazanmıştım. Aşiretler arasında, kalemimden bir çok defalar kan damladığını gördüklerini iddia ederlerdi. Bu münasebetle de her tarafta kadın, kız ve umum Dersim gençleri büyük bir sevgiyle beni karşılarlardı. Ve aşiret reisleri birer bahaneyle beni Seyit Rıza'dan almak ve kendileriyle münasebet tesis etmek fikrini izhar ederlerdi.. Böyle olmakla beraber molla ve hoca değil, çok büyük akıl ve zekâ sahibi olmaklığımla beraber Koçgiri Kürt istiklâl Savaşı'nda büyük bir rol oynadığımı düşünerek, harpçı, cesur bir şahıs olduğuma inanmışlardı. Ve bu noktayı nazardan her tarafta büyük sevgi ve muhabbetle karşılıyorlardı.”  (Hatıratım, Sayfa, 121)

Dersimdeki isyancı aşiretlerin lideri olan Seyit Rıza, yetkilerini Nuri Dersimi’ye devreder. Hatıratım adlı kitabında bunu şöyle yazmaktadır:

“Seyit Rıza, Dersimliler namına bütün selahiyeti (yetkiyi) Türk hükümetine müteveccih (yönelik-İlgili) olmak üzere bana tevdi etmişti. (Hatıratım, Sayfa, 113)

Bu yetkiden de anlaşılacağı üzere, isyan hareketinin tüm faaliyetlerini yönetme ve yürütme görevi Nuri Dersimi’ye devredilmiş bulunuyor. Bu yetkilerle donatılan Nuri Dersimi, tüm aracıların, nasihat heyetlerinin önerilerini reddederek, isyan hazırlıklarına Alişer ile birlikte devam eder.

Nuri Dersimi kitabında Alişer hakkında şu bilgileri vermektedir:

Alişer, Koçgiri isyanında yöneticilik yapmış, bütün silahlı milisleri yönetmiş birisidir. Birinci dünya savaşı sırasında Rus orduları ile işbirliği içinde olup, onların himayesinde bir “Kürdistan” kurmayı amaç edinmiş bir kişiydi. Dersim isyanı sırasında bir kısım isyancı kuvvetlere de liderlik yapmıştır.

Hükümet; bütün iyi niyetine rağmen isyancıların eylemlerine ve karakol baskınlarına devam ettiğini görünce, kapsamlı bir askeri harekata karar verir. 1937 ilk baharında hazırlıklara başlanır. Bu durumu gören Seyit Rıza, bölge valisi ve sıkıyönetim komutanı general Abdullah Alpdoğan’a bir aracı gönderir.

Nuri Dersimi bu görüşmeyi şöyle anlatmaktadır:

Türk hükümeti, Batı vilayetlerinde mevzii seferberlik ilan ederek, 26, 28 doğumluları silah allına almış ve general İsmet İnönü, Dersimdeki kıtaları teftişe gelmişti.

 Seit Riza, general Alpdoğana bilvasıta yeniden başvurmuş ve rt milli haklarına saygı gösterilmek ve oğlunun katilleriyle müşevvikleri kanun pençesine teslim olunmak şartiyla askeri kuvvetlerden müsadere edilen harp teçhizatını ve esir edilen subay ve erleri geri döndürmeğe razi olacağını bildirmişti. Alpdoğan ise, bu teklife karşı, Seit Riza ile müttefiklerinin 80 bin mavzeri hamilen kayıtsız şartsız teslim olmalarından başka çare olmadığı bildirmişti.(Kürdistan Tarihinde Dersim, Sayfa, 274)

Bu görüşmelerden bir netice çıkmayınca ordu harekete geçer. Uçak dahil, tüm ağır silahlarla bastırma harekatı başlar. Ancak bu bastırma harekatı sırasında binlerce masum insan da hayatını kaybeder. Hatta isyana katılmayan aşiret mensuplarına karşı da şiddete başvurularak binlerce insan katledilir.

Nuri Dersimi, çatışan iki güç arasında isyancıların yenileceğini anlamıştır. Zira kendisi de aynı zamanda savaş ve çatışmalarda bulunmuş bir askerdir. Seyyid Rıza da durumun farkındadır. Nuri Dersimi’yi yurt dışında destek istemekle görevlendirir.  Dersimi, bunu şöyle anlatmaktadır:

Meseleyi pek yakından tetkik etmiş ve neticede başarı elde edilemeyeceğini biliyordum. Seyit Rıza tarafından Elaziz'e gönderilmiş olan hususi ve gizli bir adamıyla temasımızda; dış devletlerden bir yardım talebi ümid ediyor ve bu ödevi de bana tevcih etmiş bulunuyordu.

“....Artık vaziyetten emin değildim. Harp bütün şiddetiyle devam ediyordu. Ordu zabitanından bazıları ve hassaten müfettişlik baytarı, meslektaşım....tarafından aldığım haberlerde pek yakında çiftliğimde imha edileceğim ve Elaziz merkezinde diğer bazı Kürt zümresinin de Elaziz'de bu imha listesine dahil edildikleri bize ihbar edilmiş ve hakikate vakıf olmuştum. Dış devletlere müracat etmek üzere ülkeden ayrılacağımı da Seyit Rıza'ya bildirmiştim. (Hatıratım, Sayfa, 184) 

Nuri Dersimi 1937’de Suriye’ye kaçar ve orada faaliyetlerine devam eder. İngiliz, Fransız ve diğer Avrupalı istihbaratçı ve diplomatlara Kürt hareketi hakkında bilgi verir.

Nuri Dersimi bu görüşmelerinden birini şöyle ifade etmektedir:

12 Ekim 1946'da Şark Ingiliz İstihbarat yüzbaşısı Leon Muradyon beni istediğinden Halep'te evine giderek bazı suallerine kafi cevap vermiştim. Ve her Kürt'ün Kürdistan milli gayesi uğrunda her türlü tehlikeyi gözönüne alarak çalışmak mecburiyetinde olduğunu da ilave etmiştim.(Hatıratım, Sayfa, 212)

Nuri Dersimi’nin iki kitabında kendi yazdıklarını özetledik. Yazdıklarından da görüleceği gibi, bütün hayatı boyunca Kürt devleti kurmak hayaliyle hareket ettiği görülmektedir. Yani, Alevilik ile ilgili bir talebi ya da bu doğrultuda bir amacı bulunmamaktadır.

İkincisi, Kürt devletini kurmak için hayatı boyunca emperyalist ülkelerle işbirliği içinde olduğu anlaşılmaktadır. Yüzyıllarca birlikte yaşadığı Türkleri düşmanlaştırarak, yabancılarla dost olmaya özen gösterdiği görülmektedir. Bu doğrultuda Türkler için “düşman” diyebilmekte ve hakaret varan ifadeler kullanmaktadır. Biz buraya o kelimeleri almadık. Zira, o ifadeleri ancak ırkçı birisi kullanabilir.

Sonuç olarak, Dersim isyanı bir katliamla sonuçlanmıştır. Bu doğrudur. Ancak buna “Alevi Katliamı” denemez. Zira, isyancıların amacının Alevilikle bir ilgisi bulunmamaktadır. Eğer Dersim olayları Alevi katliamı olsaydı, Karadeniz de, Egede, kısaca Türkiye’nin her yerindeki Aleviler katledilirdi.

Kendi memleketim olan Amasya’dan örnek verecek olursam, Amasya’daki Alevi-Bektaşilerin nüfusu Tunceli’deki toplam nüfustan fazladır. Bu örnekler de Dersim’de yaşananların Alevilikle bir ilgisinin bulunmadığını gösterir. Ancak, inanç istisimarcıları olayı çarpıtarak buradan rant elde etmek istemektedirler. Nasıl ki, kendi emellerini gerçekleştirmek için insanlara tekke ve zaviyelerde kutsallar üzerine yemin ettirerek kandırmışlarsa, aynı tezgahı devam ettirmek istemektedirler.

Bu inanç tüccarlarına buradan seslenmek istiyorum:

Seksen yıldır Alevi kitlesini inanç üzerinden sömürüyorsunuz. İnin artık Alevilerin sırtından.  

Hamdullah Dedeoğlu

06.05.2026.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Popular