19 Ocak 2026 Pazartesi

KURMANÇ DİLİ TACİKÇE’NİN BİR LEHÇESİ Mİ? (1)

 

KURMANÇ DİLİ TACİKÇE’NİN BİR LEHÇESİ Mİ? (1)

Daha önceki makalelerimizde Kurmanç dili ile klasik Farsça arasındaki ilişkisine değinmiştik. Bu makalelerimizde, Kurmanç dilindeki kelimelerin Farsça kökenli olmaları üzerinde durmuştuk.

Son edindiğimiz bilgilerde ise, Kurmanç dilinin Farsça’nın batı lehçelerinden ziyade doğu lehçelerine daha yakın olduğunu tespit etmiş bulunmaktayız. Bu değerlendirmeye de Kaşgarlı Mahmud’un yazmış olduğu “DİVAN-U LUGATİ’T TÜRK” eserini incelerken ulaştık. İlgili eserde şu bölüm dikkatimizi çekti. METİN-ÇEVİRİ-NOTLAR” bölümünün 11. sayfasında şöyle denilmekteydi:

“Balasagunlular Soğdca ve Türkçe konuşurlar. Tıraz’lılar ve Beyza Şehri halkı da böyledir.” (Hazırlayanlar Ahmet B. Ercilasun-Ziyat Akkoyunlu, Türk Dil Kurumu Yayınları, 2025)

Aynı eserde, sözcükler bölümünde "SOGDAK" tanımlaması için ise, şöyle denilmektedir:

"Buhara ve Semerkant arasındaki Soğd bölgesinden olan, Balasagun'a konan, Türkler gibi giyinip onların huylarını alan iki dilli bir kavim" (Sayfa, 826)

Aynı eserin 187. sayfasında ise, Yerli halkla iç içe yaşayan Türkler-Oğuzlar için kendi dillerindeki kelimeleri bırakıp, Farsça olanı tercih ettikleri belirtilmektedir.

Kaşgarlı Mahmud, bu eseri 11. yüzyılda yazmıştı. Yani, Moğol işgalinden önce kaleme alınmıştı. Dolayısıyla bu eserde, Orta Asya ve Horasan bölgesinden batıya yapılacak olan göçlerden öncesi anlatılmaktadır. O dönemde, Orta Asya’da bir Türk devleti olan Karahanlılar devleti bulunuyordu.

O halde, Kaşgarlı Mahmud’un eserinde belirttiği Soğdça dili ne idi? Ya da Soğdlar kimdi? Bunu araştırmamız gerekiyordu.

Araştırmalarımız sonunda, Soğdların yaşadığı bölgenin; Aral gölüne dökülen Ceyhun nehri ile başladığını ve bugünkü Tacikistan’a kadar olan toprakları kapsadığını öğrendik. Nitekim, Tacikistanlılar da atalarının Soğdlar olduğunu savunmaktadırlar.

Soğdlar hakkında tarihçi ve aynı zamanda bir dil uzmanı olan Prof. Dr. Süer Eker, “ORTA ASYA’NIN İRANİ HALKI TACİKLER” adlı makalesinde Soğdlar hakkında şu bilgileri vermektedir:

Tacikler: Orta Asya’nın Yerlileri

Soğdlardan Taciklere: Bugünkü Özbekistan‟ın doğusuyla Tacikistan toprakları Doğu Türkistan‟ın batısı, Antik Soğd (İng. Sogdiana) halkının ve mirasçılarının en az iki bin yıldır ana yurdudur, yani Tacik ana yurdu, Pamir Dağları‟ndan Amu Derya‟ya (Ceyhun nehri) değin uzanan geniş bir alandır. Türk tarihinde Soğd, Soğdak olarak tanınan coğrafya ve bu coğrafyanın tüccar ve diplomat sakinleri Soğdlar, doğudan batıya, batıdan doğuya din, ticaret ve diplomasi aracılığıyla yüzyıllar boyunca çok farklı kültürleri harmanlamışlardı. Pers İmparatorluğu ile Birinci Türk Kağanlığı‟nın, MS 565‟te Heftalit İmparatorluğu‟nu müşterek bir operasyonla ortadan kaldırmalarının ardından yapılan paylaşımda Soğd, Türk tarafının savaş ganimetiydi.” (Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2011, sayfa, 356 )

Süer Hoca, Taciklerin İranlılardan, yani Farslılardan farklı bir dile ve kültüre sahip olduklarını belirterek, makalesine şöyle devam etmektedir:

Tacikler ve Farslar (İranlılar): Gerçekte Tacikler, İran platosundaki Farsların doğrudan bir uzantısı değildir. Her iki topluluk da İran dilli olmalarına; dilde, kültürde ve dinde ortak değerleri paylaşmalarına karşın Taciklerle İranlıların etnik ve dilbilimsel kökenleri farklıdır. Farslar, Eski Pers ve Sasani imparatorluklarının; Tacikler ise Baktir, Soğd ve Part gibi Doğu siyasi coğrafyalarındaki İran topluluklarının modern temsilcileridir. “ (Aynı eser, sayfa, 358)

Soğdların, Türklerle Orta Asya’daki ilişkisinin Anadolu’da da devam ettğini görmekteyiz. Gerek Selçuklularla gerekse de Horasan’ın Moğol işgalinden sonra, Soğdların yani, Tacik kökenli aydın ve halk kesiminin de Türklerle birlikte olduklarına şahit olmaktayız. Süer Hoca, bu konuda ünlü düşünür ve mutasavvuf Mevlana Celaleddin Rumi’nin Tacik kökenli olduğunu belirterek, şöyle demektedir:

Mevlana Tacik’tir, ‘Meditsina’ Tacikçedir: Bugün, ulusalcı Tacik aydınları da, tıpkı İranlı-Fars aydınları gibi, dünyanın en eski uygarlıklarının, Perslerin, Soğdların mirasçıları ve Orta Asya‟nın en eski sakinleri oldukları inancı ve gururu içindedir.

 Ebu Hanife, Gazali, Tirmizî, Ebu Davut, İmam Buhari gibi İslam büyükleri, Rudeki, Mevlana gibi sanatçılar, ilahiyatçılar, felsefeciler Tacik‟tir. Rahmon‟un ifadesiyle Mevlana Tacikistan‟ın güneyinde Vahş bölgesinde doğmuştur. Belh‟e sonradan gitmiştir. Rudeki, Ebul Kasım Firdevsi‟nin Şehnamesi, Mevlana‟nın Mesnevi-yi Manevisi vd. eserler seçkin Tacik ulusunun adeta pasaportlarıdır. Samanilerin kalpgâh‟ı Buhara ve Semerkand aynı zamanda uygarlıkların merkezidir.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergin Ayan da KARAHANLILARIN SELÇUKLU EGEMENLİĞİNE GİRME SÜRECİ “  isimli makalesinde aynı konu hakkında şu bilgileri vermektedir:

Balasagunlular Sogd lehçesi (Kaşgarlı’ya göre “Soğdlar Balasagun'a gelip yerleşmiş olan bir kavimdir. Bunlar Buhara ile Semerkand arasında bulunan Soğddandır. Ancak bunlar, Türk kılığına bürünmüşler ve Türklerin huylarını edinmişlerdir.”) ve Türkçe kullanırlar. Tıraz ve Bayda şehirlerinin halkı da böyledir. İsbicâb ile Balasagun arasındaki bölgede yer alan Argu (argu “iki dağ arası” demektir. Bundan alınarak Taraz ile Balasagun arasındaki şehirlere Argu denmiştir; çünkü orası iki dağ arasındadır) şehirleri halkının dili arı değildir. Kaşgar'ın Kançak lehçesinde konuşan köyleri vardır. Şehrin içinde ise Hakani (Karahanlı) Türkçesi konuşulur. Balasagun ve o civardaki Argu şehirleri halkının dilinde “şehir (balda)” demektir.( Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2015, Cilt, 4, Sayı 3, Sayfa, 4)

Süer ve Ergin Hocalarımızın verdiği bu bilgiler, Kaşgarlı Mahmud’un “Divanu Lugati’t Türk” eserinde yer alan bilgileri doğrulamaktadır. Yani Soğdlarla Türkler içiçe yaşadıkları için; çift dilliydiler ve birbirlerinin kültürlerini etkilemişlerdi. Nitekim, bugünkü Türkçe’de yüzlerce Tacikçe kelime bulunduğu gibi, yine aynı şekilde Tacikçe de de onlarca Türkçe kelime yer almaktadır. Ancak hakim ve yönetici kavim Türkler olduğu için; Anadolu’ya gelen Soğd-Tacik kökenli halkın bir kısmının zamanla Türkleştiği, bir kısmının ise, eski dillerini kullandığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda verdiğimiz bilgilerden sonra, makalemizin ana konusuna geçebiliriz. Anadolu’da yaşayan Kurmançca konuşan topuluklar atalarından hep şu sözlü anlatımları duymuşlardı: “Biz Horasan’dan geldik.” Bu sözlü anlatım aslında doğruydu. Zira, Kurmanç dilini bilen birisi olarak, Tacikçe kelimelerle yaptığım karşılaştırmalar beni ilginç bir sonuca götürdü. Tacikçe ile Kurmancça kelimeler arasında birebir  aynı olan sözcüklerin çokluğu beni oldukça şaşırttı. Bugün Tacikistan’da kullanılan Kiril (Rus ) alfabesiyle yazılmış TACİKÇE SÖZLÜK” te aldığım kelimelerin yazılışına ve okunuşuna baktığımda, aradan bin yıl geçmesine rağmen, birebir aynı olması beni tarihin derinliklerine götürdü.

Ancak, makaleyi uzun tutmamak amacıyla Kurmanç kelimeler ile Tacikçe arasındaki benzerlikleri ve Kurmançların etnik kimliği hakkında vardığım sonuçları ikinci makalemizde ele alacağız. 

 İkinci makalemizde buluşmak dileği ile...

Hamdullah Dedeoğlu.

19.01.2026.

Kaynaklar:

--Divanu Lugati’t Türk, Hazırlayanlar, Ahmet B. Ercilasun-Ziyat Akkoyunlu, Türk Dil Kurumu, 2025.

--Prof. Dr. Süer Eker, Orta Asya’nın İrani Halkı Tacikler Adlı Makalesi, Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 2011,

--Prof. Dr. Ergin Ayan, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Karahanlıların Selçuklu Egemenliğine Girme Süreci” isimli makalesi. (Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi, 2015, Cilt 4, Sayı, 3)

Ek: Karahanlılar Devletinin Haritası

KARAHANLILAR DEVLETİ 840-1212


 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Popular