2 Mart 2026 Pazartesi

EMPERYALİZMİN İRAN SALDIRISI VE İÇ CEPHENİN ÖNEMİ

 EMPERYALİZMİN İRAN SALDIRISI VE İÇ CEPHENİN ÖNEMİ

Emperyalist güçler yine bahaneler üreterek bölgemizde saldırılarına devam etmektedirler. Irak, Libya ve Suriye’den sonra, bu kez hedefe koydukları İran’a saldırdılar. Bahaneleri her zamanki yalanlarından biri olan “nükleer silah üretmek.”  Hegemon güçlere herşey serbest, ancak başkaları yaparsa “suç” oluyor. Bu küstahlığı da sahip oldukları silah ve teknoloji sayesinde gerçekleştirmektedirler. Oysa, bu bahanelerin arkasında esas amaç saldırı düzenledikleri ülkelerin doğal kaynaklarını ele geçirmek bulunmaktadır.

Emperyalizm, saldırılarında din ve ırk tanımamaktadır. Bir ay önce Hrıstiyan dinine mensup Venezuela’ya yaptıkları saldırıdan sonra bu kez bir İslam ülkesi olan İran’ı hedefe koydular. Ülkenin siyasi, askeri ve din adamlarına suikastlar yaparlarken, aynı zamanda savunma tesislerine de çok ağır saldırılar düzenlemektedirler.

Emperyalistlerin saldırıları şüphesiz uluslararası hukuka aykırı eylemlerdir. Peki, burada ülkeyi yönetenlerin hiç mi kabahati yok?  İki bin beş yüz yıllık bir devlet geleneği olan İran bu duruma nasıl geldi? Eğer ülkelerini iyi yönetmiş olsalardı, emperyalistler bu kadar pervasız saldırılarda bulunabilir miydi? Kesinlikle bulunamazlardı.

O halde bunun nedeni neydi? Bize göre bunun nedeni akıldan, bilimden uzak olmaları ve toplumu adaletten, özgürlükten yoksun bırakmalarıdır. Yedinci yüzyıldaki yaşam tarzını ve hukukunu kendisine rehber edinen, farklı siyasal düşüncelerin örgütlenmesine izin vermeyen ve toplumu baskı altında tutan bir rejim, yirmi birinci yüzyılda sanayi ülkelerinin seviyesine gelebilir mi?

Yine aynı şekilde 7. yüzyıldaki düşünce sistemi ile toplumda refahı sağlayabilir misiniz? Nitekim sağlayamamışlardır. Petrol ve doğalgaz kaynakları bakımından dünyada ilk sıralarda yer alan İran, halkına layık olduğu refahı sağlayamamıştır. Zira kaynaklar iyi değerlendirilmemiş, halkın büyük çoğunluğu yoksulluk içindedir. Ülkenin kaynakları “CİHAD” adı altında bölgesel güç olma ve sahip olduğu teolojik inancını yayma amaçları doğrultusunda kullanılmıştır.

Oysa, akılcı bir politika uygulamış olsaydı bilime, araştırma-geliştirme merkezlerine, savunma sanayisine ve diğer sektörlerin gelişmesine yatırımlar yapılsaydı, emperyalistler bu kadar rahat saldıramazdı. Elli yıl önceki uçaklarla, gemilerle, hava savunma sistemleri ile ülke savunulur mu? Ordunun ve yönetimin en üst kademesini oluşturan yöneticilerin toptan katledilmesi nasıl izah edilebilir? Böyle devlet yönetilir mi?

Emperyalizmin İran’a yaptığı saldırı ve katliamlar İslam coğrafyasında yer alan ülkelere şunu göstermiştir:

1-Yedinci yüzyıldaki hukuk (şeriat) anlayışı ile 21. yüzyılda devlet ve toplum yönetilemez.

2- Hamaset ve yapay algılarla bir devletin ve ülkenin devamı sağlanamaz.

3-Adaletin ve özgürlüğün olmadığı bir ülkede gelişme ve kalkınma olmaz.

4-Planlı bir ekonomi uygulanmadan, ülke sorunları çözülemez.

5-Laiklik olmadan, farklı inançta olan insanların birlik ve beraberliği sağlanamaz.

6-İç cepheyi sağlam tutmadan, dış saldırılara karşı dik durulamaz. (Emperyalizmin Venezuela ve İran saldırısı buna örnektir)

7-Başka ülkelerin silah sistemlerine bağlıysanız, bağımsız bir devlet olamazsınız. Saldırı ve tehditlere açık olursunuz.

8-Emperyalizme karşı uluslararası dayanışma ve birlik sağlanmadan başarı elde edilemez. Bunun yolu; emperyalizmin tehdidi ve saldırısı altında olan ülkelerin ayrı bir blok kurmasından geçmektedir. Zira, emperyalistler birlikte saldırmaktadırlar. Ezilen ülkelerin bu saldırılarına karşı birlikte direnmekten başka çareleri bulunmamaktadır. Aksi taktirde, emperyalist saldırılara karşı tek başlarına (nükleer silahı olanlar hariç) başarılı olmaları mümkün olmayacaktır.   

Hamdullah Dedeoğlu

02.03.2026.

 

 

 

Popular